Cerablus’a tek kurşun bile sıkmadan giren Türk destekli çeteler ve işgalci Türk ordusunun gerçek planları ise yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bab’ın kuzeyindeki Kürt köylerini yoğun bir şekilde bombalayan Türk ve DAIŞ çeteleri bölgeyi tamamen yerli halktan arındırmayı amaçlıyor. Bunun için anlaşmalı plan dahilinde bölgede köyler el değiştiriyor. Bölge insansızlşatırılmak isteniyor. 43 gün devam eden tiyatroda binlerce kişi yerinden oldu. Erdoğan’ın en yakın dostu Suriye’nin kuzeyinde Türkmen devleti kurulması yönünde daha önce basına açıklamalarda bulunmuştu.
Bölgede siyasetinde artık rol oynayamaz duruma gelen Türk devleti 15 Temmuz sonrasında Rusya’yla ilişkilerini kısmi olarak düzelterek, ABD’ye de alternatifsiz olmadığı mesajını vermeye çalıştı. ABD bu politikaya karşı Türkiye’yi kendi yanında tutma çabasına girerek, uzun süredir istediği Türkiye’yi DAIŞ’la karşı karşıya getirme politikalarını devreye koydu. Türkiye ise hem Suriye politikasında etkili olma hem de Kürtlerin etkinliğini kırmak için bu durumu kullanmak istedi.Türk devleti Rusya ile Halep’teki çetelere artık destek vermeyeceği ve bunun karşılığında Cerablus, Ezaz ve Bab bölgelerinde kumandasında bulunan güçlerin bu alanda etkinlik kurmasını istedi. Bu aynı zamanda Rusya’nın Halep planlarına hizmet eden bir teklif oldu. Buna karşın ABD, Türk devleti DAIŞ desteklemekten karşıtlaştırmaya yönelik politikalarına hizmet ettiği için Türk devletinin bu girişimine destek verdi. 43 gündür devam eden işgal operasyonda açığa çıktı ki, Türk devleti ne Rusya ile konuştuğu çerçevedeki talepleri karşıladı ne de ABD’nin öngördüğü gibi DAIŞ karşıttı bir konumda.
Rusya’nın Türk devletinin Halep ve çevresindeki gruplara desteğini sürdürdüğü ve Türk devletinin Bab bölgesindeki işgalinin Halep merkeze yeni cephe olacağını anlaşmış durumda. Bundan kaynaklı olarak Rusya dışişlerinden üst üste açıklamalar geldi. Ve açık bir şekilde Türk devletinin daha fazla güneye ilerlememesini istedi. Bundan şu sonucu çıkarabiliriz; Rusya artık Türk devletinin işgaline ilk günde verdiği icazeti geri çekti.
Suriye rejimi ise, Rusya politikaları doğrultusunda bir tutum içinde oldu. Türk devletinin işgaline bölgede Kürtleri ve demokratik güçleri zayıflatacağını hesaplayarak sesiz kaldı. Yine Bab bölgesindeki Türk işgalini Kuzey Suriye Federasyonun kurulmasına en azından coğrafik olarak engel olacağını hesapladı. Artık durum böyle değil. Bab bölgesine girme durumunda Türk devletinin ilk işi Suriye rejimiyle karşı yeni bir cephe açarak Halep’i doğudan kuşatma çabası içinde olacağını görüyor. Türkiye işgaline karşı tepkilerini Rusya üzerinden yüksek tonda dile getiriyor.
ABD’nin ise Suriye politikası tam bir muammaya dönmüş durumda. Birçok ip üzerinde hareket eden ABD, Türk devletinin Suriye’deki varlığından hem kaygılı hem de nasıl kendi çıkarlarım için kullanabilirim hesabı içinde. Bunun için zaman zaman destekler maiyette açıklamalar yapıyor. ABD bunu Rusya ile Türk devletinin son günlerdeki yakınlaşmasına karşı bir tedbir olarak yaparken, diğer yandan bu çelişkiyi derinleştirmek için Rusya’nın belirlediği sınırların güneyine ilerlemesini ve Rusya ile Türk devletinin, Suriye rejimi üzerinden karşı karşıya getirme hesabı içinde.
Türk devleti Cerablus ve Bab bölgesindeki işgaline kılıf uydurmak için Arap ve çok az Türkmen’den oluşan çete gruplarını bir araya getirdi. Ehrar El Şam gibi Cephet El Nusra’nın siyasi kolu gibi grupların merkezde yer aldığı Türk devletinin çeteleri, ilk yaptıkları hareket Cerablus’a Türk bayrakları asmak oldu. Türk devleti şimdiden köylerin, yerleşim yerlerinin adlarını Türkçeleştirme ve bölgedeki çok az bulunan Türkmen halkını diğer halklar üzerinde iktidar haline getirmeye çalışıyor.
Diğer yandan özellikle Latkiye, İdlib bölgesinden Türkiye’ye göç etmiş Türkmen nüfusunu Ezaz ve Cerablus bölgesine yerleştirme çabası içinde. Birçok kaynak özellikle Cerablus’a ilk elden gelenlerin büyük kısmının Cerablus yerlisi olmadığını belirtiyor. Yerleşim adlarının Türkçeleştirilmesi bunu destekleyen politikalar oluyor. Buna karşı bir araya gelen çeteler içerisindeki Arap grupların zaman zaman bu politikalara tepki duyuyor ve aralarında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. En son Türkmen grubu olarak yansıtılan Sultan Murad’ın çete başılarından Ali Şeyh Salih öldürüldü. Türk devletinin işgal ve Türkleştirme politikalarını gören Arap grupların “Fırat Kalkanı” adındaki işgal operasyonundan ayrılacakları belirtiliyor. Tüm bu gelişmeler Türk devletinin Suriye işgal politikasında hedeflerinin şimdiden boşa çıktığı ve amaçlarına ulaşamayacağı görülüyor.