KDP’ye bağlı bir iki marjinal parti, Kürtlerin haklarını tanımayan muhalefet heyetinin içinde yer alacakmış. Desteya Bilind, Kürtlerin hakları ve statüsü tanınmadığı için muhalif olduğunu söyleyen heyet içinde yer almak istemiyor. Muhalefet de Türkiye’nin bakışıyla hareket ettiği için Kürtlerin haklarını tanımak istemiyor.
Cenevre’ye yeni bir siyasi ortamda giriliyor. Eskiden mevcut rejim böyle bir konferansa alınmak istenmiyordu. Şimdi ABD ve Rusya mevcut rejim ile muhalefeti uzlaştırarak yeni bir iktidar bloku üzerinden Suriye’yi yapılandırmak istiyorlar. Belki Esad olmayacak, ama çevresinin ve Baas partisinin belli düzeyde içinde yer alacağı bu yeni iktidar bloku çerçevesinde Suriye kısmi bir demokratikleşme yaşayacaktır. Eğer Kürtlerin özerkliği ve statüsü kabul edilirse bu, köklü bir demokratikleşme ortaya çıkaracaktır. Ancak Kürtlerin nasıl yer alacağı hala belli olmamıştır. Şu anda da en büyük mücadele Suriye içindeki Kürtlerin konumunun ne olacağı üzerinedir.
KDP şu andaki devrimci yönetim etkili olur kaygısıyla Kürtlerin Cenevre’ye bağımsız bir heyetle gitmesine destek vermiyor. Bu konuda Türkiye’nin politikasına yakındır. PYD kazanmasın da ne olursa olsun anlamına gelen bir politika yürütüyor. Kürt tarihi açısından büyük olumsuzluklarla sonuçlanabilecek böyle bir politikayı özellikle Rojava halkı onaylamıyor, kabul etmiyor. KDP neden böyle yapıyor diye merak ediyor ve tepkileniyor. Tabii bu soruların cevabı öyle karmaşık değildir; basittir. KDP kendine hizmet etmeyen ve farklı bir Kürt partisi etkili oluyorsa onu kabul etmiyor, engellemeye çalışıyor. Açıkça demokratik tutum takınmıyor. Halbuki KDP’nin bir Kürt partisi olarak yapması gereken, Kürtlerin bağımsız bir muhalif güç olarak Cenevre’ye gitmesini savunmak olmalıdır. Şu anda Baas rejimine karşı esas muhalefet Rojava devrimdir. Çünkü Baas rejiminin kabul edemeyeceği radikal bir demokrasiyi savunmaktadır. Eğer Rojava devrimi yeni Suriye içinde yer alırsa köklü değişiklikler olur. Yoksa oluşacak Suriye Ortadoğu’yu da etkileyecek bir siyasi konum kazanmaz.
Türkiye’nin eski politikası kısmen değişmektedir. Rusya ve ABD’nin öngördüğü bir noktaya gelmektedir. Ancak ABD-Rusya ittifakı istediği avantajları Türkiye’ye vermezse Türkiye silahlı çetelerle ilişkisini eski yoğunlukta olmasa da sürdürmeye devam edecektir. Ancak Türkiye’nin Suriye politikası çökmüştür. Öyle ki, İran’a “Gelin birlikte yeni bir Suriye politikası izleyelim” demektedir. Hatta karşılıklı ateşkes çağrısıyla rejime de mesaj vermektedir. Türkiye, Kürtlerin hak kazanmasını ilk önce çeteler eliyle önlemek isterken, şimdi bu tür ilişkilerle önlemek istiyor. Türkiye’nin Rusya ve İran’la da ilişkilerini sıklaştırmak istemesi Cenevre’de Kürtlerin statüsünün önüne geçmek içindir.
