ESRA SOLİN DAL / MA / AMED

 

Şehit düşen gerillaların bedenlerine dönük işkencelerin yanı sıra cenaze törenlerine ve mezarlarına yönelik saldırılar son dönemde artmaya başladı. Evrensel hukuka aykırı olmakla birlikte dinde de yeri olmayan bu yaklaşım, dini kanaat önderlerine göre her şeyden önce bir insanlık ayıbı.

Son üç yılda yaşanan çatışmalarda aralarında sivillerin de olduğu yüzlerce insan hayatını kaybetti, kentler yıkıldı, ormanlar yakıldı. Resmi olarak kaldırılsa da aslında uygulamaları ile halen devam eden Olağanüstü Hal (OHAL) rejimi altında sokaktan cezaevlerine her alanda muhalefete yönelik baskı ve hukuksuzluk politikası devrede. Bu tablo içerisinde son dönemde devlet nezdinde hukuki zorunlulukların yanı sıra insani gerekliliklerin bile terk edildiği bir durumla karşı karşıya kalınmış durumda. O da yaşanan çatışmalarda şehit düşen gerillaların bedenlerine ve mezarlarına dönük saldırılar; cenaze törenlerine, taziyelere dönük engellemeler.

Anayasa’nın açıkça ihlali anlamına gelen bu fiiller, Türkiye'nin taraf olduğu, “insancıl hukuk” olarak da nitelendirilen Cenevre Sözleşmesi başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da açıkça aykırı. Buna rağmen sürdürülen saldırıları aynı zamanda imam olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Toplumsal Uzlaşı Komisyonu Eş Sözcüsü Adem Firik değerlendirdi. Firik, cenazelere dönük saldırılar, definlerine izin verilmemesi ve cenazelerin mezarlıklardan çıkartılmasına dek varan uygulamaların insan haklarına aykırı olduğu gibi İslamiyet’te de yeri olmadığının altını çizdi. Firik, cenazelere arasında ayrım yapmanın yine dinen en büyük suç olduğunu da ekledi.

İnsani ve dini vazefedir

Cenazelere ve cenazesini toprağa vermek isteyen yakınlarına müdahale etmenin “kin ve intikam” kültürüne dayandığını ifade eden Firik, “Allah’ın huzuruna çıkmış bir insanın cesedine veya gömülmesine müdahale etmek en büyük suçtur. Özelikle İslam dini açısından kesinlikle öyle bir şey yoktur, yasaktır” dedi.

Tarih boyunca binlerce kavmin birbirleriyle savaştığını ama cenazeye müdahaleye hiçbir yerde rastlanmadığını kaydeden Firik, cenazelerle ilgili Bakara Suresi’nde yer alan ‘Bana inanlar, benim indirdiğim peygamberlerimin, kitaplarımın ve meleklerimin arasına ayırım koyamazlar’ ayetini hatırlattı.

Eğer kişi Allah’ın huzuruna gitmişse artık ayrım yapılamayacağını vurgulayan Firik, devamında ise şunları söyledi: “Artık Allah’ın mahkemesindedir ister affeder ister etmez kul buna karışamaz. Kul, kendisini Allah’ın yerine koyup, ‘cenazeyi cezalandıracağım’ diyemez. Bu Allaha karşı şirktir, bunu yapanı Allah affetmez. Bunu yapanların ne Allah’a ve Kuran-ı Kerim’e saygısı olmayan kişilerdir. Müslüman’ım diyen, içten inanmış bir kimse asla mezarlıklara ve cenazeye dokunamaz ve defin işlemlerine engel çıkaramaz. Yapılanların nedenini aşağı yukarı herkes biliyor. Şimdi bu kişiler vefat etmiş ve gömülmek üzereyken sen ‘güvenlik soruşturması’ var diyorsun, gömülmesine izin vermiyorsun. Bir diğerine ‘yakınının cenazesine katılamazsın’ diyorsun ve cenazeleri dahi gömülmekten alıkoyuyorsun. Bu olacak şey midir?  Bunlar ne insani ne de İslami açıdan doğrudur. Bu bir insanlık ayıbıdır.”