Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, Dolmabahçe Mutabakatı'nın reddi ardından başlattığı savaşta şehit düşen gerilla cenazeleri üzerinden de zulüm estirdi. Muş’ta olduğu gibi işkence yaptığı kadın gerillanın (Ekin Wan- Kevser Eltürk) çıplak bedenini teşhir etti ya da Kars’ın Kağızman ilçesinde 90’ları hatırlatır biçimde şehit düşen 3 gerillanın çıplak bedeni üzerinde sırıtarak poz verdirdi. Çok sayıda gerillanın ise cenazelerini gasp etti. MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle, "Ailelere ve cenazelere yaşatılan işkenceye artık son verilsin" dedi.  

Dersim’de 16-17 Eylülde gerçekleştirilen hava bombardımanında şehit düşen ve kimlik tespiti için Elazığ Adli Tıp Kurumuna götürülen HPG Komuta Konseyi Üyesi İsmail Aydemir (Baran Dersim) ve 2 yoldaşının cenazesi ancak 2 hafta sonra alınabildi. Aynı saldırıda şehit düşen Abdurrahman Akçin (Erdal Reşo) ise teşhis edilmesine rağmen ailesine verilmedi. Elazığ Adli Tıp Kurumu'nda tutulan cenazeyi teşhis eden aileden DNA testi için kan alındı, yetmedi "cenazenin kime ait olduğu saptanamadığı" gerekçesiyle kemik testi istendi. İşlemler için 4 kez kan örneği veren aile, hiçbir sonuç alamadan memleketi Mardin'in Nusaybin ilçesine geri dönmek zorunda kaldı. 


40 gün sonra

Elazığ Adli Tıp’ta hal böyleyken, Malatya Adli Tıp Kurumu’nda ise aileler, çok daha katmerli bir zulme uğruyor. Yakınlarını kaybetmenin acısı içindeki aileler için kimlik tespiti tam bir işkenceye dönüşürken, aradan geçen günler ve haftalara rağmen cenazelerine kavuşamıyorlar. Malatya'ya, 2 Eylül'de Şemdinli'de savaş uçaklarının düzenlediği bombardımanda hayatını kaybeden 5 gerillanın cenazesi, 24 Eylül'de Beytüşşebap'ta gerçekleşen çatışmadan ise 11 gerila cenazesi ulaştı. Şehit 16 gerilladan şimdiye kadar farklı tarihlerde 3 gerillanın cenazesi ailesi tarafından alınarak memleketlerinde toprağa verildi. Beytüşşebap'ta şehit düşen gerillalardan 5'inin  cenazesi daha ancak 40 günlük bekleyiş ardından önceki gün aileleri tarafından alınabildi. 


5 gerilla defnedildi 

"DNA testi" gerekçesiyle tarifi imkansız bir zulümle karşı karşıya bırakıldıklarını belirten aileler cenazelerini alarak defnetmek üzere memleketlerine götürdü. Biri kadın beş gerilla on binlerin katıldığı törenlerle önceki gün ve dün son yolculuklarına uğurlandı. HPG'li Abdullah Aydın (Cudi Gabar) ve Perihan Mendes (Sozdar Zınar) Cizre'de; İnan Tursun (Tekoşer Gever) Yüksekova'da; Mehmet Şerif Akıcı (Xemgin Şoreş) Ağrı/Tutak’ta; Mehmet Pehlivan (Dersim Licok) Amed/Lice'de toprağa verildi.  


8 gerilla Adli Tıp'ta 

Mezopotomya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Derneği'nin (MEYA-DER) verdiği bilgiye göre Malatya Adli Tıp Kurumu'nda hala 8 cenaze var. 24 Eylül'de şehit düşen gerillalardan 5'i (40 gündür) ile 2 Eylül'de şehit düşen gerillalardan 3'ünün cenazesi (iki ayı aşkın süredir) hala DNA test sonuçlarını bekliyor. 


Bir gerilla Kimsesizler Mezarlığı'nda

Doğu Kürdistanlı bir gerilla da kimlik tespiti için gelen ailesine verilmedi. DNA testi istendi. Aile test sonucunu bekleyemeyip ülkesine dönünce cenaze Malatya Kimsesizler Mezarlığı'na defnedildi. 


18 gün neden beklediler!

