Fethullah Gülen Teşkilatı ise, Başbakan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da içinde bulunduğu 30'u aşkın isim için düğmeye bastı. Bunun üzerine Emniyet ve Jandarma, savcılık talimatını takmadı; Başsavcılık da Erdoğan'ın talimatıyla dosyayı savcıdan aldı. Savcı açıklama yaparak, herşeyi anlattı. Bunun hemen ardından Başsavcı, kamiraların karşısına geçerek, yetkisini kullandığını, savcıların habersiz soruşturma/operasyon yapamayacağını savundu. HSYK ise Hükümet ve sıralı amirlerin müdahalesini Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu deklare etti.

İstanbul merkezli olarak 17 Aralık'ta gerçekleşen operasyonla gün yüzüne çıkan yolsuzluk ve rüşvetin hükümetin tüm girişimlerine rağmen örtbas edilememesi üzerine, yolsuzluk iddialarında adı geçen AKP'li dört bakandan üçü istifa etti. Yolsuzluk operasyonu çerçevesinde çocukları tutuklanan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar önceki gün peş peşe istifalarını açıkladı.

Bayraktar: Erdoğan da istifa etsin

Milletvekilliği ve bakanlıktan istifa eden Bayraktar, Erdoğan'ın da istifa etmesini istedi. Bayraktar, ''Soruşturma dosyasındaki imar planları Başbakan'ın onayı ile yapılmıştır. Tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Bugün bize bir istifa metni ve deklarasyon metni gönderildi. Böyle bir durumda bunun yanlış olacağını düşünüyorum. Hayırlı olsun'' dedi. Bayraktar, operasyon dosyasında şahsını rencide edecek veya izah edemeyeceği hiçbir husus olmamasına rağmen kendisine istifa baskısı yapıldığını belirterek, "Başbakan'ın istifa etmesi gerekir" dedi.
Ancak istifasını açıklayan Bayraktar'a ilişkin Resmi Gazete'de yer alan açıklamada istifa etmediği, görevden alındığı açıklandı.

Şahin de istifa etti

Bakanların istifası ardından Eski İçişleri Bakanı AKP Ordu Milletvekili İdris Naim Şahin de AKP’den istifa etti. 61. hükümetin İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Şahin, 24 Ocak 2013'te kabine revizyonu ile görevinden alınarak yerine AKP Mardin Milletvekili Muammer Güler getirilmişti.
Öte yandan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile AKP İzmir Milletvekili Erdal Kalkan ve AKP Ankara Milletvekili Haluk Özdalga'nın da istifa edebileceği iddia edildi.

Yeni kabine açıklandı

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonucu Türkiye'de siyaset, polis ve yargı üçgeninde yaşanan kriz devam ederken, Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan, 3 bakanın istifasının ardından kabine revizyonu için Çankaya Köşkü'ne çıktı. Erdoğan buradaki görüşme sonrası kabinedeki yeni bakanları açıkladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yaptığı 1 buçuk saatlik görüşmenin ardından Başbakanlık Merkez Bina'da basın toplantısı yapan Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda adı geçen Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar'ın yerine yer alacaklarla birlikte 10 ismi değiştirdiğini kaydetti.
Buna göre, yeni kabinede yer alan isimler: Başbakan Yardımcılığı; Emrullah İşler, Adalet Bakanı; Bekir Bozdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı; Ayşenur İslam, AB Bakanı; Mevlüt Çavuşoğlu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı; Fikri Işık, Çevre ve Şehircilik Bakanı; İdris Güllüce, Ekonomi Bakanı; Nihat Zeybekçi, Gençlik ve Spor Bakanı; Akif Çağatay Kılıç, İçişleri Bakanı; Efkan Ala, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı; Lütfü Elvan olarak açıklandı.
Yolsuzluk soruşturmasında adı geçmesine karşın istifa etmeyen Egemen Bağış'ın revizyon yoluyla kabineden uzaklaştırıldığı görüldü. Kabinenin açıklanması ardından, dün bakanlıklarda görev değişimi yapıldı. Devir teslimlerde adı yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda geçen bakanların konuşmalarında "komplo" vurgusu yapması dikkat çekti. Yeni İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın 2 Ocak günü Meclis'te ant içeceği öğrenildi.

