ERDOÐAN ALAYAMUT/HACI YUSUF TOPALOÐLUDİHABER/HATAY


Türkiye, ÖSO grupları ile girdiği Cerablus'a çeşitli ülkelerden Türkmen taşıyor. 

Kürtleri Kuzey Suriye’de demografik yapıyı değiştirmekle suçlayan Türkiye, işgal ettiği Cerablus’a Doğu Türkistan, Türkmenistan ve Türki Cumhuriyetlerden aileler getirerek yerleştiriliyor. Karkamış Sınır Kapısı üzerinden Cerablus’a getirilen ailelerin tamamının çok çocuklu olması dikkat çekti. 

Sınır kapısında nakliye şirketi olan ancak ses kaydı hariç başka bilgi paylaşmayan bir yurttaş, son bir ayda dışarıdan getirilen Türkmenlerin sayısında artış olduğunu kaydetti. Kendi şirketinin de bu kişilerin eşyalarını taşıdığını ve kendi şoförleri ile onları içeriye taşıdıklarını anlatan tanık, Karkamış’a göçmüş olan Cerabluslu Arap ve Kürtlerin ise geri gidemediğini söyledi. Nakliyeci tanık, Arap ve Kürtlerden boşalan yerlere Türkmenlerin yerleştirildiğini ifade etti.

Cerablus’a yerleştirilen her Türkmen aileye Kürt ve Araplara ait ev, tarla ve iş verildiğini, 300 ile 400 dolar arasında maaş bağlandığını ifade eden nakliyeci, kendisinin de 150 aileyi Cerablus’a taşıdığını söyledi. Ailelerin bazılarının Antep, Hatay, Mersin, Osmaniye gibi kentlerden geldiğini dile getiren nakliyeci, Osmaniye tarafından gelen Türkmenlerin daha önce Türkmenler için kurulan Mülteci kampında yaşadığını, bu kamp kapanınca kırsal kesime ve kent içine dağılan Türkmenler olduğunu belirtti. 

Göç İdareleri aktif

Bazı Türkmenlerin Geri Gönderme Merkezleri'nden geldiğini ifade eden nakliyeci, taşıdığı bir Türkmen aile ile yaşadığı diyalogu şöyle anlattı: "Karkamış sınırında bir aile ile anlaştık. Az bir eşyası vardı ve araca yükledik. Sınır kapısına geldiğimizde görevlilere bir kimlik uzattı, görevliler uzatılan kimliği görünce hiç soru sormadan aracın gerekli aramalarını yaptıktan sonra bizi içeri aldılar. Yolda bu şahısa kimliğin ne olduğunu sordum. ‘Bu kimliği Cerablus’a gitmemiz için devlet görevlileri verdi’ dedi. Bunun üzerine nerden geldiğini sordum. Doğu Türkistan bölgesinden Türkiye’ye geldiğini, uzun bir zamandır Antep’te bulunan Geri Gönderme Merkezi'nde bekletildiğini söyledi. Geri Gönderme Merkezi yetkililerinin kendisine Suriye’ye gitmek için kimlik ve para verdiğini, onlar gibi birçok Türkmen uyrukluya bunu yaptıklarını söyledi. Cerablus merkeze geldikten sonra Sait isminde biri bizi karşıladı. Aileyi ona teslim ettikten sora bende geri döndüm.”

Kapı Türkmenlerden geçilmiyor

Son zamanlarda sınır kapısının Türkmenlerden geçilmediğini sözlerine ekleyen nakliyeci, son bir ay içinde hafta sonu dahil onlarca Türkmen ailenin sınır kapısına geldiğini söyledi. Bazı Türkmenlerin İstanbul, Mersin, Ankara ve Osmaniye plakalı otobüslerle taşındığını dile getiren nakliyeci, otobüslerle getirilen Türkmenlerin hepsinin genç olduğunu ve sınır kapısından bekletilmeden geçirildiğini vurguladı.