Cenazelerin alınmasında ailelere yardım eden MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle, "Önceki gün alınan 5 cenaze de teşhis edilebiliyordu. 18 gün önce Malatya'ya gönderdiğimiz aileler cenazelerini göremeden DNA testine zorlandı. Boşu boşuna bu işkence çektirildi" dedi. Amed'de defnedilen HPG'li Mehmet Pehlivan'ın cenaze törenine katılan Dicle, "Ailelere bile bile bu zulüm yaşatıldı" dedi. 


Morg da vardiyalı çalışıyor!

Gazetemize konuşan ve yaşanan durumu "cenazelere ve aileler işkence, zulüm" olarak değerlendiren Dicle, şunları söyledi: "Otopsi faciası, kimlik tespiti başlı başına bir işkence. Sabrımızın son damlasına gelmişiz. Hiçbir din, vicdan bunu kabul etmez" dedi.  Cenazelere yönelik işkencenin sona ermesi için seçimler öncesi HDP'li vekillerle birlikte Malatya Adli Tıp Kurumu'na gittiklerini, durumu yerinde gördüklerini ve girişimlerde bulunduklarını hatırlatan Dicle, "Cenazeler için bir çadır içerisinde morg sistemi uygulanmış" dedi. Kimi cenazelerin 40 kimisinin iki ayı aşkın süredir ailelerine verilmek yerine morgda tutulduğunu ifade eden Dicle, "Morg da vardiyalı çalışıyor. Mesai saatinde 8 saat çalıştırıyorlar diğer saatlerde kapatıyorlar. Cenazeler kokmuş durumda. Resmen bir işkence olarak görüyoruz bunu" diye belirtti. 


DNA testi neden uzatılıyor?

Geçmiş deneyimlerden yola çıkarak DNA testlerinin istenirse kısa bir sürede tamamlanabilmesinin mümkün olduğunun da altını çizen Dicle, cenazeler teşhis edilse bile ailelere DNA testi dayatıldığına dikkat çekti: "Bazen çocuğunu vücudundan tanıyanlar oluyor yine de DNA isteniyor. Bazıları teşhis edilemiyor. Ancak çürümeye yüz tutmuş cenazeleri bu kadar bekletmeleri de akıl ve vicdan karı değil."

Seçimlerin sona ermesi ardından cenazelerin verilmeye başlandığını ifade eden Dicle, "Kirli politikalarını cenazelerimizle yapıyorlar. Umarım bu işkenceyi daha fazla uzatmadan diğer cenazeler de en kısa zaman içinde ailelere teslim edilir" dedi. 


 HABER MERKEZİ 




Rojava'dan alınmıyor

Kuzey Kürdistan'daki cenaze işkencesine benzer bir dram da Rojava'da yaşanıyor. Bakanlar Kurulu kararıyla 3 aydır cenazelerin Kuzey'e geçişine izin verilmiyor. Rojava'da şehit düşen Kuzeyli savaşçıların mecburen oradaki şehitliklerde defnedildiğini, daha iki gün önce bir aileye çocuklarının şehadet haberini aktardıklarını belirten Dicle, "İşin acı yanı ailelerden uzak, aileleri gidemiyor" dedi.  

Ağustos ayında 13 savaşçının cenazesinin 11 günlük bekleyiş ardından ancak Habur Sınır Kapısı'ndan gecişlerine izin verilmişti. Aynı dönemde Mürşitpınar Sınır Kapısı'nda bekletilen sayıları 23'ü bulan cenazenin geçişine ise izin verilmedi. Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan bir genelge bu yasağın gerekçesi oldu. O dönemden bu yana gerilla cenazeleri Kuzey'e geçemiyor ve Rojava'da toprağa veriliyor. MEYA-DER Başkanı Ayşe Dicle'nin verdiği bilgiye göre o dönemden bu yana Rojava'da defnedilen Kuzeyli savaşçıların sayısı 100'e yaklaştı. 


Aziz Güler 45 gündür bekliyor

Rojava'da DAİŞ'e karşı direnişte 21 Eylül'de şehit düşen Birleşik Özgürlük Güçleri (BÖG) Komutanı Aziz Güler'in cenazesi ise 45 gündür Türkiye'ye alınmıyor. Güler'in naaşı Serêkanîye Roj Hastanesi morgunda bekletilmeye devam ediyor. Suruç Kaymakamlığı ve Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları başvuru reddedilince "bu temel bir insani hak, cenazemizi istiyoruz" diyerek AİHM'e başvuran aileye henüz bir cevap verilmiş değil.