TC rejimi, tarih çöplüğünde çürüyen Alman Nazizmi, İtalya Faşizmi ve İspanya Falanjizminin çağdaşı, aynı kıyıcı kültür, ırkçı ideolojinin pınarından doğma kardeşidir.
Almanlar Nazi ırkçılığını, İtalya Faşizmi, İspanyollar Falanjizmi gömerek utancın kirinden arındılar. Almanya bugün eyaletler bütünü. Ülkede dünyanın bütün dilleri konuşulmakta, renkleri harmanlaşmakta. Okullarda Türkçe dersi bile okutulmakta.
 İspanya’da Basklıların yurdu özgür, İtalya’nın kuzeyindeki 30 bin nüfuslu Ladino kasabası bile kadim kültürü ve diliyle kendisi...
Ama TC rejimi, Batı çıkarlarına bekçilik karşılığında, bu çağın da yangını... Yer yüzünde, „insanlık onuru” diye, bir üstün değer yargısının varlığından haberdar olmayanlardan insanlık ummuyor, beklemiyoruz. Ama nineleri, dedeleri kurşunlanıp postal altında ezilmiş, babaları, kardeşlerine dışkı yedirilmiş Kürdistan’ın çocukları çağ yangınına isyan ettiler.
Kimse dünyayı kandırmaya kalkışmasın. İsyancı Kürt sayısı binler, yüzbinler değil, milyonlardır.
Aziz Nesin’in yüzdesini açıkladığı aptalların da anlaması için açıkça söyleyelim:
PKK, bir örgütlenmenin fedailerinden ibaret değildir. Onuru kırık, her yanı yara içindeki her Kürt, PKK gönüldaşı, yandaşı, destekçisidir. Bu bir gerçek...
Barış ve Demokrasi Partisine (BDP) verilen oylar, rakamı belirlemektedir. BDP, son seçimde üç milyon kişinin oyunu almıştır. Her birinin ardında, oy verme yaşında olmayan dört kişinin bulunduğu hesabıyla yola çıkarsak, 12 milyon kişinin desteği demektir, bu.
Bu muazzam bir güçtür. Kaldı ki, bu durumda PKK dağda çoban, tarlada rençber, şehirde aydın, entelektüel, esnaf, tüccar, küçük çaplı da olsa sanayici, zanaatkar, sokakta gezginci satıcı, orada burada çalışandır.
O halde, polis ve asker ordularıyla şehirleri kuşatıp, dağlara yayılarak, kimin ne olduğunu ayırt edemdiğiniz, bilemeyeceğiniz insanları öldüre öldüre PKK’yi bitiremezsiniz.
“Bitiridim” diye sevindiğin anda, biri ötede başını kaldırıp, ‘’ben buradayım” diyecektir.
Kürdistan’ın en dağınık, örgütsüz olduğu dönemlerde dedeleriniz, babalarınız çağ yangını olarak, Kürtleri kılıçtan geçirerek, idam ayinleri düzenleyerek bitirmeye kalkıştılar.
Aldıkları sonuç ortada. Alın, görün ve seyreleyin bugünkü manzarayı.
Türk ordusu Kürdistan dağlarını napalm bombaları yağdırırken, Silvan’da gerilla karşılık verince, Türk ırkçılığı bir kere daha, „köle efendisine kafa tutmuş” gibi kalıbından çıkıyor, „devlet galeyancıları” da saldırıya geçiyordu. Irkçı aşıdan geçirdiği öğrencilerinin Çorum’da, Maraş’da Alevi, Kürt katliam yapması nedeniyle, utançtan dışarıya çıkmaması gerekirken, bugün Türk ırkçılığının „ağır abisi” olarak baş köşede yazıyor, AKP’ye akıldanelik satan Taha Akyol, dünkü yazısında „ırkçılığın galeyan” hallerini „hayatiyet tablosu” olarak sunuyordu. „Hayatiyet”, Kürtlerin azınlıkta ve yalnız oldukları yerlerde linç edilmek üzere kıstırılması, Kürdistan’ın ses bayraklarından Aynur Doğan İstanbul’da Ahmet Kaya benzeri, vahşi hücuma maruz kalmasıydı. Vicdanlarını ve insaniyetlerinin menzilini sevdiğim Türk kalemler, kurtların kuşatılmasında kalan Aynur’u „Türklerin yas gününde Kürtçe şarkı söylemek” ve kurt ulumalarına zafer işaretiyle cevap vermekle suçluyorlardı. 
Aydın’ın Germencik ilçesinde, vahşilerin linç hurucundan kurtulanlardan biri de Ağrılı Fevzi Çelik’ti. Çelik’in amca oğlu Vefa Çelik, „Mehmetçik” payeli olarak Silvan’da ölmüştü. Vefa’nın cenazesi Türk bayrağına sarılarak ailesine teslim ediliyor, ama Fevzi, sevinçten halay çekti yalanıyla linç edilmeye kalkışılıyordu. Anlayacağınız, TC ırkçılığına hizmette ölüm „iyi”, gerisi „kötü Kürt” olmaktı.
Biz, insanlığın utancı, ama bunların „şeref payesi” olan galeyan hallerini gazeteci Ali Kemal’in katli, 1945’de Tan gazetesi baskını, 6-7 Eylül 1955’de İstanbul vahşeti, 1978’de Çorum, Maraş katliamları, 1993 Madımak yangını ile biliyoruz. „Biz galeyana geldik, abi” diyerek, yakıp yıkanların, devletin „başı bozuk” görünüşlü gücü olduğunu da...
Kürtlere taarruz olaylarına devlet sessizliğinin „onay” olduğunu da biliyoruz.
Fakat, onların da bilinmesi gerekiyor: Kürtler, İstanbul Rumları, Ermeniler, hatta Çorum, Maraş’ın Alevi Kürtleri değildir. Örgütlü güçleriyle, vahşetin „galeyan” hallerini tarihe de havale edip, „utanç” diye not etmesini beklemezler.
Galeyanlarını, ellerinden alıp, başlarına dolayacak güçteler. Kimin zararlı çıkacağı da peşinen kestirilemez. Galeyan doğuracak galeyan, ayrışmayı, köklü ve hepten kopuşu hızlandıracağı gibi, Kürdistan’daki „devlet” bina ve görüntüleriyle, Banker Fethullah Gülen ticarethaneleri, her an Kürt „galeyan”ına açık, öfkeleri ağırdır.
Milyonlarca Kürt galeyana gelirse, varın seyredip, sonucunu düşünün...