
BM’nin gözetiminde dördüncü kez Cenevre’de yapılan Suriye görüşmeleri çözüme dair umut vermiyor. Bölgenin önemli aktörlerinden Kürtler ile müttefikleri dışarda tutulurken, sahada temsiliyeti olmayan güçlerin masaya oturtulduğu görüşmelerden sonuç çıkması beklenmiyor.
Birleşmiş Milletler çatısı altındaki Cenevre-4 görüşmeleri Perşembe günü resmi açılışla başladı. BM, tarafları Suriye’deki savaşa son vermek için "tarihi sorumluluğa" davet etti. Kurulan masanın bir tarafında rejim, diğer tarafında güçsüz, dağınık ve temsil yeteneği olmayan gruplar duruyor.
‘Muhalefet’ dediklerinin birliği yok
‘Muhalefet’ diye sunulan gruplar kendi aralarında dahi birlik sağlamış değil. Bu da görüşmelerin seyrini etkiliyor. Öyle ki açılış toplantısı farklı gruplar arasındaki kriz nedeniyle saatlerce ertelendi. Grupların farklı masalarda ancak aynı tarafta oturmayı kabul etmesiyle kriz aşılmış oldu. Resmi törenin ardından başlayan müzakereler karmaşık ve zorlu görünüyor.
Taraflar doğrudan görüşmüyorlar
Doğrudan görüşmeler, Cenevre-4'ün gündeminde henüz yok. Taraflar karşı karşıya geldi ancak, tek ilişkileri birbirlerine soğuk bakışlarla bakmak oldu. Görüntülere ve yansıyan bilgilere bakılırsa, tek kelime etmediler.
BM elçisi: Mucize beklemiyorum
Açılışta konuşan BM'nin Suriye Elçisi Staffan de Mistura da işinin hiç de kolay olmadığını kabul ederek, "Bir mucize beklemiyorum. Ağır bir işi kaldırmamız gerekiyor. Bu kolay olmayacak, gerilim ve acılar var, ama elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor" dedi ve ekledi: "Başarısız olursak, hepimiz ne olacağını biliyoruz. Daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla vahşet, daha fazla terörizm ve mülteci olacak. Görevimiz kolay değil."
Bu bileşimden çözüm çıkmaz
Öte yandan görüşmelerin nasıl bir çerçeve kazanacağı henüz netlik kazanmadı. En yakın kaynakların söylediklerinde bile netlik yok. Geleceğin Suriyesi için üç kilit nokta için hazırlık yapılması gerekiyor. Bunlar geçiş süreci, anayasal reform ve özgür seçimler şeklinde özetleniyor. Ancak bu bileşim ve yöntemlerle sonuç alınması beklenmiyor. Daha önce Cenevre’de yapılan üç müzakereler de başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Kürtlersiz sonuç alınamaz
Bu sonuçta sahada etkili olan gerçek muhaliflerin masada olmaması belirleyici oldu. Ancak organizatör ülkeler Rusya ve ABD ile arabulucu BM, aynı hatayı tekrar etmeye devam ediyor. Zira son müzakerelere de sahanın en önemli aktörü Kürtler ile müttefikleri davet edilmedi. Bu da sorunun Cenevre-4’te de çözülemeyeceğine dair en önemli işaret olarak görülüyor.
Zira YPG’nin de bünyesinde yer aldığı Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Suriye’nin yüzde 22’ini kontrol ediyor ve ülkede DAİŞ’e karşı en etkili mücadele eden silahlı örgüt konumunda. Ayrıca görüşmelere çağrılmayan PYD, YPG ve QSD’nin de içinde yer aldığı Demokratik Suriye Meclisi (MSD), Suriye’de anayasal teklifi olan tek güç konumunda. MSD, Suriye’deki savaşın bitmesi ve barışın sağlanması için eşitlikçi ve özgürlükçü bir sistem olan demokratik federalizmi öneriyor.
Masadakilerin temsil gücü yok
Türkiye’nin şantaj ve tehditlerine boyun eğilerek Kürtler ile müttefikleri dışarda tutulurken, Cenevre’ye sahada temsil gücü olmayanlar davet edildi. ‘Muhalefet’ olarak lanse edilerek masaya oturtulan grupların çoğu, sorunun temel kaynaklarından biri olan Türkiye'nin çıkarlarını temsil ediyor. Cenevre’de rejimle masaya oturan heyet arasında üç farklı grup yer alıyor. Yüksek Müzakere Komitesi, Suudi Arabistan'da kuruldu.
Diğer ikisi, Moskova platformu ve Kahire platformu olarak adlandırılıyor. Moskova ve Kahire platformları aynı vizyonu savunuyor. Öncelikle savaşın sona ermesi gerektiğini ifade ediyorlar. "Riyad ekibi" olarak adlandırılan Müzakere Komitesi ise Esad’ın gitmesini ve mevcut rejimin değişmesini istiyor.
Fuat Eliko ve Abdulhekim Başar da Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) adına görüşmelerde yer alıyor. Suriyeli Kürtlerin ‘temsilcisi’ olarak lanse edilen Mesud Barzani destekli ENKS'nin Suriye'de ne yönettiği bir toprağı ne de silahlı gücü var.
Sahada hiçbir etkinliği olmayan ENKS’nin masada olmasının arkasında YPG ile müttefiklerini müzakerelerden uzak tutmak için ABD ile Rusya’ya sürekli tavizler veren Türkiye’nin olduğunu biliniyor.
HABER MERKEZİ