Dersim Tertelesi'nin yıldönümünde birçok yerde anma gerçekleştiren sivil toplum örgütleri, Türk devletinin 82 yıldır soykırımla yüzleşmediğine vurgu yaparak, Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin derhal açıklanmasını istedi.

Dersim Tertelesi’nde (soykırım) yaşamını yitirenler Dersim başta olmak üzere birçok kentte anıldı. Anmalarda ”Dersim Tertelesi” ile 82 yıldır yüzleşilmediğine vurgu yapıldı.

Dersim’de bulunan Siyasi Parti ve Sivil Toplum Örgütleri 4 Mayıs 1938 Dersim Katliam’ında yaşamını yitirenleri Seyid Rıza Meydan’ında andı. Çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu. Saat katliamın yapıldığı 19.38’i gösterdiğinde çerağlar yakıldı.

4 Mayıs’ın önemi ve taleplerin yer aldığı kurumların ortak basın metni Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) üyesi Zülfü Uçar, tarafından okundu. Uçar, 4 Mayıs 1937’nin Bakanlar Kurulu Kararıyla, Dersim’de imha ve sürgün süreci açısından bir başlangıç olduğunu hatırlatarak, bu nedenle Dersimlilerin 4 Mayıs’ı “Dersim 38 Tertelesi Anma Günü” olarak kabul ettiğini vurguladı. Uçar, Kararın ardından yapılan katliamda binlerce insan hayatını kaybettiğini, on binlerce insanın sürgün edildiği, çocukların zorla evlatlık verildiğini anımsattı.

Uçar, Dersim Katliamı’nı insanlığın gördüğü en büyük vahşet ve devlet eliyle yasa çıkarılarak gerçekleştirildiğini belirterek, “İnsanlığa karşı bir suçtur. Dersim Katliamı fiziki katliamın yanında inançsal, dilsel, ulusal, kültürel bir soykırımdır. Bir bölgenin bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesidir” diye konuştu.

   

İnkar ve asimilasyona son verilsin

“Dersim halkı üzerinde yürütülen inkar ve asimilasyon politikalarına son verilsin! 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilsin! Arşivler Açılsın, devlet katliamla yüzleşsin! Dersim ismi iade edilsin! Dersim halkından özür dilensin! Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi, Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın! Dilimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın! Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin!” taleplerinin yer aldığı açıklamanın ardından, çerağlar yakılarak lokma dağıtıldı.

‘82 yıldır bu acıyla yüzleşilmedi’

Dersim Tertelesi’nin 82’nci yılında Ankara’daki Alevi örgütleri ortak açıklama yaptı. Ankara Dersimliler Derneği (Dersim-Der), Dersim 37-38 Ortak Bellek Platformu, Dersim Mağdurları Platformu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Vakfı (PSAKD) ve Divriği Kültür Derneği, “Toprağa düşen kefensizlerimiz karanlığı aydınlatan ışığımızdır” başlığıyla DAD şubesinde düzenlenen ortak açıklamada, 1937 yılında yaşamını yitirenler anıldı.

Daha sonra Alevi dernekleri adına açıklamayı okuyan Dersimliler Derneği Ankara Şube Başkanı Yaşar Kılavuz, devletin 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararını imzaladığını belirterek, “O gün yazılmıştır Dersim’in fermanı. Bu katliam ve kıyım bir devlet kararıdır. O gün devleti yönetenler bu katliamdan sorumludurlar. Tüm devlet yetkilileri Bakanlar Kurulu tarafından alınan bu karada hazırdır ve kararın ortağıdır” dedi.

Kılavuz, 82 yıldır bu acıyla yüzleşilmediğini ve katliamın hesabının verilmediğini belirterek, şöyle devam etti: “Aksine bütün siyasi iktidarlar inkar ve imha siyasetiyle katliamın sürdürücüsü oldu. Dersim halkı ve kurumları yıllardır bu katliamın bütün yönleriyle aydınlatılması ve hesabının verilmesi için mücadele ediyor. Bizler Dersimin acılarının siyasal ranta ve hesaplaşmaya dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.”

   

‘Mezar yerleri açıklanmalı’

Daha sonra söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Dersim’de gerçekleşen olayın bir soykırım olduğunu söyledi. Kaplan, “Anadolu coğrafyasında çok fazla katliamlara tanık olduk. 1915’te yaşanan Ermeni olayları bir soykırım olarak nitelendiriliyor ise, Dersim de bunun bir benzeridir. Dersim’de kanayan yaraların kapanması için öncelikle Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır ve kutsal topraklarımıza iade edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Ardından Dersim Mağdurları Platformu Sözcüsü İbrahim Ögeyik, “Hiçbir bayrağın rengi Dersim’in siyah beyaz görüntüsünü kaybetmemelidir. Hiçbir slogan Dersim çığlığını unutturmamalıdır. Unutmayacağız, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı. Açıklamanın ardından lokma dağıtıldı.

   

‘Anaların taleplerine kulak verilmeli’

Dersim Tertelesi’nin 82. yıl dönümünde İstanbul Kadıköy’de anma yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), 4 Mayıs’ın “Dersim 38 Tertelesi Günü” ilan edilmesini istedi.

