Cami siyaseti yine gündemde
Forum Haberleri —

ŞÜKRÜ GEDİK
İzmir’de; cami minaresinde ‘Çav Bella’ şarkısının çalınması, eğlenceli maskaralık olsa da siyasette ciddi bir polemiğe yol açmış durumdadır. AKP’nin bu türden gündemlere ihtiyacı vardır. En üst perdeden sesler yükselmeye başladı. “Ezana dil uzatanın dili koparılmalıdır” diyen MHP’nin faşist şefi Bahçeli, üst perdeden konuya giriş yaparak bir nevi hükümetin sözcüsü gibi konuşarak yön göstermiş oldu. Sosyal medyadan bu müziği paylaşan biri tutuklanarak anında cezaevine konuldu.
Bu olayın İzmir’de vuku bulması da manidardır. Öteden beri sosyal demokrat ağırlıklı bir kent olan İzmir aynı zamanda CHP’nin de kalesi sayılır. Ana muhalefet partisinin kalesine saldırmak akıllıca seçilmiş bir hedeftir. CHP’nin camilerle başı hep beladaymış gibi bir algının varlığı zaten eskilere dayanmaktadır. “Camileri ahıra çevirdiğine” dair dinci söylemden Kabataş yalanına kadar bir dizi suçlamalarla toplumun hassasiyetini kaşıyan girişimlerde bulunulmuştur. Camileri bu türden kullanmaları, siyasi propaganda aracı haline getirmeleri ve bunu da din adına yapmaları zaten utanç verici bir durum. Camiler üzerinden yürütülen karalama kampanyaları giderek bir saldırıya, kin ve nefret söylemine dönüştürüldü.
Gezi direnişi sürecinde de benzer bir saldırı dalgası başlatıldı. “Camiye ayakkabılarla girildiği, içerde bira içildiği” gibi yalanlarla kamuoyunu yanıltıp yönlendirmek için yoğun bir propaganda yapılmıştı. Camiyi siyasete alet etmeyi iyi bilen siyasi iktidarın, dini hassasiyetleri düşündüğü için değil, siyasi çıkar devşirmenin peşinde olduğu iyi bilinmektedir. Adı yolsuzluklara karışan eski bakanlardan ve şimdi ki Prag elçisi Egemen Bağış, rüşvetten sabıkalı olması bir yana, Bakara süresi için, “bakara makara” dediği halde, kıyamet kopmamış ve hiç bir şey olmamıştı. Cami hoparlörlerinden seçim propagandası yapıldığında da ortam yine sakindi. Yani, faşist iktidar camiyi kullanınca bir şey olmuyor. Hatta haber değeri bile olmayan normal bir durum olarak karşılanıyor, ama muhalefeti yıpratmak için yalandan senaryolar üreterek feveran ediyor.
Başörtülü bir kadına saldırı yapıldığı Kabataş yalanı üzerinden günlerce propaganda yapıldı. TV’ler anlata anlata bitirememişti. Dini kendi ipoteklerine almışlar. Sanki bu din sadece kendilerine ait bir inançmışçasına hop zıplayıp hop oturuyorlar. Dine inandıklarından değil hatta inanmadıkları için siyasete alet etmektedirler. İnançlara zerre kadar saygıları olsaydı Alevi inancına saldırmazlardı. Cemevlerine yapmadıklarını bırakmadılar. Cenazeye saldırı, mezarlığa saldırı, ölüye saldırıların giderek geliştiği bir ülkede yaşıyoruz. İktidarda ise dini gelenekten geldiklerini iddia eden İmam Hatipli faşist bir diktatör bulunmaktadır. Kendisini İslam aleminin lideri olarak görmektedir. Müslüman kardeşlerden, El Kaide, El Nusra, HTŞ ve DAİŞ gibi İslami terör örgütlerinin tümüne açıktan yardım eden, destekleyen AKP iktidarının, dine yaklaşımı çıkara dayalıdır. Din istismarcılığı sadece bunlarla sınırlı değildir. Kendi iktidarını korumak için başvurduğu temel enstrüman haline getirmiştir. FETÖ paralel devlet yapılanmasından alabildiğince yararlandı, iktidarını pekiştirdi ve sonunda da buruşturup çöpe attı.
Cami’de şarkı çalınması üzerinden yapılan bu çıkışın, ne kadar seçim yatırımına dönüşür, ne kadar oy devşirmeye yarar bunun hesabı içindedirler. Muhalefet cephesine saldırı planlarının bir parçası olarak gündeme gelen bir provokasyon girişimidir. Muhalefetin oluşturduğu veya oluşturacağı ittifakı şimdiden parçalamaya dönük bir hamle çıkışıdır. Diyanetin bu kadar palazlandırılmasının tek amacı da dindar ve kindar bir nesil yaratarak, faşist bloğa taban oluşturmak ve iktidarı korumaktır. “Camileri kışla, minareleri süngü” gibi kullanmanın zamanı gelmiştir. Mafya çeteleri de aktif hale getirilmiştir. Ölüm listeleri hazırlanmıştır. Silahlanma işi de tamamdır. İktidarlarını kaybedeceklerini bildiği anda “ya Allah, bismillah” deyip butona basacaklardır.
Faşizme karşı direnen tek güç Kürtlerdir. Kürt halkının kazanımlarına hemen her gün saldırmaktadırlar. Siyasi soykırım operasyonlarıyla takatsiz bırakılmaktadır. Sıra sistemin muhalefetine gelmiştir. AKP faşizminin darbe girişimleri, siyasi soykırım operasyonları, günlük saldırıları, hak ihlalleri ve hukuksuzluklarını gölgelemek için cami vb. provokasyonlara başvurmaktadırlar. Gündemi saptıran bu taktik oyunlara gelmemek gerekir. AKP-MHP faşist rejimi irtifada kaybetmeye devam etmektedir. Şarkılı cami gündemine sığınmak da onları kurtaramaz. Yeter ki toplumsal muhalefeti güçlendirelim.







