Cizre’de yaralıların içinde mahsur kaldığı 3 binayı tanklarla yıktıktan sonra lav silahları ve benzin dökerek yaktığı 138 kişiden 84’ünün cenazesi hastanelere kaldırıldı. Mardin’e 7, Urfa’ya 28, Şırnak’a 13 ve Silopi’ye 36 cenaze taşındı. Urfa’da otopsisi yapılan 8 cenazenin sadece 2’si, Silopi’de de 36 cenazenin 2’si, Mardin’deki 7 cenazeden biri teşhis edilebildi. Silopi’ye teşhis için giden aileler, engellendi. Mardin’deki cenazeler de teşhis edilemediği için DNA örnekleri alındı. 

Cizre’deki toplu katliamın ardından da abluka ve karartma devam ediyor. Karartmadan dolayı kent genelinden sağlıklı bilgi alınamıyor. 2’si Cudi biri ise Sur Mahallesi’nde bulunan 3 bodrumda içerdeki yararlılardan en son alınan bilgilere göre 39’u yaşamını yitiren 138 kişi bulunuyordu. Devlet güçlerinin saldırılarının ardından son 4 günde Cizre Belediyesi’ne ait ambulanslarla çıkartılan cenazelerle birlikte hastanelerdeki caneze sayısı 84’e ulaştı.


Son 4 gün içinde 71 cenaze 

Kamuoyunun vahşet bodrumu olarak bildiği Cudi Mahallesi Bostancı Sokak’taki üst katları tamamen çöken ve kendileriyle en son 31 Ocak’ta irtibat sağlanabilen bodrumdaki yaralılardan alınan son bilgide binada 15 yaralı, 9 kişi ve 7’si yaşamını yitiren toplam 31 kişi bulunuyordu. İkinci vahşet bodrumu olarak bilinen Narin Sokak’taki bodrumda ise 10’u yaşamını yitiren 52’si yaralı toplam 62 kişi bulunmaktaydı. Sur Mahallesi’ndeki üçüncü vahşet bodrumunda ise 45 kişinin 22’si yaşamını yitirmişti. Toplamda 39’u yaşamını yitiren 138 kişinin bulunduğu 3 binanın bulunduğu bölgeden son dört gün içerisinde 71 cenaze çıkartılarak Cizre Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Cenazeler ardından Mardin, Urfa ve Silopi’ye sevk edildi. Urfa’ya 28, Mardin Artuklu Devlet Hastanesi’ne 7, Silopi Habur Sınır Kapısı’na ise 36 cenaze sevk edildi. Şırnak Devlet Hastanesi’de de 13 cenaze bulunuyor. Cizre Devlet Hastanesi’nde ise polis kuşatması sürdüğü için cenaze bekletilip bekletilmediği konusunda bilgiye ulaşılamıyor. 


Sayı parça parça açıklanıyor

Devletin yaşananlar hakkında uyguladığı karartma nedeniyle net bilgilere hala ulaşılamazken, devlet yetkilileri katliamı gizlemek için birbirinden farklı ve çelişkili açıklamalar yapması üzerine Başbakanlık “duruma el koyarak” katledilen Kürtler il öldürülen Türk güçlerinin yasını tepkiye neden olmayacak şekilde “kontrollü ve eş güdümlü” verilmesine karar vermişti. Başbakanlık yetkililerinin Emniyet Genel Müdürlüğü, Genelkurmay, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, TRT ve Anadolu Ajansı’ndan üst düzey yetkililerin katıldığı toplantıda alınan bu kararla, operasyonlarla ilgili haberlerin nasıl verileceği konusunda tavır belirlenmişti. Katliamın boyutlarını gizlemek için yaşamını yitirenlerin sayısının parça parça açıklanacağı kararlaştırılmıştı. Bu kararın gerekçesini devletin medyadaki görevlilerinden Serpil Çevikcan aktarmıştı: “Devlet, Türkiye’nin geneli bağlamında algı yönetiminde bugüne kadar istediğini yapabildi. Ancak öldürülen terörist de olsa Türkiye’nin bir bölgesinden gelen ‘20 kişi, 30 kişi, 60 kişi’ gibi rakamlar nihayetinde bu algı yönetiminde zaafiyet yaratabilecek nitelikte.”