Ancak Rojava devrimi şu anda geçici yönetim ilan ederek konumunu daha da güçlendirmiştir. Çok geniş çevreler de bu yönetimin içindedir. Rojava devrimci güçleri Rojava’nın etrafındaki tehditleri kaldırmak için yürüttüğü harekatta büyük başarı elde etmiştir. Haseki’ye kadar dayanmıştır. Bu açıdan Kürtler Cenevre’de olmazsa o toplantı daha baştan sonuçsuz kalır, yok hükmünde olur. Çünkü ABD ve Rusya’nın uzlaşması Rojava devrimi tarafından desteklenirse başarıya ulaşır. Yoksa Cenevre’de alınan kararlar pratikleşmez. El Kaide’ye bağlı çeteler bundan cesaret alarak yeni bir hamle yaparlar. En örgütlü muhalif güç Kürtler Cenevre içinde yer almazsa, mevcut rejimin direnci artar. Köklü değişiklik içermeyen bir Suriye konusunda direniş içine girer. Çünkü örgütlü ve etkili tek demokratik güç Rojava devrimci güçlerdir. Eğer Suriye’nin değişmesinden ve demokrasisinden söz edilecekse, o zaman Kürtlerin iradesinin dikkate alınması gerekir. Bu irade dikkate alınmadan hangi yeni Suriye’den söz edilebilir?
Rojava’da devrimi tanımayan birkaç marjinal grup dışında toplumun çoğunluğu yeni yönetimde temsil ediliyor. Farklı toplumsal kesimler ve siyasi güçler, olduklarından fazla meclislerde ve yönetimlerde yer alıyorlar. Yani durum Türkiye, KDP ve yandaşlarının dediğinin tersidir. Gerçek bir demokratik halk yönetimi var. Hatta hiçbir devrimci savaş ortamında bu düzeyde demokratik yaklaşım görülmemiştir. Bazılarına ütopik gelebilecek radikal demokrasi uygulanmaktadır. Rojava devrimci güçlerinin etki alanındaki tüm Araplar bu demokratik sistem içindedir. Süryaniler, Ermeniler bu demokratik sistem içindedir. Hem de güçleri oranından çok fazla. Farklı Kürt partileri de sistem içindedir. Sadece demokratik zihniyette olmayan, PYD karşıtlığı yürüten Türkiye ve bazı güçlere dayanarak Rojava’da hegemon olmak isteyenler yeni demokratik yönetim içinde yoktur. Onlar yüzde 10-15’in yüzde 80 üzerinde hegemon olamsını hedefliyorlar. Rojava devrimi ise yüzde 80’in en etkili grubundan olan PYD’ye de mevcut yönetimin üçte biri kadar yer vermektedir. Bundan daha demokratik tutum olabilir mi? Aslında KDP’ye bağlı partilere de PYD kadar yer verilmiş, ama onlar arkalarındaki güçlere dayanarak devrimin kendilerine teslimini istemektedirler.
Cenevre’ye bu iktidar hırsı ve hegemonik zihniyet nedeniyle Kürtler bağımsız bir muhalefet heyeti olarak Cenevre’ye giremezse bunun tarihi sorumluluğu ağır olacaktır. Desteya Bilind üyesi Aldar Xelil, Cenevre’ye gitmelerinin engellenmek istendiğini söylüyor. Bu, hangi vicdana, hangi siyasi ahlaka sığar? Herhalde Kürtler dışında bu programa sahip hangi siyasi güç olsaydı Cenevre’de temsil edilirdi.
Salih Muslim yeni bir Lozan’a izin vermeyiz demiştir. Bu söz anlamlıdır. Rojava devriminin Cenevre’den dışlanması yeni bir Lozan yaratacaktır. Bundan sadece Rojava devrimi değil, tüm diğer parçalar ve siyasi hareketler de zarar görür.
Cenevre yeni bir Lozan olabilir mi?
Suriye ile ilgili Cenevre 2 konferansının tartışmaları artmış bulunuyor. En fazla tartışılan da Kürtlerin Cenevre’ye bağımsız heyet olarak katılacaklar mı, yoksa katılmayacaklar mı konusudur. Türkiye, Desteya Bilind’ın bağımsız Kürt heyeti olarak katılmasını istemiyor. Çünkü bu durumda Rojava’da kurulan demokratik özerklik statüsünün resmileşeceğini görüyor. Türkiye KDP’nin Rojava devriminin düşmanlığını da görerek kantonlar biçiminde oluşturulan Rojava özerk yönetiminin Cenevre 2’de temsilini engellemeye çalışıyor.