
* BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Valerie Amos, Hatay’da durdurulan TIR’la ile ilgili yaptığı açıklamada “BM olarak sınırı geçecek tüm yardım TIR’larının gümrük kontrolünden geçmesini istiyoruz” dedi.
* DTK Rojava Komisyonu, çetelere silah ve lojistik destek yapıldığını defalarca dile getirdiklerini belirterek, son olayı hatırlatıp “Resmi belgeler bir kez daha iddialarımızı doğruladı” diye vurguladı. DTK, Türk devletini insani yardıma davet etti.
Adana TMK.10. Maddesiyle Yetkili Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman, 1 Ocak’ta mühimmat taşıdığı ihbar edildiği için Hatay’da Kırıkhan-Reyhanlı yolunda durdurulan TIR’ın aranması konusunda yaşanan krizle ilgili suç duyurusunda bulundu. Şişman, 1 Ocak’ta yaşananları 3 sayfalık tutanağına yansıtırken, ihmali olduğunu düşündüğü isimler ile aramayı engelleyen MİT personelinde şikayetçi oldu. Şişman, mahkeme kararı bulunmasına rağmen TIR’da arama yapılmasının engellendiğini vurguladı.
Savcı Şişman, Hatay Valisi Celalettin Lekesiz’in “MİT personelinin doğrudan Başbakanlığa bağlı çalıştıkları ve alıkonmalarının ceza gerektireceği” yazısından sonra herkesin talimatla çekildiği olay yerine en son MİT mensuplarıyla kendisi ve korumasının karşı karşıya kaldığını tutankta anlattı.
Dilekçesinde olay yerine intikal ettiklerinde “devlet sırrı niteliğinde malzeme bulunduğu” gerekçesiyle MİT mensuplarının TIR’ı aratmadığını, ancak kendisinin ısrar ettiğini anlatan Şişman, bunun üzerine İçişleri’nin devreye girdiğini ve aracın geçişine izin verilmesinin istendiğini ifade etti. Şişman, tüm uyarılarına rağmen “TIR’ ve içindekileri bırakın” talimatını dikkate almadığını ve arama konusunda ısrar ettiğini söyledi.
Çatışmaya varıyordu
Savcı Özcan Şişman, bu esnada MİT görevlileri ve güvenlik güçleri arasında tartışma çıktığını, olayın çatışmaya varacak kadar büyüdüğünü belirtti: “Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı ve Hatay Valisi olay yerindeki jandarma ve polise ‘çekilin’ talimatı verdi. Kolluk güçleri İçişleri’nin talimatına uyarak geri çekildi.” Şişman daha sonra kendisi, koruma polisi, Kırıkhan Savcısı ve Kırıkhan Başsavcısı ile MİT mensuplarının kaldığını ifade etti.
Kolluğun çekilmesine rağmen arama kararını uygulamak istediğini, MİT personelinin ise yine engellediğini anlatan Özcan, Kırıkhan Başsavcısı’nın da nöbetçi savcıya baskı yaparak olay yerinden uzaklaştırdığını kaydetti.
Savcı Şişman, tüm bu gelişmeler üzerine Hatay Cumhuriyet Başsavcısı’nı arayarak durumu bildirdiğini, ancak oradan da bir sonuç alamadığını ifade etti. Şişman, TIR’ın bulunduğu bölgede sadece kendisi ve koruması kalınca arama kararını uygulayamadığını kayda geçirdi.
Devlet seferber oldu
Devletin tüm organlarının TIR’ın aranmaması konusunda seferber olduğunu anlatan Şişman, “Görevi kötüye kullanmak, yargı kararının uygulanmasını engellemek, emre itaatsizlik, tehdit” suçlamalarıyla şikayetçi olduğu kişileri şöyle sıraladı:
Hatay Cumhuriyet Başsavcısı, Kırıkhan Başsavcısı, Hatay İl Jandarma Komutanı, Emniyet yetkilileri, Hatay Valisi, İçişleri Bakanlığı yetkilileri, MİT mensupları.
BM’den uyarı
Birleşmişler Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Valerie Amos, “BM olarak sınırı geçecek tüm yardım TIR’larının gümrük kontrolünden geçmesini istiyoruz” dedi.