Saat 19.38’de başlayan anmaya yöre dernekleri, Alevi dernekleri, HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Dilşat Canbaz katıldı. Anmanın yapıldığı yere mumlarla “37-38” yazılarak kırmızı karanfiller ve lokmalar bırakıldı. “4 Mayıs Dersim Tertelesi günüdür. Hiçbir şeyi unutmadık hiçbir şeyi affetmedik” yazılı pankart açılarak “Dersim Tertelesi’ni unutmadık unutturmayacağız”, “Tertele Dersim 37-38” yazılı dövizler taşındı.

4 Mayıs’ın “Dersim 38 Tertelesi Günü” olarak kabul edilmesini talep edilen ortak metin okundu. Metinde, 1938’de evlatlık verilen ya da kimsesizler yurduna verilen binlerce çocuğun önemli bir kısmı hala kayıp vurgusu yapıldı. Dersim’de ağlatılan anaları, şimdi Galatasaray Meydanı’nda çocuklarının akıbetini sormasına izin vermeyerek, Gebze’de, Bakırköy’de, Diyarbakır’da açlık grevindeki çocukları ölmesin dedikleri için ağlatıp yerlerde sürüklemektedirler. Analara yapılan bu zulüm bir an önce son bulmalı, anaların ve çocukların taleplerine kulak verilmelidir.” Sonrasında ise lokma duası verilerek lokmalar pay edildi. Karanfiller katliamda yaşamını yitirenler anısına rıhtımdan denize bırakıldı.

‘Yüzyılları kapsayan bir kuşatma’

Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Karşıyaka İskelesi önünde bir araya gelen Dersimliler, yaşatılan vahşeti bir kez daha kınadı. Kitle adına açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri Şube Başkanı Hüseyin Orhan yaptı. 1937-38 yıllarının Dersim tarihinin en kanlı sayfalarını teşkil ettiğini diye getiren Orhan, Dersim seferlerinin startının 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla verildiğini hatırlattı. Orhan, 2010 yılından başlayarak 4 Mayıs tarihini bu belgeye istinaden “Roza Şiyaye” yani “Kara Gün” olarak ilan ettiklerini vurgulayan Orhan, Roza Şiyaye anmalarının o tarihten bu yana gerçekleştirildiğini aktardı.

1937-38 sürecine nasıl gelindiğini anlatan Orhan, Dersim’in, tarihsel kültürü nedeniyle Hakk-Kâinat-İnsan birliğine inanan, cümle varlıkla Rıza esası üzerinden ilişkilenmeyi öngören bir inanç biçimini yaşadığını aktardı. Kendi içinde veya dışında hegemonik ilişkileri reddeden bir karakterde ki toplumsal yaşam biçimine sahip olduğunu ifade eden Orhan, Dersim’in, Osmanlılarla ilk olarak 16. Yüzyılın başlarında karşılaştığını ve Osmanlıyı karşılarında hep elde kılıçla üstlerine gelen bir güç olarak gördüklerini söyledi.

Geçen yıllar içinde kuşaklar arası kültürel aktarımın kesintiye uğradığını belirten Orhan, inanç kimliğinin ve ana dilin yok olma tehlikesi yaşadığını vurguladı. Tüm bu edimlerin soykırım olduğunu ifade eden Orhan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu toprakların kadim halklarından, kadim kültürlerinden biriyiz. Varız, fazlalık değiliz, bu toprakların gerçeğiyiz. Toplumsal varlığımıza, haklarımıza saygı bekliyor ve anayasal güvenceye kavuşturulmasını talep ediyoruz. Bunun yolu ise dünyada ki benzer örnekleri üzerinden tarihle yüzleşmekten geçmektedir. Seyid Rıza ve idam edilen diğer Dersim ileri gelenlerinin mezar yerlerinin açıklanması, cenazelerin Dersim’e nakline engel olunmaması ve Dersim adının iade edilmesi öncelikli taleplerimizdir. Özgürlükçü ve eşitlikçi, demokratik bir ülkeye, geleceğe olan ümidimizi ve inancımızı koruyoruz.”

   

‘Tedip Tenkil Tehcir…’

Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Antalya’da da anıldı.  HDK Antalya İl Meclisi’nin “Tedip Tenkil Tehcir Üçgeninde Dersim” sloganıyla Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi’ne ait Cemevinde yapılan anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) kenti Milletvekili Kemal Bülbül’ün yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada, konuşan HDK İl Meclisi Sözcüsü Kamil Dağ; Dersim’de yüzbinlerce insanın yerinden yurdundan edildiğini ve vahşice soykırımdan geçildiğini anlattı. Dersim Katliamı’nın sistematik olduğunu ifade eden Bülbül, devletin halklar ve inançlar arasında ayrım yaparak soykırımlara ortam hazırladığını vurgulayarak, “Bundan ötürü Dersim’i anlayarak halkların bir arada olma sorumluluğu var” dedi.

 

 MA/DERSİM/İSTANBUL/İZMİR/ ANKARA/ANTALYA