
Mehmet Zahit Ekinci
Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) 4’üncü Olağan Kongresi oldukça renkli geçmesine rağmen bir o kadar da sert eleştirilere sahne oldu.
Kongreye Almanya genelinden 500’ü aşkın delege ve misafir katıldı. Kongrenin ev sahibi Cizre’de şehit düşen Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç ve Asya Yüksel’di. Delegeleri, her iki şehidin kongre salonuna asılan büyük posterleri karşıladı. Bir annenin Mehmet Tunç’un posterini şefkatle dokunduğu dikkatimizden kaçmazken; Mayıs ayı şehitlerinden, HDP Eşbaşkanı Demirtaş’a kadar Kürt halkının değerlerinin posterleriyle donatılmıştı salon
Bünyesinde 256 kurum var
NAV-DEM, Almanya’da yaşayan Kürtlerin en büyük çatı örgütü. Kendisine bağlı 79 meclis, 65 lokal, 13 komün, 25 cami, 90 futbol takımı, 3 Rojava Derneği, 12 Mala Êzîdiya (23 Meclis ve Êzîdî Köy Derneği), 10 Alevi dergahı ve birçok insiyatiften oluşan 256 kurum ve kuruluşu bünyesinde barındıran devasa bir aile.
Yeni yönetimini seçti
NAV-DEM eşbaşkanlarının yanı sıra yeni yönetim de belirlendi. 53 kişilik listenin yanı sıra denetleme ve disiplin kurulu da seçildi. NAV-DEM, kongrede açık mavi zemin üzerinde Kürdistan haritası ve yeşil sarı kırmızı alev bulunan logosunu da halkın onayına sundu. Logo, delegelerin oylarıyla kabul edildi.
‘Varın gerisini siz düşünün’
Kongrede oldukça hareketli tartışmalar da yaşandı. Raporlar okundu okunmasına ama disiplin kurulunda yer alanların raporu ortada yoktu. Divan bunun bile başlı başına bir disiplin suçu oldugunu söyledi. Meclislerin sürece cevap olamaması, kendisini yenileyememesi ve rutinin dışına çıkmaması büyük eleştiri konusu oldu. Büyük emekler verilerek kurulan meclis ve komünlerin NAV-DEM yönetimince denetlenmediği dile getirildi. “NAV-DEM merkezi böyle yaklaşıyorsa varın gerisini siz düşünün” dedi, Ahmet adında bir delege.
Özgürlük hareketine borçluyuz!
Bremenhaven kentinden gelen Galip adlı delegenin tespitleri de oldukça dikkat çekiciydi: “Meclisler bazı insanlar tarafından adeta ipotek altına alınmış. Özgürlük hareketi adeta kişilere mahkum edilmek isteniliyor. Birçok kişi ‘ben yoksam örgütte yok’ diyebiliyor. Bireylere mahkum edilen bir meclis ne kadar işlevli olabilir. Hareketi kendimize değil kendimizi harekete mahkum etmemiz gerekiyor. Kendimizi bir düğün sahibine borçlu gürüyor ama özgürlük hareketine borçlu gürmüyoruz.”
Aklımızı başımıza alalım
Hareketin emektarlarından İsmet Kem, “Çalışmamız ve samimiyetimiz aynı zamanda aynamızdır” diyerek, tane tane konuştu. “Aklımızı başımıza alalım” diyen Kem şöyle devam etti: “Vicdani ve ahlaki toplum diyoruz. Bence burada bulunan herkes biraz vicdanını sorgulasın. Kendisinden razıysa sorun yok. Bizler daha ne kadar Avrupa’da kapitalist dişlilere kendimizi kaptıracağız. Bir kaç kuruş daha fazla para kazanacağız derken, hem çocuklarımızdan hem maneviyatımızdan hem de inancımızdan olduk. Bizler ne zaman titreyerek özümüze döneceğiz?”