BM genel Merkezi’nde yaptığı basın toplantısında Hatay sınırında durdurulan TIR’ın Türkiye’de krize yol açtığının ve arama yapılmadan Suriye’ye geçtiğinin hatırlatılması üzerine konuşan Amos, şu ifadeleri kullandı:
“Yardımlar bir ülkeye geldiği zaman normal gümrük prosedürlerinden geçmek zorunda. Özellikle Suriye gibi bir ülkeye gideceği zaman sınırdaki daha farklı kontrol noktalarına gelebilir. Bazen hükümet kontrolü olur, bazen de muhalif güçleri belli noktalarda kontrol yapar. Ancak genellikle Suriye gibi ülkelerde hükümet geçiş yetkisi verir. Konvoyların evrak işlemleri bu kontrol noktalarında yapılır. Bazen durdurulup kontrol edilirler. Bunların içinde neler olduğuna bakarlar.”
Daha önce Şam Hükümeti’nin bu konvoylarda ameliyat malzemeleri taşınmadığı yönünde ısrarcı olduğunu da hatırlatan Amos, sözlerine şöyle devam etti: “Ama çatışmaların gerçekliğine baktığımızda bunun her zaman böyle yürümediğini görüyoruz. Biz TIR’ların normal güvenlikten geçtikten sonra kontrol noktalarında gerekli evrak işlemlerinin yapılmasını, daha sonra da serbest bırakılmasını istiyoruz. Bölgedeki mülteci kamplarının sınırdan daha uzak noktalara kurularak askeri kamp haline getirilmesine engel olunmasını da istemiştik.”
DTK: Biz söylemiştik
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Rojava Komisyonu, dün Amed’de basın toplantısı yaptı. Komisyondan’dan Hüseyin Durmaz, Rojava’nın bölgeleri arasında Arapların yerleştirildiği için geçişin ancak Türkiye üzerinden sağlanabileceğini hatırlattı. Rojava bölgelerinden Efrin’e kapıların kapalı olmasının, toplumsal sorunları arttırdığı ve derinleştirdiğini kaydeden Durmaz, “Rojava siyasi, askeri, kültürel, diplomatik, ekonomik tüm saldırılara, Rojava halkı/halkları Dêrik’ten Efrin’e kadar askeri, ekonomik, kültürel ve siyasi çalışmalarını hızlandırarak cevap veriyor. Özellikle El Kaide bağlantılı selefi grupların Türkiye-Suriye sınır kapılarında etkinlikleri devam ederken, aynı zamanda dünyada bulunan bu tür grupların üslenme alanı haline geldi. 2013 yılının Mayıs ayında Reyhanlı’daki patlama hala hafızalarımızda tazeliğini korurken. Daha geçen gün İHH araçları ile mühimmat taşındığı bu grupların etkinliğini ve varlığını devam ettirdikleri resmi belgeler bir kez daha iddialarımızı doğruladı. Biz başta Rojava olmak üzere Suriye’deki bütün halkların silaha mühimmata değil daha ziyade barışa ve demokratik bir zemine ihtiyaçlarının olduğuna inanmaktayız. Bu konuda bölgedeki devletlerin daha duyarlı ve sağduyulu davranmalarını beklemekteyiz” dedi.
Türkiye-Suriye sınır kapılarında özellikle de Hatay ve Kilis sınır kapılarındaki El Kaide bağlantılı çetelerin varlığına dikkat çeken Durmaz, bu gruplara lojistik destek sunanların, Türkiye halklarında telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacağının unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Sınırda mayınlı ve tel örgülü alanlar yetmediği gibi, geçmişte denenen, ancak iflas etmiş ‘utanç duvarı’ örülmeye devam edildiğine de dikkat çeken Durmaz, “Temel gıda, ilaç, giysi gibi insani yardımların Efrîn’e ulaştırılması engellenmektedir. İnsani yardımları engellenmesi ahlaki değildir. Aynı zamanda bir insanlık suçudur” diye konuştu.
