‘Cennet anaların ayakları altındadır” Hadisi Şerifine Türk devleti asker ve özel timleriyle Gebze, Kızıltepe, Batman ve Amed’de çocukları için çare arayan anaları coplayarak karşılık veriyor.

İslami maske takınarak İslam karşıtı bir duruma düşen zalimleri ibretle izliyoruz. Abdestli, namazlı, başörtülü kesimlerin temiz duygu ve inançlarını nasıl alt-üst ettikleri, iradelerini felce uğrattıkları, insanlık dışı bu uygulamalarıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Kibir abidesi yöneticilerin zulmünü seyrediyor, Müslüman olarak bunlarla beraber yaşamaktan, aynı saflarda bulunmaktan hicap etmiyorlar artık. Zulme ve zalime karşı mücadele yürütmek, herkesten önce Ehli imanın işi değil midir? Türk İslam sentezi, İslami hakikati bu kadar tersyüz ederek, Müslümanları bu derece İslam gerçeğinden koparmıştır.

Annelere yapılan bu zulüm, arşı alayı inletirken, sessiz kalmanın, Kur’an a göre, lanete ve azaba müstahak olduğunu İslam ümmeti ve müminler bilmiyorlar mı?

Ana ve babaların gözleri önünde çocuklarını akrep ve yılanlara yem eden Saddam’ın uğradığı akıbetten hiç mi ders çıkarmıyorlar?

Binlerce Kürt çocuğu annelerin gözü önünde eriyerek ölme giderken bu ölümleri büyük bir hazla izleyen Erdoğan’ın bu vahşetini yüreklerinde his eden insan kalmadı mı?

Bu vahşi uygulamalar karşısında her cuma Diyanet mensubu imamlardan ‘Cennet anaların ayakları altındadır’ hadisini duyduklarında neyi ve neleri his etmektedirler?

Hapishane önlerinde çocuklarının cansız bedenleri ile karşılaşmak istemeyen Annelerin, coplanma talimatlarını bizzat Erdoğan’ın verdiğini bilmiyorlar mı?

“Biz Yaratılanı yardandan dolayı severiz”.

“Bizler 82 Milyon insanımızın refahı ve huzuru için hizmet etmekteyiz.”

“Annelerimizin Dualarına mazhar olmak için gece gündüz çalışmaktayız”.

Diyen bu şaşalı padişahın riyakar açıklamalarını hiç mi duymuyorlar?

Bu topraklarda kendine Müslüman’ım diyenlerin, imamı, müftüsü, vaizi, şeyhi, müridi, cemaatleri neredeler? Bunlar Kur’an okumuyorlar mı? İbadetlerini hangi yaratana yapıyorlar? Alemlerin Rabbine hamd etmiyorlar mı? Gerçekten Kuran’a ve Hz Muhammed’e (s.a.v) inanıyorlar mı?

Yaşanan nedir, kendilerinin yaşadıkları nedir, bunu hiç sorgulamıyorlar mı?

Doğrusu Türk usulü İslam uygulamalarına tanık olduktan sonra Kur’an’da zikredilen Firavun, Nemrut, Ebu Leheb gerçekliği ve bu zalimlere karşı azimle verilen mücadelenin azameti bir kez daha ortaya çıkıyor.

Günümüz Firavunları İslam toplumunu yüz yıllar boyu sahte İslam’la aldatarak, iktidarlarını kurumsallaştırmışlardır. Onlar için din, sadece bir araçtır. İslam bir iktidar argümanı, siyasi ve ticari metadır.

İslam dinini bir işgal, talan zevk ve sefa aracı olarak görmektedirler. Bu, İslam değil, karşı İslamdır. Cahiliyye dinidir.

Bu vahşet ve gaddarlık dinden, İslam’dan değil, Türk-Turan ırkçılık illetinin zihniyet yapısından kaynaklanıyor. Bu, ırkçılıktır. Irkçılık ise ruhsal bir hastalıktır. Dini duygular araç edinerek bu hastalığın yaygınlaştırılması toplumu, felakete ve delalete sürüklemiş/sürükleyecektir.

Kürt annelerine reva görülen bu vahşetle insanlık vicdanı azap çekerken, ırkçı Turancılar ve din tüccarları, büyük bir keyifle kahraman (!) polislerini izliyor. Mümin insan bunu bir kıyamet alameti olarak görür/görmelidir.

Bu iktidar ve onların yandaşları, kendi cehennemlerini kendi elleri ile hazırlamakta ve harlanması için acele ile odun taşımaya devam etmekteler.

“Biz insana, anne ve babasına en güzel biçimde davranmasını emrettik - Ankebut-8)

Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu:

Büyük günahlar şunlardır;

“Biz insana, anne babasına en güzel

Allah’a şirk koşmak,

Ana babaya asi olmak,

(Haksız yere) adam öldürmek ve

Yalan yere yemin etmektir!” (Buhari 14 / 6550

Abdullah ibni Amr)

İslam’da, ırk, renk, dil, cins, bilgi, sosyal ve siyasal rütbe gibi herhangi bir fark yoktur. İnsanların Allah karşısında eşit olduğu, namazda saf tutarken, hacda ihram giyerken gibi ritüellerden anlaşılmıyor mu? Çıplak gözlerle gördüğümüz bu gerçeği, ancak yürekleri mühürlenmiş, hakikat gözleri körleşmiş, kulakları sağırlaşmış ve beyinleri dumura uğramış zalimler göremez.

“Ey İnsanlar!.. Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur.

Ey insanlar! Tüm insanlar iki gruba ayrılırlar. Bir grup iyilik yapan, iyi olan ve kötülükten sakınanlardır. Bunlar Allah nazarında değerli olan kimselerdir. İkinci grup ise günahkâr ve isyankâr olanlardır. Bunlar da Allah nazarında değersiz olanlardır”.

(Tirmizi, Tefsir, Hucurat suresi)

“Allah Teâlâ kıyamet günü sizin soyunuzu, şecerenizi sormayacaktır. Şüphesiz ki O’nun nazarında en üstününüz, kötülüklerden en çok sakınanınızdır”. (Müslim, Birr, 34)

“Bırak o ırkçı adamı, cehenneme kadar yolu var!” (el-Hindi, Kenzu’l-Ummal, XII, 47)

Türk İslam sentezi ırkçılığın zirvesidir, Kürdistan ve Anadolu’daki iman ehli bu illetten kurtulmadıkça, gerçek İslam’la buluşamayacaktır.

Amenna, müminler için cennet anaların ayağı altındadır, lakin müşrikler için cehennem de coplanan anaların ayağı altındadır....