Yardımcı değil eşbaşkan
Kadın delegeler ise pratik faaliyetleri içerisinde kendilerinin fazla dikkate alınmadığından şikayetçiler. “Eşbaşkan olmamıza rağmen hala sanki erkeğin yardımcısı gözüyle bizlere bakılıyor” diyorlar. Özgün eylemselliklerinin dikkate alınmadığı ve birçok erkeğin bu yüzden eylemlerine katılmadığından şikayetçiler. “Kadın yalnız başına eylem mi yapar? Ya da yaparsa ne kadar yapabilirki” anlayışının hala var olduguna dikkat çektiler.
Mesaj üzeri kaç kişi katılır ki?
“Eskiden sırtımızda çanta ev ev dolaşırken şimdi bizi wathsapp’a mahkum etmişler” diyor emektar bir amca. Bize mesaj atıyorlar eyleme gelin diye. “Mesaj üzeri kaç kişiyi katabilirsin eyleme” diyerek, adeta geçmiş günleri, çalışma tarzını mumla aradığını söylüyor.
PKK yoldaşlığına, ilişkisine dair de herkesin bir özlemi var. Sohbet ettiğimiz delege İbrahim, “Nerede o eski can yoldaşlıklar” diyerek, rahatsızlığını dile getiriyor.
Kadın ve gençlik görülmeli
Yerellerde var olan sorunların raporlara yeterince yansımadığı da görülüyor. Oldenburg çevresinden gelen bir kadın bir delege birçok etkinlik yapmalarına rağmen bunun yansıtılmadığından şikayetçi. “Değişim ve dönüşüme ayak uyduramadığımız için ne meclislerimiz ne de komisyonlarımız işlevlerini yerine getiremiyor. Tabi bunlar cazip hale getirilmediği için de gençler derneğe gelmiyor” diyen delegeler de var.
Dernekler rolünü oynamalı
Toplum merkezlerinin yeterince rolünü oynamadığı, talep ve ihtiyaçları karşılamadığı yönünde de bir dizi eleştiri yapıldı. Onlardan bazıları şöyle:
* Kültür ve sanat çalışmaları sadece folklor ile sınırlı kalıyor.
* Kolektif çalışma ruhundan uzak bir meclis anlayışı var.
* Listelerle kongrelere gidiliyor. İşin ehli olmayan insanlar komisyonda yer alıyor, birçoğu sadece kağıt üzerinde meclis çatısı altında yer alıyor.
* Üslup ve yoldaşlık ilişkilerinde ciddi bir aşınma var.
* Dünün ideolojik ve kültür kurumları olan dernekler bugün adeta tavla ve dart oynanılan yerlere dönüşmüş.
* Sorunların üzerine gidilmiyor.
Tüm parçaları buluşturmalı
“Eskiden eğitim için can atarken şimdi ise eğitime katılmamak için fersah fersah kaçıyoruz” diyor, delegelerden biri. Rojava delegesi bir genç, derneklerde Rojavalı, Bakurlu ayırımı yapıldığını bunun da birçok insanı uzaklaştırdığını söyledi. Mele Muhyeddin camilere mesafeli yaklaşıldığı eleştirisinde bulunurken, “Çalışmalara ortak edilmiyoruz yada daha sonra haberimiz oluyor” dedi.
Değerlerimize sımsıkı sarılalım
Tartışma ve eleştirlerin özcesini Kürt siyasetçi İsmet Kem özetle şöyle ifadelendirdi: “Bizler hizmetimiz kadar varız. Kendimizi bu kirliliğe kaptırmak istemiyorsak, kapitalizmin imanımızı gevretmesini istemiyorsak her zamankinden daha çok birbirimizi seveceğiz. Her zamankinden daha fazla inancımıza ve değerlerimize bağlı olacağız. Dişlerimizi çeken, ruhumuzu zapturapt altına almaya çalışan bu sisteme karşı tek kurtuluş reçetemiz uğruna canımızı verdiğimiz değerlerimize, sımsıkı sarılalım, birbirimizi daha çok sevelim.”