Kapılar açılmalı
Meydan, Ekbez ve Hamam kapısının ivedilikle açılması gerektiğini belirten Durmaz, Rojava’nın Efrîn bölgesinin sorunlarını ifade eden mektupları Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Antep Valiliğine ulaştırdıkları söyledi. Ancak bugüne kadar herhangi bir gelişme yaşanmadığının altını çizen Durmaz, Rojava halkı ve öz yönetimlerinin Suriye ve Türkiye yönetimine tehdit oluşturacak bir konumu reddetmesine rağmen, hala bu bölgenin büyük bir tehdit olarak algılandığını vurgulayar, şunları ekledi: “Bunun adı da açıktır: Savaşları, saldırıları Suriye rejimine karşı değil Kürtlere karşı savaş açmışlar demektir. Kısacası Suriye’deki sözde muhalif gruplarının şimdi yürüttükleri savaş rejime karşı bir savaş değil, tamamen Kürtlere karşıdır. Burada olası çatışmaların yaşanmasından kaygı duymaktayız. Duyarlı basını ve kamuoyunu bu konuda daha ilgili olmasını bekliyoruz.”
Kılıçdaroğlu: Devletin çivisi çıkmış
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdoroğlu, Türk Hükümeti’nin El-Kaide ve El-Nusra’ya silah gönderdiğini, bunun yargı kararlarıyla ortaya çıktığını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Yakalanan TIR, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda meşruiyetini tartışma haline getirir. Devletin çivisi çıkmış” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, dün Bartın’a giderken Zonguldak’ın Devrek İlçesi’ndeki akaryakıt istasyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, “Bugün gelinen noktada bizim haklı olduğumuz ortaya çıktı. Açık çek verdiğimi ifade ettim. Getirsiler bu özel yetkili mahkemeleri Türk hukuk tarihinden tümüyle silelim, kaldıralım. Yargılamaları yeniden başlatalım. Biz bu konuda açık çek veriyoruz. Çünkü adalet herkes için zorunlu bir unsurdur” dedi.
Türk Başbakan Erdoğan’ın Ergenekon gibi davaların avukatlığını üstlendiğini ama şimdi ‘bize kumpas kurdular, milli orduya kumpas kurdular’ dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Sen bu ülkeyi yönetmiyor muydun arkadaş? ‘Babam olsa bile gidecek mahkemede ifade verecek’ diyordu. Bilal Erdoğan niye gitmiyor? Hukukta çifte standart olur mu? Böyle bir anlayış olmaz.”
Hatay’da içinde mühimmat olduğu gerekçesiyle durdurulan TIR’la ilgili tartışmalara da değinen Kılıçdaroğlu, hükümetin Sureyi’nin içişlerine karıştığını, Suriye’de El-Kaide ve El-Nusra’ya silah gönderdiğini, bunun yargı kararlarıyla ortaya çıktığını söyledi. Adana’da sarin gazı bile yakalandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bunun da yargıya intikal ettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Yakalanan TIR, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda meşruiyetini tartışma haline getirir. Bir devlet yasa dışı yollardan bir başka ülkeninin içişine müdahale edip taraflardan birisine silah göndermez. Bu doğru değil. MİT’in operasyonel görevi yoktur. Yasasında böyle bir yetki de yoktur. Hangi gerekçeyle aranmıyor? Devletin savcısı çalışamaz hale geliyor, devletin hakimi çalışamaz hale geliyor. Devletin çivisi çıkmış. Savcı gidiyor, ‘ihbar var, bu TIR’da silah var’ diye. Vali jandarmaya, polise emir veriyor, ‘geri çekilin’ diyor. Savcı nasıl arama yapacak? Böyle bir devlet, böyle bir anlayış olabilir mi?”
İçişleri Bakanı kabul etti
İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, konuyla ilgili “Herkes işini bilecek” ifadesinin ise aslında itiraf olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “İçişleri Bakanı bir itirafta bulundu. Dolaylı olarak TIR’da silah olduğunu kabul etti. Bu ileride Türkiye’nin başına çok sorunlar açacak. Çünkü diyecekler ki; ‘Sizin Bakanınız zaten itiraf etti.’ ‘Herkes işine baksın.’ Savcının işi nedir? Savcının işi yasa dışı silah varsa bir yerde onları bulmak değil midir. Polisin görevi savcıya destek olmak değil midir. Ne zamandan beri yürütme organı, yargıya müdahale etmeye başladı ve bu da meşru görülmeye başlandı. Böyle bir kural mı var hukuk devletinde” diye konuştu.
HABER MERKEZİ