Silvia Federici’nin bu kitabı bir hatırlamanın, insanlığın belleğinde kıtlık, katliam ve kölelik kadar derin ve acı veren bir yara açan, kadınların bedenine kazınmış bir travmanın kitabı.
ZABEL MİRKAN
Caliban ve Cadı kapitalizme geçiş sürecinde bedenin bir tarihidir. Silvia Federici, geç ortaçağların köylü ayaklanmalarından cadı avlarına ve mekanik felsefenin doğuşuna kadar toplumsal yeniden üretimin rasyonelleştirilmesini araştırır. Asi bedene karşı savaşın ve beden ile zihin arasındaki çatışmanın, nasıl modern toplumsal örgütlenmenin iki merkezi ilkesinin, yani “emek gücü” ile “kendi bedeni ve yaşamı üzerinde mülkiyet hakkı”nın gelişiminin temel koşullarını oluşturduğunu gösterir. Postmodernizmin neoliberal çağında proletarya, tarihin sayfalarından silinmiş durumda. Silvia Federici, proletaryanın hikâyesini ta en başından, doğum sancılarıyla birlikte anlatarak ona tarihsel önemini geri kazandırır. Bu kitap bir hatırlamanın, insanlığın belleğinde kıtlık, katliam ve kölelik kadar derin ve acı veren bir yara açan, kadınların bedenine kazınmış bir travmanın kitabı. Federici, proletaryanın doğuşunun kadınlara karşı bir savaşı gerektirdiğini ve bu savaşın yeni bir cinsel sözleşmeyi ve yeni bir patriyarkal dönemi, yani ücret patriyarkasını başlattığını gösterir. Federici’nin cadılara yapılan zulmün ve bedenin disiplin altına alınmasının tarihine sıkıca bağlı argümanları, kadınlara boyun eğdirilmesinin dünya proletaryasının oluşumunda neden toprağın çitlenmesi, “Yeni Dünya”nın fethi ve kolonileştirilmesi, köle ticareti kadar önemli olduğunu açıklar.
Caliban kime denir?
Peki nedir Caliban? Shakespeare’in Fırtına eserinden esinlenen Federici, kitabına bu ismi verir. Federici’ye göre Caliban, yalnızca mücadelesi günümüz Karayip edebiyatında hâlâ yankılanmakta olan anti-kolonyal asiyi temsil etmez, aynı zamanda dünya proletaryası ve daha özel olarak ise kapitalizmin mantığına karşı direnişini alanı ve aracı olarak proletarya bedeninin bir sembolüdür. En önemlisi, Fırtına’da uzak bir arka plana yerleştirilen cadı figürü, kapitalizmiin yıkmak zorunda olduğu kadın öznelerin dünyasının somutlaşması olarak bu kitapta merkezi bir yere konumlandırılmıştır: heretik, şifacı, itaatsiz eş, yalnız yaşamaya kalkışan kadın, efendisinin yemeğine zehir katan ve kölelerin isyan etmesine ilham veren obeha kadın.
Kitabın feminist hareketin öğrettiklerinden ilham alan ana ilkesi, kapitalist toplumun doğasının sadece ücretli işçi ve ücretli emeğin değil, aynı zamanda kadınların ve emek gücünün yeniden üretimi açısından da incelenerek anlaşılabileceğidir. Federici’ye göre emek gücünün yeniden üretimi hiç tartışmasız kapitalist birikim için en önemli etkinliktir ve gerçekleşmesi büyük oranda kadınların karşılığı ödenmemiş emeğine dayanır. Caliban ve Cadı aynı zamanda ücret ilişkisinin kapitalist işlevini yeniden tanımlar. Bunun cinsiyete dayalı eşitsiz bir işbölümü dayatılmasının ve işgücünün farklı kesimleri arasında bölünmeler yaratılmasının nasıl temel bir aracı olduğunu gösterir.
Silvia Federici kimdir?
Silvia Federici İtalya’nın Parma kentinde doğdu. New York, Brooklyn’de yaşıyor. Hofstra Üniversitesi’nde profesör ve Nijerya’da öğretmen olarak çalıştı. Federici, Uluslararası Feminist Kolektif’in ve Afrika’da Akademik Özgürlük Komitesi’nin kurucularından. Eserleri arasında Sıfır Noktasında Devrim ve Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim (Otonom Yayıncılık) bulunmaktadır. 1970’lerin başından itibaren, Uluslararası Feminist Kolektif içinde “Ev İşi için Ücret” kampanyasının örgütleyicileri arasında yer almıştır. Bu hareket, toplumsal yeniden üretimde yer alan kadınlar için ekonomik bağımsızlık talebini dile getirerek kapitalist ve patriyarkal iktidara karşı devrimci bir itiraz oluşturmuş ve feminist gruplar arasında küresel bir dayanışma zemini sunmuştur.