Avusturya'nın başkenti Viyana'da Kürdoloji Enstitüsü tarafından düzenlenen ve bir hafta süren 'Göç ve Entegrasyon Çerçevesinde Anne-Kız İlişkileri' konulu çalıştay sona erdi.
Çalıştayda Güney Kürdistan'da kadın sünneti, Kürt toplumunda göç sonucu aile içinde kadının konumu, zorla evlilik, kız çocuklarının uğradığı ayrımcılık, 'namus' adı altında kadına yönelik şiddet, Avrupa toplumunun ataerkil sistem üzerindeki etkisi, tanımı ve pratiği, Avrupa toplumunda entegrasyon açısından eğitimin önemi, ataerkilliğe karşı mücadele eden kadının duruşu, diaspora toplulukları, Kürt topluluklarında kadının rolü ve Enfal Katliamı'ndan sonra kadınların durumu ele alındı.
Çalıştaya Viyana Üniversitesi eski Hint-Avrupa Dili Enstitüsü Öğretim Görevlisi ve Kürdoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr Celîlê Celîl, Gazeteci Birgit Cerha, Freilburg Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan, Viyana Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve Bilimler Akademisi üyesi Magistra (Doçent). Dr Maria Six-Hohenbalken, Güney Kürdistanlı kadın hakları aktivisti Fatima Khan, Pedagog ve Şair Berî Bihar'ın da aralarında bulunduğu onlarca akademisyen katıldı.

'Kürt geleneklerinde kadın sünneti yok'
Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen katılımcıların yer aldığı çalıştayda konuşan Viyana Üniversitesi eski öğretim görevlisi ve Avusturya Kürdoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Celîlê Celîl kadın sünnetine değinerek "Güney Kürdistan'ın küçük bir bölgesinde varlığını sürdüren FGM'in (kadın sünneti) Kürt tarihi ve geleneklerinde yeri yoktur, bu ritüelin göç ile Afrika'dan geldiği aşikardır" dedi. Çalıştayda bir sunum yapan Güney Kürdistanlı Fatima Xanaka ise konuşmasını Enfal Katliamına ayırdı.

‘Son nesil yön verme yeteneğini kaybediyor'

Çalıştayın 2. günü Prof. Dr. Jan Kızılhan çok kültürlülük ve kadın hakları, birlikte yaşam sunumunda Almanya'da Kürt göç tarihinden dört kuşağın psikolojik ve sosyolojik analizlerini istatistikler eşliğinde yaparken, aynı zamanda kendi aralarında ve iç içe oldukları toplumla sorunlarını dile getirdi. Kızılhan entegrasyon sorunlarına da değinerek "Her halk kendi korkularını ve travmalarını göç ettikleri topraklara getirir. Elbette geldikleri yeni ülkelerinde iletişim ve anlaşılma sorunları ortaya çıkar. Özellikle ailelerin geçmişteki endişelerini taşımayan son kuşak, onlara dayatılan değerlerle çatışma halindedir. Bunun yanı sıra aile kültürü, içerisinde yaşamış olduğu toplumun kültürü, sistemin dayattığı kültür arasında kalan son kuşak zaman zaman hayatına yön verme yeteneğini kaybedip aşırı derecede geleneksel olabiliyor" dedi.

Kadınlara sistematik tecavüz
Çalıştayın 3. gününde Güney Kürdistanlı kadın hakları aktivisti Fatima Xanaka 70'li yıllarda gelmiş olduğu Avrupa'da yaşamış olduğu deneyimleri aktardı. Xanaka o yıllarda Avrupa'ya göç eden kadınların erkeklere nazaran, yüksek mevkilerden gelmemiş olmalarından kaynaklı olarak gelmiş oldukları ülkeye adaptasyon konusunda daha avantajlı olduğunu söyledi. Enfal Katliamı'nda Kürt kadınlarının üzerinde uygulanan politikalara dikkat çeken Xanaka "Enfal Katliamı'nda Arap askerler Kürt kadınlarına sistematik olarak tecavüz edip hamile bıraktılar. Tecavüze uğrayan kadınlar yanlarında çocuklarıyla geri döndüklerinde kendi toplumları içerisinde yalnızlaştırıldılar. Toplama kamplarına götürülen birçok kadın bir daha geri dönmedi. Kürdistan'ın her bir köşesinde yaşanan savaşta en ağır bedeli kadınlar ödediler ve yaşanan savaşın izleri en çok Kürt kadınları üzerinde kaldı" diyerek Kürtlere karşı yürütülen savaşta kadınlara uygulanan her türlü şiddetin sistematik olduğunu belirtti.

'Geleneksel roller kırılmalı'

Daha sonra söz alan Kürt Şair ve Pedagog Berî Bihar Kürt diasporası arasında anne ve kızlarına ile ilgili olarak yapmış olduğu araştırmasının sunumunu yaptı. Annenin beklentileri çoğu kez yaşamış oldukları zorlukları kızının da yaşaması gerektiğini inancı taşıdıklarını belirten Bihar aynı zamanda annenin yaşamadığı tüm iyi şeyleri de kızının yaşamasını istemektedir dedi. Geleneksel rollerin etkisini kırmakta önemli bir misyonu olan annenin kızına verdiği güven en önemli değişim faktörü olarak sayıldığını söyleyen Bihar sunumunun ardından katılımcılarla iki grup halinde konu üzerinde tartışmalar yürüttü.

ÖZGE TAŞ/VİYANA