Kiriz Masası oluşturuldu

Katledilenlerin kimlik tespiti ve ailelerin irtibatı için DBP, MEYADER ve Mezopotamya Hukukçular Derneği’nin içinde bulunduğu Kriz Masası kuruldu. Kriz Masası dün yaptığı açıklamada, “Cenazeler, otopsileri yapıldıktan sonra tekrar Cizre’ye gönderilecektir.  Şu anada Mardin’de 7, Urfa’da 28, Şırnak’ta 13, Silopi’de 36 olmak üzere toplam 84 cenaze bulunmaktadır.  Urfa’da otopsisi yapılan 8 cenazeden ikisinin teşhisi aileleri tarafından yapılarak defnedilmiştir. Bu cenazeler; Sultan Irmak ve Fehmi Dinç’e ait olup diğer cenazeler henüz teşhis edilememiştir. Bazı cenazelerin teşhisi mümkün değildir. 

Bu konuda DNA örnekleri Mardin ve Silopi’de alınacak olup ailelerin kriz masası ile irtibata geçerek Mardin ve Silopi’ye gitmeleri çağrısını yineliyoruz. Kimi cenazelerin, kriz masasında bulunan fotoğraflardan teşhisi mümkün durumda olduğundan dolayı ailelerin kriz masası ile irtibata geçmeleri önem arz etmektedir” dedi. 


17 yaşındaki Ekrem Sevilgen

Mardin’e götürülen 7 cenazeden birisi ailesi tarafından teşhis edildi. Cenazenin 2’inci vahşet bodrumundaki yaralılar arasında bulunan Ekrem Sevilgen’e (17) ait olduğu belirlendi.


Aileler cenazeleri arıyor

36 kişinin cenazesi Silopi ilçesi Habur Sınır Kapısı’nda bulunan soğuk hava deposunda bekletiliyor. Soğuk hava deposuna getirilen cenazelerin çocuklarına ait olabileceği ihtimali üzerine Derya Koç, Mahsum Erdoğan, Muharrem Erbek, Sabri Sezgin, Yasemin Çıkmaz, İbrahim Temel, Yakup Yalçın, Barış Gasır, Abdullah Gün, Felek Çağdavul, Mehmet Özkul, Nursel Dalmış, Selim Turay, Fırat Malgaz, Sakine Şiray, Cihan Karaman, Ercan Bişkin, Yakup Dadak, Kasım Yana, Ramazan Aydın, Lokman Bilgiç ve Mehmet Tunç’un aileleri de Silopi’ye geldi. 

Katledilenler arasında olduğu belirtilen İzzet Gündüz’ün ailesi, teşhis için Siirt’ten cenazelerin tutulduğu Silopi’ye gitmek istedi. Cizre girişinde polis kontrol noktasında durdurulan ailenin kimlikleri kontrol edildi. Kimlik kontörlünün ardından Adnan Gündüz gözaltına alınarak Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Bodrum katlarındaki yaralılardan Muharrem Erbek’in annesi Ayşe Erbek, çocuğunun bir aydır yaralı halde bodrumda olduğunu söyledi. Çocuklarının bodrumdan sağ çıkması için tüm dünyaya seslendiklerin dile getiren Erbek, “Kimse çığlığımızı duymadı. En son çocuğumla konuştuğumda durumunun iyi olduğunu söylemişti. Erdoğan ve ona destek veren herkes bu katliamların sorumlusudur” dedi.

Çocuğunun akıbeti hakkında bilgi alamadıklarını, bunun için cenazelerin götürüldüğü her yere başvuracaklarını belirten Hediye Erdoğan ise çocuklarının en son yaralı olduğunu öğrendiklerini aktardı. 


‘Oğlumun cenazesini unuttum’

Bodrum katında yaralıların katledilmesinin ve ardından yakılmasının insanlığa sığmadığını ifade eden anne Erdoğan, “Acımız tazeyken acılarımıza bir yenisi daha eklendi. Kadınları katlederek cenazelerini çıplak bedenlerini teşhir ettiler. O fotoğrafları gördükten sonra kendi oğlumun cenazesini unuttum. Cenazelerimize bile tahammül edemiyor. Bodrumda kalanları önce katlettiler sonra da cenazelerini yaktılar. Erdoğan bunu iyi bilsin ki katledilen insanlar onurlu duruşlarıyla anılacaktır ama Erdoğan yaptığı katliamlarla anılacak” dedi. 


