Çete devletine mafya yönetimi!
Forum Haberleri —

- Bu çete devleti ve mafya yönetimi mutlak iktidarları için işlemeyecekleri suç yoktur. Bugün tehdit eder yeri geldiğinde katleder. Muhalefet partileri bu tehlikenin farkına varmalı, sıra kendilerine de geleceğini bilmelidirler. Bunun için faşizme karşı birlik önemlidir.
RAUF KARAKOÇAN
Öteden beri bilinen, bildik bir durumu, yeni bir durummuş gibi herkes tartışmaya başladı. Katil bir mafya artığının Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu tehdit etmesiyle alevlenen tartışma, bilmeyenler açısından Türk siyasetinde alışık olmadık bir durum. Türk Devlet yapısını bilmeyenler, Devletin kutsallığına inananlar, devleti herşeyin önüne koyanlar, devlet için kendisini feda edenler biraz durup düşünmelidirler. İktidarı elinde tutan bir avuç elit dışında herkese zarar veren bir devlet inşa edildi. Suç işleyen, terör estiren devletin vatandaşı olmak, insanım diyen her kese utanç veriyor.
Bu devletin nasıl bu hale geldiğini sorgulamadan düzeltilmesi de pek mümkün değildir. Kürt sorunundan dolayı devletin geldiği durum içler acısı bir durumdur. Ordu, emniyet ve Hükümet üçlüsünün konsensüsü sonucu, PKK ve Kürt karşıtı politikalar, düşük yoğunluklu savaş hali devleti suç örgütüne dönüştürdü. Tansu Çiller, Mehmet Ağar ve Doğan Güreş çeteleşen devletin mimarlarıdırlar. Kürt özgürlük mücadelesinin gelişmesiyle birlikte devletin yapısında çeteleşme hız kazanmıştır. Özelikle doksanlı yıllar devletin suç örgütüne dönüştüğü yıllar olmuştur. Kürtlerin yaşadığı trajedi görmezden gelindi. Kürtler bu çete devletini ve devlet terörünü iyi tanıyorlar.
Mafya artığı adamlar tehditler savuruyorlar. Sedat Peker’den sonra Alaattin Çakıcı devrede ve siyasette yön veriyor.
Mehmet Ağar mafya ve çetelerle Bodrum’da poz veriyor.
İktidarın ortağı Devlet Bahçeli katil, mafya artığına açıktan destek veriyor, ülküdaşım diyerek sahipleniyor.
Devletin tepesine çöreklenmiş bu çete ve mafya karması siyasi iktidar, her gün Kürtleri katletmiyor mu? Çete ve mafyanın oluşturduğu iktidardan başka ne beklenir ki? Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, hak – adalet, sosyal devlet gibi kavaramlar faşist rejimin fıtratında yoktur. Kirli ilişkiler, organize işlerle yönetilen bir devletin kendi hukukuna uymasını da kimse beklemesin. Örnek İmralı işkence sistemi.
Devletin Kürdistan’daki uygulamalarına bakarak hukukun işlemediğini görmek mümkündür. Faşist iktidardaki çete-mafya güruhuna karşı hukuki yollardan medet beklemek tek kelimeyle saflıktır. Kürtler hukuksuzluğu da çok iyi biliyorlar. Katledilen Kemal Korkut davasında katil polisleri berat eden yargının adaletsizliğini, hukuksuzluğunu Kürtler günü birlik yaşayarak öğrendiler.
Kürt sorununun çözümsüz kalmasının faturası halkın her kesimine çıkartılacaktır. Acı reçeteler yazılacaktır. Siyasetteki tıkanıklıktan ekonomik sıkıntılara kadar bütün sorunların kaynağında Kürt sorunu vardır. Güvenlikçi politikalar, savunma harcamaları, sürekli savaş halinin devam etmesi halinde Türkiye’yi tüketecekler. AKP-MHP faşist iktidarı Türkiye son kerteye getirilmiştir. Sıkıştıklarında reform paketleri, çözüm arayışları dolaşıma sokulur. Şimdiden bunun sinyallerini vermeye başladılar. Ama bu sefer işler istedikleri gibi gitmeyeceği bellidir. Oyalama taktikleriyle Kürtleri kandırmanın pek mümkün olmadığı şimdiye kadar anlaşılmış olması gerekir.
Devletin çeteleşmesi ve mafyanın hükümette etkin olması yeni bir durum değildir. PKK’nin analizlerinden, başkan Apo’nun ciltler dolusu çözümlemelerinden bunları okumak mümkündür. Kontrgerilladan hizbulkontraya, gladyo türü illegal yapılanmalar, seferberlik tetkik kurulundan JİTEM’e, Susurluk’tan günümüz mafya-hükümet ilişkilerine kadar Kürdistan’da icraatta bulunmayan, cirit atmayan kalmadı. Bu suç örgütleri devlet tarafından inkâr edilse de defalarca suçüstü yakalanmış ve deşifre edilmişlerdir. Binlerce faili meçhul cinayeti kim işledi? Sorusunun cevabı çete devleti ve mafya yönetimidir. Yeraltı dünyasının yeryüzüne hakimiyetidir. Şimdi her kes tartışıyor bu hale nasıl gelindi diye. Türkiye’nin bu hale nasıl geldiğini Kürdistan’daki bir çobana dahi sorsanız net bir cevap almak mümkündür.
Bu çete devleti ve mafya yönetimi mutlak iktidarları için işlemeyecekleri suç yoktur. Bugün tehdit eder yeri geldiğinde katleder. Bunu engelleyen bir mekanizma var mı? Mafya bozuntusunun tehdidine hükümet ortağı faşist Devlet Bahçeli’den destek, diktatör Erdoğan’dan suskunluk olması her şeyi izah etmiyor mu? Devlet terörüne karşı insanlar kendilerini hangi mekanizma ile koruyacaklar, hangi hukuka dayanacaklar, hangi yargıya güvenecekler? Tehdit edilenler bunu bilmezler ama tehdit eden mafya artığı bunu iyi bilmektedir. Güç aldığı, sırtını dayadığı kesimleri bildiği için açıktan tehdit savuruyor. Hiç kimsenin can güvenliğinin olmadığı bir süreç yaşandığını herkes biliyor. Kürtler bunu biliyor, Ana muhalefet partisi lideri de bunu bilse iyi olur. Diğer muhalefet partileri de bu tehlikenin farkına varmalı, sıra kendilerine de geleceğini bilmelidirler. Bunun için faşizme karşı birlik önemlidir.
Bu faşist devletin karakterini en iyi bilen, tanıyan PKK’dir. Çünkü ona karşı 43 yıldır savaş halindedir. PKK’nin dediğine inanmayanlar tehdit edildiklerinde, can güvenlikleri tehlikeye girdiğinde, devletin acımasız terörüyle karşı karşıya geldiklerinde bizzat kendileri yaşayıp inanacaklardır. Faşizm durdurulmazsa herkes kaybedecektir.