Ala polis teröründe tecrübeli

Kabine açıklanırken milletvekili olmayan ve Başbakanlık Müsteşarı olan Efkan Ala'nın İçişleri Bakanlığı'na getirilmesi dikkat çeken bir gelişme oldu. Ala ise, Kürdistan'daki faaliyetlerle dikkat çeken bir isim. Dersim'de vali yardımcılığı, Batman ve Amed'de valilik yapan Ala, 2006 yılında HPG'lilerin cenazeleri sırasında yaşanan gösteriler sırasında Diyarbakır Valisi olarak görev yapıyordu. Devletin terör estirdiği cenaze töreni sonrası 16 kişi katledilmişti.  Ala, Dersim, Batman ve Amed'de kitlesel eylemlere yönelik polis terörü ile biliniyor.

İkinci dalga geliyordu

Bakanlara uzanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda ikinci dalga bekleniyordu. Bu kez, kara para ve yolsuzluk iddialarını kapsayacak operasyonda soruşturmayı Ergenekon soruşturmasına bakan TMK Savcısı Muammer Akkaş'ın yürüttüğü, soruşturma kapsamında arama ve gözaltı talimatının polise ulaştığı açıklandı. Operasyon kapsamında arama ve gözaltı kararı olan yaklaşık 30 kişi yer alırken, ekonomik büyüklüğü 100 milyar doları buluyor. Altında 2 nolu Özgürlük Hâkimi Zeki Karaçöl'ün imzasının bulunduğu "gözaltı kararları" nın alınmasının ardından savcılık hareket geçti. İstanbul Emniyeti'ne karar doğrultusunda talimat gönderdi. Ancak İstanbul Emniyeti bu doğrultuda harekete geçmedi. Jandarma da bezer bir tutum aldı.

Savcı Aktaş açıklama yaptı

Emniyet-yargı arasında krize yol açan yeni rüşvet ve yolsuzluk dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan tarafından savcı Muammer Aktaş'tan alındı. Savcı Muammer Akkaş, yazılı bir açıklama yaparak, baskı gördüğünü ve soruşturmanın engellendiğini söyledi. Akkaş açıklamasında “Mahkeme kararlarını uygulamayarak sıralı amirler suç işlemiştir. Şüphelilerin önlem alması, kaçması ve delil karartmasına imkan verilmiştir” dedi. Dosyanın kendisinden alındığını belirten Aktaş, "Bugün itibariyle bu soruşturma dosyasının içinde yer alan arama, el koyma ve gözaltı kararlarıyla birlikte gerekçe gösterilmeden uhdemden alındığını öğrendim. Bundan sonra sorumluluk İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve başsavcı vekilindedir. Tüm meslektaşlarım ve kamuoyu bilmelidir ki bir cumhuriyet savcısı olarak soruşturma yapmam engellenmiştir'' şeklinde ifade etti.

Başsavcı yanıt verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, soruşturmadan alınan savcı Muammer Akkaş'a basın toplantısıyla yanıt verdi. Akkaş'ın açıklamalarını ''yalan yanlış bilgiler'' olarak tanımlayan Çolakkadı, ''Bırakalım telefonla faksla bilgilendirmeyi, iki yıldır hiçbir bilgi verilmeden yürütülen soruşturmalar var. Kayıtlara başka isimler girilmiş, ya da hiç kaydedilmemiş. Bir savcı isterse yırtar yok eder, isterse işleme koyar, bilen gören yok. Bizim talimatımızda diyor ki, 'soruşturmaların hukuka uygun yürümesi, gizliliğe riayet edilecek'. Biz basın açıklaması yapabiliriz. Ya başsavcımız ya da basın sözcümüz var o yapar. Buna riayet etmeyen, elindeki soruşturma bilgilerini medyaya aktaranlar, hukuka uygun soruşturma yürütemeyenlerin soruşturması başka savcıya verilir. Bu talimatta böyle. Bugün görüp uygulamış değiliz. Geçmişte de buna riayet etmeyenleri değiştirdik'' sözleriyle izah etti.
Olayın basına yansıtıldığını belirten Çolakkadı, ''Dün akşama kadar bu olay medyadaydı. Bunun üzerine bir de basın açıklaması yaptık. Gizlice hemen emniyete medyaya intikal ettiriliyor. Medyanın gücüyle savcı çalışır mı? Soruşturmalar böyle orta yerde yapılabilir mi? Medyaya aktarmak suç değil mi?'' şeklinde savundu.