İHH merkezi askeri üs gibi

Suriye’de savaşının başlamasıyla birlikte “yardım” adı altında aktif rol alan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 10 dönümlük arazide kurduğu Suriye Çalışmaları Koordine Merkezi'nden, El Nusra (Tahrir El Şam), Ehrar El Şam ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) denetiminde bulunan bölgelere içeriği kamuoyundan gizlenen destekler sürüyor. 2014 yılında Terörle Mücadele Müdürlüğü (TEM) ekiplerince Kilis Şubesi'ne El Kaide operasyonun yapıldığı İHH’nin, Reyhanlı ilçe merkezine yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta kurduğu merkez askeri karargâh standartlarında korunuyor. İHH merkezinde çok sayıda TIR, iş makinesi ve yakıt tankeri dev bir tesisi andırıyor. 

Merkezin etrafına 5 metrelik beton bloklar kurulurken, beton blokların üstü ise jiletli tellerle yükseltilmiş. Beton blok ve jiletli tellerin yanı sıra merkezin etrafı her 5 metrede bir kurulan kapalı devre kamera sistemi ile izleniyor. Merkezin 2 tane arka 2 tene ön taraf olmak üzere toplam 4 çıkış kapısın yanı sıra 2’de acil çıkış kapısı mevcut. Kapılarda 7 gün 24 saat polis görev alırken, merkeze dışarıdan bakıldığında tam bir askeri karargahı andırıyor.

Onlarca TIR girip çıkıyor

İHH merkezinin bahçesinde onlarca TIR’ın yanı sıra Ford Transit model servis araçları, iş makineleri, yakıt tankları olduğu görülürken, ancak merkezin tümünün içinde nelerin olduğu ise görülmüyor. Son bir yıl içinde kurulan merkeze dışarıdan hiç kimse alınmazken, çalışanlar da parmak izi ve göz taramasının ardından giriş yaptığı belirtildi. 

Merkez kurulduktan sonra Ankara ve İstanbul’dan taşıma işçileri getirildiği belirtilirken, bu hamallarında hem dernek hem de merkezde olup bitenlere ilişkin konuşmamaları konusunda kesin bir şekilde uyarıldıkları aktarıldı. İHH merkezine sevkiyatların yapıldığı günlerde TIR’ların içeri girdikten 10 dakika sonra şoförlerinin ayrıca yapılan misafirhaneye alındığı ve sevkiyat bittikten sonra TIR şoförlerinin tekrar içeri alındığı kaydedildi.

TIR’lardaki şoförler bilmiyor

TIR’larda taşınanlar hakkında araç şoförünün de bilgisi olmazken, sevkiyatta hazırlanan TIR’ın korseleri gümrük malı gibi mühürlü teslim ediliyor. TIR’lara yüklenen malzemelerin daha çok Mersin ve İskenderun limanından alındığını Reyhanlı’da İHH merkezine bırakıldığı ve burada yapılan son kontrollerinin ardından tekrar TIR’lara yüklenerek Reyhanlı’nın Bükülmez köyü tarafından Suriye’nin Atme kentine götürüldüğü kaydedildi. Atme kentinde bulunan Türk karakolunda görevli subaylar ve uzman çavuşlar tarafından sevkiyatın teslim alınarak, Atme kampına götürüldüğü ve TIR’ların Atme kampında bulunan El Nusra üyeleri tarafından boşaltıldığı belirtildi.

Depolarda ne var?

Reyhanlı’daki İHH merkezi dışında Cilvegözü Sınır Kapısı’na 4 ile 5 kilometre mesafede 4 adet depo yapıldığı, bu depolarda da çok sayıda malzeme bekletildiği ifade ediliyor. Bu malzemelerin ne olduğu bilinmiyor. Kentte ise silah depolandığı yönünde yaygın bir söylenti var. 

Sevkiyatlar gece yapılıyor

Reyhanlı sınırında İHH amblemli TIR’ların daha çok gece saatlerinde Kuşaklı köyü üzerinden yapılması dikkat çekerken, gündüz yapılan sevkiyatların ise Cilvegözü Sınır Kapısı üzerinden olduğu ifade edildi. İHH amblemli TIR’lar ile gündüz yapılan sevkiyatların güvenlik kontrollünden geçmediğini vurgulayan başka TIR şoförleri de Cilvegözü’nü geçen İHH TIR’larıyla Babil Hava sınırında Ehrar El Şam üyelerine teslimatın yapıldığını kaydetti.


