İlk kez böyle bir şey yaşıyorum deyince abartı sayılıyor. Oysa bir abartı değil bu, tipik bir şaşkınlık ifadesidir belki. Ezberim bozuldu, boşlukta kaldım desem belki çözebilir psikologlar halet-i ruhiyemi. "Tarih bilinci, yaşanan anda ortaya çıkan bir bilinç değildir" diyorsak eğer, değiştirmeliyiz kafamızı mırın kırın etmeden. Taksim’de yaşanan her anın ürettiği bilinç, bir günlük düzenliliği içinde aktarılıyor geleceğe. Satır satır yazılıyor devrimin güncesi Radikal Aktivist’ler tarafından kaldırım taşlarıyla. Yaşlanmış anılarında uydurdukları ve her gün yalan oranı biraz daha artan 68 öyküleriyle ve burunlarından kıl aldırtmadan yaşayan bizim kuşak devrimcileri bile çapulcunun devrimci gücünü teslim ettiler:

"Yenilecekler, biliyorum; ama onlar daha şimdiden, yani an henüz yaşanırken ‘tarih’ oldular. Halkların bilincine kattıkları Taksim - Gezi Direnişi deneyimi ile, tarihin tekerleğinin hareketine müdahil oldular. İnsan iradesinin gücünün ve insanlığın kurtuluşu için dayanışmanın önemini, post modern ve fazla global çağda, dünya halklarına ilan ettiler."
***
Ezber bozdular sözü yetmiyor. "Eski" solun "Türkiye toplumuna ilişkin bilgi, program ve yöntemlerini yenilemesi zorunluluğunu" kanıtladılar bir anlamda Taksim çapulcuları bileşimi. Kürdistan dağlarında PKK’nin yaptığı ezber bozma eylemini egemen ulus solculuğu içinden çıkamayarak küçümseyenler, Fırat’ın batısında Çapulcu direnişinin gerçeğini reddedemez bir canlılıkla yaşamak zorunda kaldılar. Her şey için "işçi sınıfının varlığı" ön şartını dillendiren ve pasifizmini güya klasik anlayışlara dayandıranlara, daha geniş bir birlik anlayışının örneğini ve daha güçlü bir mücadele cephesinin adresini verdiler: Hoşnutsuzlar Cephesi.
Emeğin önemini reddetmeden, ama özgürlüklerin daraltılmasına, diktatoryanın genişletilmesine karşı çıkan; yani özgürlük istemli insanların hoşnutsuzluğuydu bu yangını başlatan ilk kıvılcım. "İki üç ağacın kesilmesi değildi olay?" sözündeki insanı kendi doğasından koparmaya çalışan hileyi görmeyenlere, "evet bir iki ağacın kesilmesiydi sorun. Çünkü ‘özgürlük, insan yaşamının her alanında onu yalnızlaştırma çabasından başka bir şey değildir’ diyenlerin özgür yaşam alanlarını genişletme çabasıydı direniş. Toplumun sadece emekçilerden oluşmadığı gerçeğinin altının çizilerek bir kez daha vurgulanmasıydı bu onurlu kalkışma.
***
Tarihsel birikimin bir ürünüydü elbette, en yalın haliyle bu eylem. Ulaş Bardakçı destanlarından yadigar kalan değerlerin Ulaş Bayraktar’ların elinde yeniden yükseltildiği bir gelenek birliğinin, devrimcilerin ağır bedeller ödeyerek taşıdıkları "hoşnut değilsen eğer isyan et ve değiştir!" ilkesinin eylemde somutlaşan biçimiydi bu. Parti parçalamakta, bölmekte ve bölünmekte ustalaşmış biz önemi kendinden menkul eski solculara, mücadele alanlarından yükseltilen canlı bir eleştiriydi bir anlamda çapulcu direnişi. "Özgürlük sokaktadır!" yaşam gerçeğinin Kuzey Kürdistan’da bizim teröristlerin ve Fırat’ın batısında bizim çapulcuların elinde yarattığı devlerin uyanışı idi bu direniş. "Boş verin ciddi analizleri falan; destek mesajlarınızdan önce alana ulaşsın fiili desteğiniz!" diyecek kadar gerçek bir yaşamdır Taksim Gezi Direnişi.
Mitolojik öykülerle donanmış geleneklerden koparak, Hızır’dan yardım ister gibi ellerini göğe açıp "Mahir Hüseyin Ulaş, Kurtuluş’a kadar savaş!" diyerek yırtınmaktan daha devrimcidir bugün Ulaş’lar gibi sokakta direnişin içinde olmak.
Parti binalarında AKP hayvanları tarafından saldırıya uğrayan SDP’li yoldaşlar ve tüm Çapulcu yoldaşlarıma selam olsun diyorum.
***
Bir yoldaşımın Taksim’den ilettiği bir notu sadece gerçek isimleri koruyarak aktarıyorum:
"Henüz oturmayan 3-5 kişilik bir ekibiz ve facebook’un tüm engellerine rağmen yayın yapıyoruz. Kitlemiz dinamik ve 17'den başlıyor o nedenle pedagojik olarak da Türkiye’nin fotoğrafı yansıyor. Sayfanın asıl yöneticisi Radikal Aktivist arkadaş. Sayfaya biraz dikkatle bakarsan dün sabah saatlerindeki paylaşımıyla sayfanın ruhunu anlarsın zaten. Açıkçası onu 2. oğlum gibi seviyorum. Buradan hareketle belirteyim ki ihtiyacım kadar sosyal medya kullanan ben şimdi kurdu oldum bu alanın. Sayfanın admin ablalığını yapıyorum yani sosyalmedyadaki cadı analardan biri diyebilirsin yani. İsteğimde bu yönde olacak zaten: Facebook bütün hesaplarımızı engelledi ancak tek bir İngiltere hesabından paylaşım yapabiliyoruz. Şimdiye kadar Korkut sağlıyordu (fake diyorlar) sahte hesapları. Ama artık Türkiye’den yeni hesap açamıyoruz. Anlayacağın ilk önce para facebook üzerinden kaçtı Türkiye’den. Sonuç senden yapabilirsen bir elektronik posta adresi almanı ve bir facebook hesabı açmanı rica ediyorum. Sayfayı tanımak için aşağıdaki linkten girebilirsin: https://www.facebook.com/OtekilerinPostasi. Tabi yaptığın tüm işlemlerin bilgisini de bana yazacaksın. Gerçek olmayacak ama bir avatar oluşturacaksın yani gençlerin diliyle; İşte bu kadar basit.)"
Mektup böyle idi ve yardım isteniyordu. Bütün okurlardan bu konuda yardım istiyorum dostlarım. Sayfa ile ilişki kurun ve yardımcı olun. Çapul TV’yi de izlemeyi unutmayın dostlarım: http://www.capul.tv
Ve son bilgi: Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy Çapul TV’ye yaptığı açıklamalarda; artık kararı meydanların vereceğini ve yarın (Cumartesi günü) herkesi Taksim’e direnişin merkezinde olmaya çağırdı. Kolay gelsin yoldaşlar.