Çakıcı ve Bahçeli gibileri Türkiye’yi teslim alacak mı?

Forum Haberleri —

4 Aralık 2020 Cuma - 23:00

  • Erdoğan MHP vesayetini aşamadıkça hiçbir düzeltme yapamaz ve karar veremez. İradesi ipotek altındadır. Siyasete Çakıcılar ve Ağarlar ayar vermeye çalışıyorlar. Buna karşı bütün demokrasi güçlerinin ve AKP-MHP faşizminden zarar görenlerin birleşmesi ve harekete geçmesi artık ertelenemez bir görevdir.

ZEKİ AKIL

Türkiye Erdoğan ve Bahçeli önderliğinde bir girdaba kapılmış, dibe vurmaya devam ediyor. Ülkeyi kara bulutlar kaplamış, bela üstüne bela yağıyor. İçeride kriz ve savaş, dışarıda işgal ve savaş. Bu da yetmemiş dünyanın başına bela olan DAİŞ ve El Nusra artıklarını, silahlı çeteleri etrafına toplamış ve her tarafa şiddet ve terör ihraç eder olmuşlar. Böyle olunca haliyle siyaset meydanına mafya ve diğer suç şebekelerinin arzı endam etmesi şaşırtıcı olmuyor. Alaattin Çakıcı gibi mafya artıkları ülküdaşı Bahçeli tarafından boşuna cezaevinden çıkarılmadı.

Düşünün ki, Çakıcı CHP Genel Başkanını kazığa oturtmakla tehdit ediyor ve Bahçeli tarafından açıktan sahipleniliyor.

Demirel ve Türkeş dönemine rahmet okutur oldular. Demirel hiç olmazsa böyle katilleri açıktan desteklemiyordu. Az çok siyasi terbiyesi ve nezaketi vardı. "Milliyetçiler suç işliyor diye bana söyletemezsiniz" demişti de yakasını kurtaramamıştı. Şimdi Çakıcı açıktan basın üzerinden tehditler savuruyor, Bahçeli sahipleniyor ve sırtını sıvazlıyor. Bu tehditler aleni olduğu halde hiçbir savcı harekete geçip doğru dürüst bir soruşturma kararı bile alamıyor. Ama Çakıcıyı sosyal medya üzerinde eleştirdi diye insanları tutuklayabiliyorlar.

Mehmet Ağar, Çakıcı ve kontrgerilla artıkları, karanlık ve kanlı dönemlerin diğer temsilcileri bir araya gelip basına görüntü veriyorlar. Bu görüntüler açık ki, muhataplarına, Kürtlere ve demokratik çevrelere bir tehdit ve gözdağıdır. Karanlık güçler daha görünür biçimde sahaya inecekler mesajıdır. Ardından İstanbul Belediye Başkanına suikast ihbarı geldiği bildiriliyor. Bahçeli, Kılıçdaroğlu için "milli güvenlik sorunu haline gelmiş" diyor. Erdoğan aynı hoyrat ve kaba, tehditkar bir dille Kılıçdaroğlu’nu hedefliyor. Kılıçdaroğlu ve bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını gündeme getirmeye ve emirlerindeki mahkemelerde haklarında ayrıca tazminat davaları açmaya başlıyorlar.

Aslında Kılıçdaroğlu bunları hak ediyor. İşin buralara geleceğini anlamamak için akıl yoksunu olmak gerekir. Kılıçdaroğlu bütün sınır ötesi işgal ve saldırılar için hazırlanan tezkerelere evet oyu verdi. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına da evet, dedi. Aktif bir muhalefet yürütmekten kaçındı. Her şey bir tarafa yerel seçimlerde büyük belediyeleri kazandılar. Halkın oylarına ve destek verenlere sahip çıkamadılar. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder diyen Erdoğan’ın kendisiydi. Doğal olarak Erdoğan’ı istifaya zorlaması ve seçimleri dayatması gerekiyordu. Halkın geniş kesimleri AKP ve MHP iktidarından bıkmış. Bir yol ve çıkış arıyor. CHP öne çıkıp muhalefet yapsa halk sahip çıkacak. İttifaka dahil olacak başka partiler ve çevreler var. Ayrıca yurtdışında da birçok güç bu muhalefeti sahiplenir. Erdoğan içeride ve dışarıda deşifre olmuş. İnandırıcılığını yitirmiştir.

Erdoğan’ın halka söyleyecek ve ardına sığınacağı bir yalanı da kalmadı. Bunu yazılarımızda sıkça dile getirdik. Bu gerçeklere her gün tanık oluyoruz. En son Bülent Arınç’ın durumu bunu kanıtladı. Erdoğan, Trump’ın gidişinden sonra durumu kurtarmak ve bazı çevreleri beklentiye sokmak için reform yalanına başvurdu. Arınç da bunu ciddiye alarak bir TV’ye çıkarak bazı görüşler sundu. Arınç deneyimli bir insan. Türkiye’nin nasıl bir karanlığa itildiğinin farkında. Hiç olmazsa bazı adımlarla durumu kurtarabilir miyiz kaygısıyla birkaç söz söyledi. MHP öyle bir çıkış yaptı ki, Erdoğan yanında kalmış tek kişi olan Arınç’ı fitnecilikle suçlayıp şutladı. Durum çok açık. Erdoğan MHP vesayetini aşamadıkça hiçbir düzeltme yapamaz ve karar veremez. İradesi ipotek altındadır. Öyle olmasa CHP Genel Başkanını tehdit eden Çakıcı için bir şey derdi. Çünkü bu ülkenin yönetiminden resmi olarak kendisi sorumludur. Kendi sorumluluğu ve yönetimi altında bir partinin genel başkanı tehdit ediliyor ve bunu yutuyor. Hatta bundan medet umuyor.

Partiler ve demokratik kurumlar birbirlerine muhatap olup ülkenin sorunlarını tartışmak yerine partilere mafya muhatap olmaya başladı. Siyasete Çakıcılar ve Ağarlar ayar vermeye çalışıyorlar. Bahçeli gibi ırkçı ve halkların kanını dökmekten çekinmeyen birisi aldığı oylardan, yani boyundan çok fazla iktidarı yönlendiriyor, Türkiye’yi yönetiyor. Bahçeli gibi bir melaneti böyle etkili hale getiren Erdoğan’ın gözü kara iktidar hırsıdır. Nusaybin gibi yerlere tanklar ve ölüm makinalarıyla saldırdıklarında Bahçeli "taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmayacak" diyordu. Bahçeli aynı rahatlıkla "Suriye yerle bir edilmeli" demekte bir sakınca görmüyordu. Bu gücü nereden alıyor? Tabi ki, kendisine bağlanmış Erdoğan’dan. Ülke Bahçeli ve onun zihniyetiyle yönetiliyor.

Bu gelişmelere bakıp Türkiye’nin nasıl tehlikeli hale geldiğini herkesin görmesi gerekir. Türkiye yasalarla yönetilmiyor. İnsanlar helikopterlerden atılıyor. Öldürmeler ve baskınlar artık sıradanlaşmış. Buna karşı bütün demokrasi güçlerinin ve AKP-MHP faşizminden zarar görenlerin birleşmesi ve harekete geçmesi artık ertelenemez bir görevdir. Faşist zorbalar durdurulamazsa Türkiye’nin sorunları giderek ağırlaşır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.