Cerablus’ta işgalci ahlaksızlığı

Cerablus'ta, ahlaksızlığın diz boyu, işkence ve eziyetin serbest olduğunu söyleyen kentli öğretmen, "Türkiye barbar sürüsünü Suriye’ye sokarak kaostan başka bir şey yaratmadı” dedi.

Telefon ile görüştüğümüz Muhammed adlı Cerabluslu, DAİŞ işgali altında zulüm yaşadıklarını, Türk askeri ile birlikte ÖSO gruplarının kente girişi ile rahat bir nefes alacaklarını ve kurtulduklarını sandıklarını, ancak DAİŞ üyelerinin kenti terk etmesi ile gelen sayısız grubun kendi hakimiyet alanını kurup halka zulüm etmeye başladıklarını ifade etti. Cerablus’ta her mahallenin ÖSO içinde bulunan farklı bir gruba ait olduğunu dile getiren Muhammet, “Bir mahalleden diğer mahalleye geçen insanlar didik didik aranıyor. Kimlik kontrollerinin ardından diğer mahalleye geçebiliyoruz. Bu gruplar istemediği takdirde hiçbir yere gidemiyoruz. Mahallede işimizi hallettikten sonra geri dönüş yolunda da aynı muameleyi görüyoruz” dedi. ÖSO guruplarının DAİŞ’ten hiçbir farkının olmadığını ifade eden Muhammet, “ÖSO eşittir DAİŞ” diye konuştu.

Evler işgal altında

kullanıldığını ifade etti. Türkiye’nin desteklediği grupların ahlaktan yoksun olduğunu ifade eden Muhammed, “TSK ve ÖSO Cerablus’a girdiğinde yaptıkları ilk iş yurttaşların evlerine ve iş yerlerine el koymak oldu. Birçok ev bu grupların işgali altında ve bu evler tamamen fuhuş yuvasına çevrilmiş durumda” şeklinde konuştu. 

Kentte sürekli tehdit altında olduklarını dile getiren Muhammed, “ÖSO gruplarından kaynaklı sokağa çıkamaz durumdayız. Her gün sokakta bir yurttaş bu gruplara haraç vermediği için ya öldürülüyor ya da öldüresiye dövülüyor. İnsanlar ekmek almak için bile sokağa çıkmaya korkuyor. Özellikle kadınlar tamamen evlere kapanmış durumda. Sokağa çıkan bir kadını bu gruplar ya kaçırıp kendi himayesine alıyor, ya da tecavüz ediyor. Burada en ufak bir hareketimiz ölümle eşdeğer” dedi.

Telefon taşımak yasak

Can güvenliği olmadığı için ismini vermek istemeyen 23 yıllık Arapça dil öğretmeni, Cerablus’ta telefon kullanmanın yasak olduğunu söyledi. Telefon kullanan birinin yakalandığı zaman ya hücreye atılıp işkence edilerek öldürüldüğünü ya da kentin ortasında kırbaçlandığını söyledi. Kendisinin kaçarak Türkiye’ye sığındığını dile getiren öğretmen, sınırın öbür tarafında onlarca akrabasının olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Kentte sürekli evler basılarak arama yapılıyor. Evde hoşlarına gitmeyen bir şey bulduklarında tüm ev halkını gözaltına alıyorlar. İnsanların telefon kullanımı yasaklandı ve telefonla yakalanmamak için insanlar telefonlarını farklı yöntemlerle saklıyor. Cerablus’ta DAİŞ işgalinin son bulması hiçbir şeyi değiştirmedi. DAİŞ varken insan hayatı ucuzdu, bunlar varken de insan hayatı ucuz.” 

Türkiye kaos getirdi

Türkiye’nin Suriye’ye “Huzur götürdük” söyleminin yalandan ibaret olduğunu dile getiren öğretmen, “Kente huzur getirdikleri için tecavüz arttı. Ahlaksızlık diz boyu. Kentte bulunan gruplar her şeyi yapmakta ve halka eziyet yapmakta özgür. Türkiye barbar sürüsünü Suriye’ye sokarak kaostan başka bir şey yaratmadı” dedi. 


 HATAY