Avrupa ve İsviçre basını Ortadoğu’nun, Suriye’nin ve bir anlamda Rojava’nın kaderini şekillendirecek olan Cenevre-2 görüşmelerinin perde arkasında dair ilginç ipuçları vermeye başladı.
Cenevre-2 hazırlık toplantılarına şu an itibarıyla Rusya, ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri İngiltere, Fransa ve Çin ile Suriye’nin komşuları Lübnan, Ürdün, Irak ve Türkiye katlıyor. Görüşmelere ilişkin basında yer alan son yorumlarda Suriye politikasında Ruslar’ın ağırlığının arttığı ve Türkiye’nin de yavaş yavaş Şam yönetimiyle yakınlaşmak istediği vurgulanıyor. Elbette Türkiye’nin bu olası politika değişikliğinin ayrıntıları ve nedenleri konusunda adeta hesaplı bir gizem de söz konusu. Bu nasıl yorumlanabilir?
Radikal İslami güçlerle Suriye’yi dize getiremeyen, Kürtlere diz çöktüremeyen Türkiye, Suriye’de de istediğini alamadı. Belliki söz konusu yorumlarla Türkiye’nin olası yeni manevralarına dikkat çekiliyor. Bölgedeki gelişmelere bakıldığında, bu yorumların hiç de yabana atılmayacağı görülüyor. Esad’ın Rusları arkasına alarak süren direnişini kırmak bir yana, Kürtleri de karşısına alarak ve hatta Kürt katliamlarına en büyük desteği vererek büyük bir bataklığa saplanan Türkiye’nin yeniden başa dönmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.
Zira hesaba katılmayan Rojava, adeta dört parçada yeni bir Kürt iradesinin şekillenmesine, Kürtlerin birliğinin pekişmesine ve öncülüğüne neden olarak Türkiye’nin temel önceliği olmaya başladı. Aynı korkuya İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin de kapıldığı düşünülürse, bu dört gücün Esad’ın iktidarı -ya da Esad’ın da desteklediği bir yönetim- altında birleşip, Kürt karşıtlığında buluşması ve gerekirse uluslararası güçlere taviz vermeyi kabul etmesi büyük bir olasalıktır. Türkiye’nin El Nusra ilişkisini ret etmeye başlaması, El Kaide vb örgütlere destek vermediğini dillendirmesi ve son olarak Türkiye üzerinden geçişleri yapılan silahlara “el koymaya” başlaması Esad rejimiyle yakınlaşma isteğinin göstergesi olarak yorumlanabilir.
Son dönemlerde Türkiye ile İran görüşmelerinin sıklaştırılması, Erdoğan’ın Ocak ayında İran’a ziyaret planlaması, Türkiye’nin İran’ı Cenevre görüşmelerine katma isteği olarak da yorumlanıyor. Ankara’nın Mesud Barzani üzerinden PYD’yi frenleme çabaları da bu planın parçası olarak düşünülebilir. Özetle Cenevre-2 öncesi perde arkasında yeni denklemler kuruluyor. Denklemlerin merkezindeki temel konulardan biri Kürtler. Kürt iradesinin bölgedeki dört gerici devletin temel korkusu olması, onları yeniden buluşturdu, ama tarihin yeniden tekerrür etmesi çok zor gözüküyor.
Cenevre’de neler dönüyor?
İsviçre Gündemi