Lice’de hava saldırısında şehit düşen ve cenazeleri 44 gün bölgede güneşin altında bekletilen 4 HPG’liden Yusuf Kayran’ın annesi Meliha Kayran, cenazelerin teslim edilmeyerek psikolojik baskı yapıldığını söyledi. Amed’in Lice ilçesinin Bayırlı Mahallesi kırsalında 3 Haziran’da hava saldırısı sonucunda şehit düşen HPG’li İbrahim Çelik (Mahir Andok), Abdullah Turhan (Reber Amed), Ömer Demir (Serhildan Mazi) ve Yusuf Kayran’ın (Zinar Akro) cenazeleri 44 gün boyunca saldırının olduğu noktada bırakıldı. İnsan hakları savunucularının girişimleri sonuç vermeyince bölgeye giden aileler, cenazeleri alarak savcılığa teslim etti. Ailelerden alınan kan örnekleri ve 4 kişinin cenazeleri, DNA testi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. ATK’nin incelemesi ardından 4 cenaze Amed’e gönderildi.  Hastanede dediler Aileler, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Morgu’nda bekletilen cenazeleri almak için girişimlerde bulundu. İzmir’de oturan Yusuf Kayran’ın annesi Meliha Kayran, 9 Haziran’da Lice Jandarma Karakolu’na gidip başvuruda bulunduklarını belirterek, “Onlar ‘Gidin diğer gün gelin DNA testi için Dicle Üniversitesi Fakültesi Hastanesi’ne götüreceğiz’ dedi. Biz de hastaneye gittik, DNA testi için kan verdik, 23 gün geçmesine rağmen herhangi bir sonuç çıkmadı. Daha sonra DNA testi için tekrar başvurduk.”  Jandarmaya üç başvuru Kayran, tekrar Lice Jandarma Karakolu’na gittiğini ve bu kez de belirtilen dört cenazenin ortada olmadığının kendilerine iletildiğini kaydederek, cenazelerin olay yerinde oldukları haberini aldıklarını söyledi. Kayran, ”Biz Lice Jandarma Komutanlığına başvurduk. Bize dediler ki ‘biz olay yerine gidemeyiz. Gidersek de operasyonla gideriz.’ Biz de dedik ki, bize izin verin biz gidip alalım. Dediler ki; ‘Hayır siz gidemezsiniz çünkü can güvenliğiniz yok.’ En az üç sefer jandarmaya başvurduk olay yerine gitmeleri için. Ne onlar gitti, ne bizim gitmemize izin verdiler. Bununla da yetinmeyip bizi tehdit ettiler; ‘Giderseniz eğer 302. maddeden yargılarız’ diye. Daha sonra İHD Amed Şubesi ve Amed Barosu’na başvurduk. 16 Temmuz’da biz aileler ve halk olay yerine gittik. Cenazeleri alıp köyde jandarma ve savcıya teslim ettik. Onlarda cenazeleri alıp Amed’e götürdüler. 44 gün cenazeler güneşin altında kalmış” diye konuştu. Dosyanız kapanmış! Cenazelerin parçalandığını ve tanınmayacak halde olduklarını belirten Kayran, cenazeler güneşte kaldıkları için kanlarının kuruduğunu, bunun için de cenazelerin İstanbul’a gönderileceğinin kendilerine iletildiğini dile getirdi. Kayran, “Cenazeler İstanbul’a gönderildikten bir ay sonra tekrar savcılığa gittik. Savcı ‘dosyanız kapanmış’ dedi. Biz her dört aile, tekrar dosya açarak kan verdik. Verdiğimiz kan İstanbul’a gönderildi. 27 gün sonra savcı, ‘cenazeler sizin, verdiğiniz kanlar ile cenazeler uyuşuyor. Cenazeleri Diyarbakır’a getirtiyoruz’ diye bize bildirdi” dedi. Psikolojik baskı Kayran, olup bitenlerle kendilerine psikolojik baskının amaçlandığını belirterek, ”Bize baskı ve zor uygulayarak gözümüzü korkutmaya çalışıyorlar. Bize bu işin peşini bırakın, diyorlar. Dört aydır evimizde yatamıyoruz. Dört aydır ne yaptığımızı bilmiyoruz. Çocuğumuzun yaşamını yitirdiği günden bugüne evimizde yatamadık. DNA testi sonuçları bir iki günde çıkıyor fakat bir aydır kan vermemize rağmen yeni çıkıyor sonuçlar” diyerek tepkisini dile getirdi.  AMED