HSYK'dan uyarı

Yolsuzluk operasyonuyla başlayan tartışmalar üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) açıklama yaptı. HSYK’nın “yargı bağımsızlığı”na vurgu yaptığı açıklamasında, “Hukuka aykırı eylem ve işlemlerde bulunulması halinde yönetenlerin de herkes gibi yargı tarafından denetlenmesi demokratik hukuk devletinin bir gereğidir” ifadelerine yer verildi. HSYK, operasyon sonrası yapılan ve amirlerden izin alınmasını zorunlu kılan “Adli Kolluk Yönetmeliği”nin Anayasa ve yasalara aykırı olduğuna dikkat çekti. Savcılara yönelik şikayetlerin kendilerine iletilmesini isteyen HSYK, gelişmelerden rahatsızlığını, “Herkes, yargı bağımsızlığına zarar verecek söz ve eylemler ile özveri ve titizlikle görev yapan yargı mensuplarını zan altında bırakacak beyan ve yazılardan kaçınmalıdır” sözleriyle ifade etti.

Erdoğan'dan komplo teorileri

AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Türk Başbakan Recep T. Erdoğan ise yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna ilişkin "Yolsuzluk ve rüşvet yok" diyemedi. Erdoğan, "Geçen hafta başından itibaren çözüm sürecine yönelik bir suikast girişiminde bulundular. Gezi'de Mayıs ayının başarıları söndürülmek istendi 17 Aralık'ta Diyarbakır tablosuna suikast düzenlendi" dedi. Erdoğan kimi grupların vatana ihanet ve ajanlık içinde olduğunu savunarak, "Devlete paralel bir örgütlenme söz konusu ise biz onun da üzerine gideriz. Biz hukuk ile hareket ederiz. Bu olay ulusal bir operasyon değil bunun uluslararası boyutları var'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, operasyonun adının ilk günden yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak takıldığını belirterek, "İçerden dışarıya sürekli bilgi sızıyor. Güya gizlilik kaydı olan bir süreç. Bunun içinde başka şeyler var. O zaman kusura bakmasınlar. Burada yürütmenin uzantısı ve yargının belirli bir safhası burada servis yapıyor. Bize düşen burayı da temizlemektir.'' Erdoğan Halk Bank genel müdürünün evinden çıkan para kutularını da ''Ya siz bu kutuların o paraların ne olduğunu nereden biliyorsunuz'' diyerek savundu.
Soruşturmanın yolsuzluk soruşturması olmadığını ve siyasete karşı açık bir komplo olduğunu ileri süren Erdoğan, "Yeni Türkiye'de vesayetlere, uluslararası operasyonlara ve bunların maşalarına, devlete paralel yapılara asla yer olmayacak. Yeni Türkiye'de maşalar eliyle kardeşliğe, ekonomiye ve milli iradeye suikast yapılmayacak. Ya millet ya zillet. Milletim meselenin yolsuzluk olmadığını anlasın. Bırakın onlar beddua etsinler. Biz bedduaya lanet duaya evet diyeceğiz" dedi.

 HABER MERKEZİ




MGK toplandı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında toplandı.
MGK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplandı. 2013 yılının son MGK toplantısına Bakanlar Kurulu'nda dün yapılan değişikliğin ardından Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ilk kez katıldı. Bekir Bozdağ ise ilk kez Adalet Bakanı sıfatıyla toplantıda yer aldı. Toplantıda, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında yaşanan gelişmelerin yanı sıra Rojava ve Suriye’de yaşanan gelişmelerle iç ve dış olayların ele alınması bekleniyordu.