“Topraklarımızı ve halklarımızı savunmak, bizim için esastır” diyen YPJ komutanlarından Nûda Şehba, YPG ve YPJ’nin Şehba bölgesindeki güçlere desteğinin somut olacağını duyurduğunu hatırlatarak, “Bizi alanımızdan çıkarıp da öldürmelerine oturup bakmayacağız. Hem kendimizi savunacağız hem de aktif biçimde cevap vereceğiz” dedi. 

Efrîn bölgesinde yaşanan son gelişmeleri, hazırlıkları ve halkın yaklaşımını Efrîn’de bulunan YPJ Efrîn Saha Komutanlarından Nûda Şehba ile konuştuk. 

Efrîn, Türk devleti ve çeteler tarafından kuşatılmış durumdadır. Küçük bir bölgede rejim var. Bu kuşatılmışlığı nasıl aşacaksınız?

Kendi halkımıza dayanarak aşacağız. Halkımızın birlikteliği ve direnmesini esas alacağız. Aslında Efrîn için yeni bir durum da değil. Devrimin başlamasıyla hep bir çember içerisindeydi, ambargo altındaydı Efrîn. Altı yıldır direniyor, direnecektir bundan sonra da. Halkın toprağına, şehirlerine, köylerine sahip çıkıp birlikte yaşama gücüdür.

Öncellikle Efrîn bölgesinin coğrafi konumu, demografik yapısı ile Kürtler ve düşmanları için stratejik önemini anlatır mısınız?

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan daha önce Suriye’nin er büyük savaşının bu sahada olacağını ve bunun çözüm için kilit savaş olacağını belirtmişti. Efrîn ve Şehba bölgesi demografik yapısı ve tüm güçlerin yığılmasıyla Türkiye-Halep hattı açısından düğümdür. Bu bölge Türkiye ve çeteler tarafından kuşatılmıştır, kim yerlerde iç içeyiz. Efrîn’deki kuşatılmanın kırılması hem Kuzey Suriye Federasyonu hem de Kürt Özgürlük Güçleri açısından stratejik önemdedir. Kantonların birleşmesi açısından da kilit sahadır. Efrîn ve Halep’i ayrı tutmaya çalışan algının aksine bu kantonları birleştirerek Kuzey Suriye Federasyonu’nun bir bütün olduğunu ortaya koyacağız. 

Bizim Şehba dediğimiz, burası ile Kuzey Halep arasındaki alanda birçok köy asimile edilmiş, aslında yaşayanların Kürt olduğunu biliyoruz. Bu açıdan da Efrîn çok ciddi bir öneme sahip. Suriye rejiminin Türkiye beraber planladığı o asimilasyon politikasının bir biçimde tarihsel yıkımı bu bölgede oluyor. 

Şimdi oradaki halkın kendisi Kürt olduğunu söylüyor, bizimle birlikte mücadeleye katılıyor, güçlerini oluşturuyor; kendi görevlerini bir biçimde yerine getiriyor.

2013 yılında Efrîn’e saldırılar oldu, sonra durdu. Olası saldırılara karşı 2014 yılını hazırlık yaparak geçirdiniz. Bu arada diğer iki kantonda işgal girişimleri, büyük direnişler yaşandı ve savaş şimdi de devam ediyor. Efrîn, bu dönemi nasıl geçirdi?

Halk olarak her zaman hem Türklerin, hem de Türklere bağlı çete gruplarının Efrîn’e saldırmak istediklerini, yöneleceklerini biliyorduk. Buradaki savunma güçleri; Ceyş El Siwar, Cephet El Ekrad ve diğerleri ile YPG/YPJ bu bilinçte ve buna uygun düzeyde yoğunlaşıyordu. Stratejik konumu ve demografik yapısı itibariyle Federasyon’un burada tamamlanacağını halk da biliyor. Birlikte yaşamayı, birlikte mücadele edip birlikte bu alanları savunmayı esas alıyor; demokratik bir yapısı var. Bu temelde bir hazırlık yapıldı. Toplumsal yaşam, ekonomik ve siyasi örgütlenme ile savunma anlamında böyle hazırlıklar var. 

Rusya’nın da savaşa dahil olmasının ardından çeteler, rejim karşısında zorlanmaya başladı, ancak buna rağmen Ezaz-Halep hattında size yöneldiler. Rusya’nın sizin sahanızdaki savaşa etkisi ne oldu?

Sahadaki durum, Rusya’nın Türkler ile anlaştığını gösteriyor. Şehba bölgesinde, Efrîn, Ezaz ve Cerablus’a kadar Türklere verdiler. Onlar da Halep’i Ruslara bıraktı. Bunun üzerinde anlaştılar. Kısacası Suriye’yi paylaştılar. 

Türkler, Kürtlerin kantonlarının birleşmemesi, Kuzey Suriye Federasyonu’nun oluşmaması için Efrîn, Bab, Ezaz, Cerablus’a kadar (Rakka’ya kadar da gidebilir) alanda hareket serbestiisi aldı. Halep’i de Ruslara verdi. Çünkü Halep’teki grupların büyük çoğunluğu, Türklerden desteğini alıyordu. Türkler aslında onları da sattıl; bazılarını çıkardı, bazıları da çıkmak istemedi. 

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Rus Cumhurbaşkanı Putin ile görüşmesi ardından ‘El-Nusra konusunda arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim” açıklaması için ne diyorsunuz?