‘Su su’ diyen sesleri duyulmadı

Tüm dünya kamuoyunun katliamlara seyirci kaldığını vurgulayan anne Erdoğan, “Cizre halkı herkesin acısını paylaştı, herkesin yardımına koştu ama kimse günlerce ‘su su’ diyen sesleri duymadı. Herkes şunu iyi bilsin ki bizler hiçbir zaman bu mücadeleden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.


Habur’a gidişleri engellendi

Cenazeler arasında çocuklarının olabileceği ihtimali üzerine HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik ve İHD Şırnak yöneticileri ile birlikte sınır kapısına gelen 22 aile, yetkililer tarafından gerekçesiz bir biçimde engellendi. 

Engelleme kararının, sabah saatlerinde Habur’a gelen Şırnak Valisi Ali İhsan Su’nun yetkililer ile görüşmesinin ardından alındığı belirtildi. İHD heyeti ve HDP milletvekili Birlik’in yetkililer ile görüşmeleri sürerken, soğuk hava deposunda bekletilen cenazelerden şu ana kadar (dün öğle saatleri) 18’inin otopsisinin tamamlandığı öğrenildi. Yetkililerle görüşen İHD Şırnak Şube Başkanı Emirhan Uysal, yanlarında bulunan Adli Tıp Kurumu’nda görevli doktor ile birlikte otopsi işlemlerine katılmak istediklerini iletti, ancak bu talep de yetkililer tarafından reddedildi. 


‘Katliamların üstü örtülüyor’

Konuya ilişkin konuşan HDP Milletvekili Birlik ise katliamların üzerinin örtülmek istendiğini vurguladı ve şunları söyledi: “Aileler çocuklarını teşhis etmek istiyor ve avukatlar da yasaların kendilerine verdiği bir hakka dayanarak otopsiye girmek istiyor. Ancak hukuksuz bir şekilde bekletiliyoruz. Şırnak Valisi’nin talimat verdiği, Irak’a gideceklerin dışında kimsenin geçişine izin verilmeyeceği söylendi. Çok açık ki, yaptıkları infazların, katliamların üzerini örtmek istiyor. Çok emin olarak söylüyorum ki, üç bodrumdaki yaralılar infaz edildi. Urfa’ya ilk getirilen cenazelerin 8’inin başından vurulduğu ortaya çıktı. Şimdi de bu cinayetlerinin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Otopsi savcısı ile telefonla bile görüşemiyoruz. Ne hukuk, ne ahlak, ne insanlık, hiçbir şeye sığmayan uygulamalarla karşı karşıyayız.”

Konunun iletildiği HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in ise Adalet Bakanlığı nezdinde görüşmelere başladı.


2’sinin kimliği belirlendi

Ailelerin Habur Sınır Kapısı’nda işlemlerin yapıldığı soğuk hava deposuna alınmadığı otopside, cenazelerden 2’sinin kimlik bilgileri netleşti. Buna göre cenazelerden 2’si Abdulselam Turgut ve Murat Kazıcı’ya ait.


Urfa’ya 28 cenaze

Urfa’ya iki gün önce 8 cenaze getirilmiş otopsi işlemlerinden sonra Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderilmişti. Sultan Irmak ve Fehmi Dinç’in cenazeleri aileleri tarafından teşhis edildikten sonra önceki gün alınmıştı. Önceki gece 20 caneze daha getirildi. Cenazelerden 5’inin Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, 5’inin Balıklıgöl Devlet Hastanesi’ne, 10’unun da Urfa Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldığı öğrenildi. 


Ambulans şoförü gözaltında

Sur ve Cudi mahallelerindeki binalarda infaz edilenlerin cenazelerini taşıyan Cizre Belediyesi’ne ait ambulans şoförü Cemal Candoruk gözaltına alındı. Gözaltına alınma nedeni öğrenilemeyen Candoruk’un nerede tutulduğu da bilinmiyor. 



DÜN NETLEŞTİ  Hepsi infaz edilmiş


Cizre ilçesinde birinci vahşet bodrumu olarak bilinen Bostancı Sokak’taki binada 19 gün boyunca yardım bekleyen yaralı 26 kişinin infaz edildiği ortaya çıktı. Ayrıca mahallede başka ev ya da evlerde de 13 cenazenin çıkarıldığı bildirildi. Cizre Belediyesi’ne ait ambulanslara taşınan 39 cenaze Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 


 ŞIRNAK