Savaş hukukunda dahi düzenlenmiş gömülme hakkının iktidar tarafından ihlal edilmesinin Düşman Ceza Hukuku anlayışı olarak karşılarına çıktığını belirten Avukat Ezgi Duman, “Cenazelere yönelik yaklaşımla tüm topluma bir mesaj veriliyor. Bu bir parmak sallama biçimidir” dedi.

Türk devleti, en temel insan haklarından biri olarak kabul edilen gömme, gömülme ve yas tutma hakkını ihlal ediyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne yürütülen bu politika tarih içerisinde karşımıza, toplu ve isimsiz mezarlar, mezarlıklara saldırı, cenazelerin sokaklarda ve buzdolaplarında bekletilmesi, taziye yasağı ve cenazelerin ailelerden kaçırılması olarak çıktı.  Son olarak tecride karşı eylem yaparak şehit düşen tutsakların cenazeleri kaçırılarak, polis ablukasında defnedildi.

Avukat Ezgi Duman, gömülme ve yas hakkının gasp edilmesini JinNews’ten Rengin Azizoğlu’na anlattı. Cenevre gibi savaş hukukunu düzenleyen sözleşmelerde bile gömülme hakkının tanındığının altını çizen Av. Duman, Cenevre Sözleşmeleri’nde “Bir şekilde savaş dışı kalmış kişiye işkence, kötü ve onur kırıcı muamele yapılamaz” ibaresinin bulunduğunu aktardı. Duman, savaş hukukunda dahi düzenlenmiş bir hakkın savaş hukuku dışında bir durumda ihlal edilmesinin “Düşman Ceza Hukuku” anlayışı olarak karşılarına çıktığını söyledi. “Düşman ceza hukuku” terimini ilk ortaya atanlardan biri olan Jacobs’un sözlerine dikkat çeken Av. Duman, “Düşman ceza hukukundaki kişi vatandaş değildir, aslında o insan bile değildir” dediğini hatırlattı.

Gömülme hakkı ihlalinin yalnızca yaşamını yitiren kişiye değil, onun yakınlarına da uygulandığının altını çizen Av. Ezgi Duman, şunları ifade etti: “Yaşamını yitirenlerin yakınlarına da bir işkence yöntemi olarak özel yaşama saygı ilkesine ya da din ve inanç özgürlüğü hakkına ihlal olarak devreye sokabiliyor. Ölen kişinin ardından sadece gömülme hakkından bahsetmiyoruz, yakınlarının gömebilme, tören yapabilme, yas tutabilme, vedalaşma hakkından bahsediyoruz. Bu yüzden yaşamını yitiren kişinin ailesi, yakınları, onunla aynı düşünceye sahip insanlar cenazeye katılmak istiyor olabilirler. Sadece ölenin değil, çok geniş anlamda ardında kalanların da ciddi bir şekilde hakkı ihlal edilmiş oluyor. Zaten genelde de şu an uluslararası mahkemelerde de bu mesele geride kalanların hakları olarak değerlendiriliyor.”

Tüm topluma mesaj veriliyor

Siyasi iktidarların gömülme hakkını ihlal etmelerinin temel sebebinin kişiye yaşarken itaat ettirme amacı gibi öldükten sonra da itaat ettirmek olduğunun altını çizen Av. Duman, şöyle konuştu: “Aykırı, muhalif, terörist olarak nitelendirdiği kişilerin yaşarken belli haklara sahip olmasına nasıl tahammül edemiyorsa, haklarını kısıtlamaya çalışıyorsa ölümünden sonra da bunun devam etmesini amaçlıyorlar. Bir nevi toprağın üstündeki iktidarını toprağın altında da sürdürmek istiyor. Hatta bu kişileri yaşarken itaat ettirememişse öldükten sonra hıncını almaya çalışıyor, diyebiliriz. Cenazelere yönelik yaklaşım aslında tüm topluma bir gösteri. ‘Bakın eğer siz de benim istediğim gibi yaşamazsanız, makbul vatandaşın dışına çıkarsanız ben nasıl muamele yapıyorum. Onun cenazesinin bile kaldırılmasına müsaade etmiyorum. Ailesini yakınlarını nasıl cezalandırıyorum’ diyor. Tüm topluma bir mesaj veriliyor. Bu bir parmak sallama biçimidir.”