KCK, Kürt halkı ile barıştan yana olan tüm kesimleri süreci yakından takip ederek oynanan oyunların önüne geçerek, demokratik çözüm iradelerini güçlü bir şekilde ortaya koymaya çağırdı.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, Avrupa’daki Kürt halkı ve demokratik kurumları ile dostlarınca 3 Kürt kadın siyasetçiye yaraşır bir uğurlama yapıldığı hatırlatılarak, "Şimdi ise Kürdistan’daki halkımızın bu değerli kahraman şehitlerimizi adına yaraşır bir karşılama ve törenle uğurlamaları görevi gündemdedir. Halkımızın ve dostlarının bu konuda gereken yüksek duyarlılığı ve katılımı göstererek görkemli bir uğurlamayı gerçekleştireceklerine olan inancımız tamdır" denildi.

Gerekli cevap verilmeli

Uluslararası bir zeminde, çok organizeli bir tarzda yapılan katliamın, Kürdistan’da öteden beri süregelen soykırım politikasının bir devamı olup Kürt halkı, PKK ve Öcalan'a yönelik olduğu belirtilen açıklamada, "Mesaj verilmek istenilmiştir. Buna karşı halkımız, tüm yurtsever kurumların katılımıyla büyük bir birlik ruhu içerisinde ve barışçıl-demokratik bir tarzda görkemli bir karşılamayı yaparak saldırgan güçlere gereken cevabı vermelidir" çağrısı yapıldı.
'Provokasyon' söyleminin, katılımı önlemeye dönük bir psikolojik savaş taktiği olduğu hatırlatılan açıklamada, şunun altı çizildi: "Eğer Türk devlet kurumları içerisinden herhangi bir provoke edici girişim olmazsa, Kürt tarafından asla böyle bir şey olmayacaktır."

Yas olduğunu unutmayın

Türk devlet yetkililerinin Kürt halkının sevinç ve yaslarına karşı önyargılı tutumu terk etmeleri gerektiği kaydedilen açıklamada “Habur gibi olmasın” söyleminin çarpıtma olduğu vurgulandı. Açıklamaya şöyle devam edildi: "Halkımızın yası vardır. Öncelikle buna saygı gösterilmesi gerekirken peş peşe uyarılar yapılmasının hiçbir gereği yoktur. Oldukça bilinçli ve öngörülü olan yurtsever Kürdistan halkı ve kurumları şehitlerini nasıl karşılaması gerektiğini bilmektedir."
Diğer yandan üzerinden 1 hafta geçmiş olmasına rağmen Fransa polisinin herhangi bir sonuca ulaşamaması veya ulaşmışsa da açıklama yapmamış olmasını kaygı verici bulan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, bu uluslararası terörist saldırının açığa çıkarılmasının, İmralı’da başlatılan görüşme sürecinin sonuca gitmesine yapacağı etkiye dikkat çekti: Bu saldırının, AKP hükümetinin ilan ettiği çok boyutlu entegre stratejisinin bir parçası olarak mı, yoksa İmralı’da başlatılan görüşme sürecini sabote etmeye dönük başka güçlerin bir tertibi olarak mı gerçekleştiği konusu önemlidir. Bunun anlaşılması sürecin yönünü tayin etmede önemli bir role sahip olacaktır.

En kapsamlı hava saldırı

Türkiye’de yoğun bir biçimde oluşturulan çözüm gündemi ile AKP Hükümeti'nin söylem ve pratiği arasındaki tezata işaret eden KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Başbakan Erdoğan 'anaların gözyaşının sona erdirilmesi'nden bahsederken, aynı saatlerde verdiği talimatla son yılların en kapsamlı hava harekatıyla güçlerimizin üslenme alanlarına saldırı başlatmıştır. 14 Ocak'ta saat 16:00’dan 24:00’e kadar Medya Savunma Alanları’na bağlı Gare, Zap, Avaşin, Basya ve Kandil alanlarının birçok noktasına kapsamlı hava saldırıları gerçekleştirilmiştir. Gerillanın yüksek duyarlılığı, disiplini ve tedbirleri sayesinde bu kapsamlı hava saldırılarında daha fazla kayıplar yaşanmamış olsa da tüm saldırılarda 7 değerli gerillamız şahadete ulaşmıştır. Bu kapsamlı hava saldırısını basına yansıtırken de, 'sınırdan sızmaya çalışan bir grubun tespit edilmesi sonucu bu hava saldırılarının yapıldığı' ifade edilmiştir. Bu tam bir pişkinliktir. Herkes biliyor ki, vurulan yerlerin hiçbirisi sınır üzerinde olmayıp, özellikle Kandil ve Gare gibi sınırın 100-150 km ötesindedir.

Şu gerçek görülmeli

Tüm değerli kamuoyu ve halkımız şu gerçeği görmeli ki, ortada samimiyetten uzak, çok büyük bir ikiyüzlülük vardır. 'Sıkılmış yumrukları aradan çekeceğiz, anaların gözyaşını durduracağız' derken aynı anda kapsamlı bir hava saldırısının başlatılmasının samimiyetle ne kadar bağdaştığını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Sürekli provokasyon olabileceğinden bahsedenlere şunu soruyoruz: Bizzat AKP hükümetinin talimatıyla şehit edilen 7 arkadaşımızın canı can değil midir? Bu da süreci provoke eden bir saldırı değil midir? Anaların gözyaşından bahsedenlere söylüyoruz: Ülkesi için kendini feda edebilecek kadar büyüklüğü göstermiş bu 7 militanın anneleri yok mudur? Bu anneler gözyaşı dökmeyecek midir?"

Halen net değil

AKP’nin başlattığını iddia ettiği bu sürecin, “Kürt haklarının verilmesi süreci mi, yoksa PKK’nin tasfiye edilerek imha edilmesi süreci mi olduğu” konusu halen netleşmediği kaydedilen açıklamada, "Hem 'süreci dinamitlemek istiyorlar' demektedirler, hem de halkımıza dönük sürdürülen tutuklama ve siyasi soykırım operasyonlarıyla birlikte, kapsamlı askeri operasyonlar eşliğinde hareketimize ve halkımızın değer yargılarına her gün hakaret eden bir üslup ve söylem geliştirmektedirler. Eğer geliştirilmek istenen bir barış süreciyse, önce savaş söylemi yerine barış söylemlerinin kullanılması gerekmez miydi? Bütün bu konuların ciddi kaygılar uyandıran konular olduğu açıktır. Bu nedenle Paris’te gerçekleştirilen katliamın açığa çıkarılması, geliştirilmek istenen sürecin netleşmesi açısından da büyük önem taşımaktadır" denildi.
Açıklama, şu çağrılarla bitirildi: "Gerçek bir barıştan yana olan, Kürt halkının haklarına kavuşmasını savunan, Türkiye’deki ve uluslararası düzeydeki tüm demokratik çevreleri, süreci daha yakından takip etmeye ve oynanmak istenen oyunların önüne geçip, gerçek demokratik çözüm ve barış yolunun açılması için Önder Apo’nun geliştirdiği çabalara destek olmaya çağırıyoruz. Tüm yurtsever halkımızı ise şehitlerine görkemli bir biçimde sahip çıkarken barıştan yana tutumunu ortaya koymaya ama yoğun bir biçimde geliştirilen psikolojik savaşa da dikkat etmeye, tarihin bu önemli aşamasında her konuda yüksek bir duyarlılık ve fedakarlıkla sürece katılarak oynanan oyunların önüne geçmeye ve demokratik çözüm iradesini güçlü bir biçimde ortaya koymaya çağırıyoruz.”

 ANF/BEHDİNAN