Doğrudur, onun arkadaşlarıdır. El Nusra birinci dereceden buradaki halklara en çok zarar veren bir gruptur. Hep Türklerle çalıştı. Hatta onlar ile DAİŞ ortaktılar. Ki El Nusra ile DAİŞ birbirinden çok uzak değil. Esasında onlar da Türklere direkt bağlıydılar. 

Sizinle savaşanlar kimlerdir. Biraz bu çeteler koalisyonunun bileşenlerini, askeri güçlerini ve Türk devleti ile ilişkilerini anlatır mısınız? 

Ceyş El Siwar’ın başlattığı hamle DAİŞ’e karşıydı. Bizim kantonumuzda ise özellikle Türkler saldırdılar. Bununla birlikte olan bazı gruplar var. Özgür Suriye Ordusu ve içerisinde olan gruplar da vardı fakat bu grupların bir etkisi yoktu. Öyle çok savaşacak durumları da yoktu. Özgür Suriye Ordusu’nun bazı grupları, dinci gruplar var ama ciddi bir etkileri yok. Buna öncülük eden, komuta eden, savaşı idare eden Türklerdir; hatta Türk Özel Kuvvetleri fillen saldırılarda yer alıyor. Tam bir Türk işi ile karşı karşıyayız. Yoksa diğer gruplar sadece isimlerden ibarettir. 

Siz, sıranın mutlaka Efrîn’e geleceğini bekliyor muydunuz, bunun için neler yaptınız?

Elbette. Hangi gün geleceğini bilemezdik ama bekliyorduk. Türklerin yaklaşımları ve politikaları sürekli Kürtlerin birleşmemesi, Kuzey Suriye Federasyonu’nun Kürtlerin öncülüğünde oluşmaması için müdahale edeceğini biliyorduk. Kantonların arasında 40-50 kilometre kala tam birleşecekken, Kuzey Suriye Federasyonu’nun artık temel coğrafyaları belli olacaktı, Türkler harekete geçti. Bunu bekliyorduk. Bunun için tartışmalarımız ve hazırlıklarımız da vardı. 

Halkın şöyle bir durumu da vardı; Uluslararası Koalisyon’un konumu belli, Rusya da Suriye’nin resmi çağrısıyla Suriye’de, dolayasıyla başka bir devletin işgali kabul görmez. Türk devleti halen devlet statüsü olan Suriye topraklarını da işgal etti. Ancak Koalisyon ve Rusya izin verdi.

Şimdi görüldüğü kadarıyla Şehba ve Efrîn’e şiddetli saldırılar var; sivil katliamlar yapılıyor, hatta bazı köyler el değiştiriyor. Şu andaki durum ve tarafların pozisyonu nedir?

Şimdi özellikle Şehba’ya yönelim var. Savaş bütün yoğunluğuyla sürüyor. Köyler el değiştiriyor, bazı köyler toptan siliniyor. Türk saldırılarından sonra bazı köyler yok artık. Bunların içerisinde onlarca sivil insan vardı; kimdir, nedir? Yok. Ne basında var, ne bunu açıklayanlar var, ne de görenler var. Hatta hiç bahsedilmiyor. Hiç gündeme getiren yok; çocuk, kadın yok ediliyor. Biz bazı köylere girdik. Özellikle de Şehba bölgesinde özgürleştirilen Ceyş El Siwar’ın köylerinde insanların parçaları, cenazeleri var. Onlarca insanın üst üste konulup yakıldığı yerler var. 

Bu saldırı dalgası başladığına göre siz sadece bulunduğunuz alanları savunmakla mı yetineceksiniz yoksa tehdit oluşturan ve çetelerin yaşam bulduğu havzanın üzerine artık gidecek misiniz? 

Topraklarımızı ve halklarımızı savunmak, bizim için esastır. Bize saldıranlara karşı da cevapsız kalmıyoruz. Bizi alanımızdan çıkarıp da öldürmelerine oturup bakmayacağız. Hem kendimizi savunacağız hem de aktif biçimde cevap vereceğiz. 

Efrîn, Türk devleti ve çeteler tarafından kuşatılmış durumdadır. Küçük bir bölgede rejim var. Bu kuşatılmışlığı nasıl aşacaksınız?

Kendi halkımıza dayanarak aşacağız. Halkımızın birlikteliği ve direnmesini esas alacağız. Aslında Efrîn için yeni bir durum da değil. Devrimin başlamasıyla hep bir çember içerisindeydi, ambargo altındaydı Efrîn. Altı yıldır direniyor, direnecektir bundan sonra da. Halkın toprağına, şehirlerine, köylerine sahip çıkıp birlikte yaşama gücüdür.

Şu anda tam olarak cephedeki durum nedir?

Türk ordusunun savaş aygıtları kullanılıyor. Özellikle buradaki savunma güçleri büyük direniş gösterdi. Saldırılar kırıldı. O nedenle yer yer çatışmalar var. Bir de mare ve İdlip tarafından saldırı planları var. Buna göre buradaki güç, biz de kendi hazırlılarımızı yapıyoruz. Özellikle de YPG/YPJ olarak Ceyş El Siwar’a destek sunmaya hazır olduğumuzu, destek sunacağımızı duyurdu.

ABD’nin açıklamaları oldu, sahaya yansıdı mı?

Bazı açıklamalar yapıldı ama buradaki savaşa çok etkisi olmadı. Savaş durmadı, saldırılar azalmadı ve sınırlama yok. Artık ne açıkladılar, tam ayrıntısını bilmiyorum. İzleyici konumundadırlar. Bakıyorlar sadece. Sahada da herhangi bir temas yok.


RAMAZAN MARANKOZ  / HABER MERKEZİ