AKP’nin kalkınma Bakanı, bir devşirme, onurun ve direnişin kenti Silopi’yi yeniden inşa edecekmiş! 

Halkımız bin bir fedakârlıkla, dile gelmez acılara katlanarak ve tüm saldırılara inat yaşama tutunarak kendi öz yönetimini inşa etmeye çalışırken Cevdet Yılmaz ise kanımız üzerine AKP binaları inşa edecekmiş. 

Bu Bakan’a karşı özelde Bingöl halkımızın dikkatli olması ve tüm halkımızın tavır alması gerekir. Şimdiye dek halkımız çok sert bir tavır almamışsa bunda aile çevresindeki istisna bazı saygın kişilerin etkisi olmuştur. Fakat onlar da kendisine tavır almıştır. 

Yaptıklarından sonra halkımız nezdinde onun dokunulmazlığı kalmamıştır.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun yanında süklüm püklüm, halkın karşısında ise tüm devşirmeler gibi kibir heykeli, sahte gülüşlü, sahte yüzlü, eli kanlı hükümetin kalkınma bakanı. 

Bingöllü olması doğum tarihi olan 1 Nisan gibi bir şaka olsa gerek. Çünkü Bingöl insanı hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun her şeye rağmen sonuna dek halkımızı soykırımdan geçiren bir hükümetin yanında yer almaz. Bunu 12 Eylül Anayasası oylamasındaki tavrıyla kanıtlamıştır.

Fakat biri halk realitesinden kopmuşsa ve işbirlikçiliği ruhunun son zerresine dek içermişse o zaman durum değişir ve bu kişi artık bir özel harp elemanı, bir kontra haline gelir. 

AKP açılımında adalet vardır ve ne kadar adil olduğunu tüm katliamlarıyla kanıtlamıştır; isminde bir de kalkınma vardır, onu da Cevdet Yılmaz kanıtlayacak! Silopi ile kolları sıvamış durumdadır. 

Kalkınma Bakanlığına Kürt soykırımında verilen görev özel harp kurumu olmasıdır ve bu bakan da özel harp bakanı olarak çalışmaya başlamış, halkımızın kanı ellerine bulaşmıştır. 

Bu konuda Bingöl halkının bir kesimi çok saf duygularla hareket ettiğinden bazı yanılgılara dikkat çekmek gerekir.

Derslerle dolu önemli bir örnek, resmen Palu’ya bağlı olsa da Bingöl’den ayrı sayılamayacak Züver köyünde yaşananlardır.

İlk kez 1925 yılında yakılmıştır. 70 yıl sonra tekrar yakılmıştır. Bölgenin en büyük, en güzel ve en direngen köylerindendir.

AKP iktidara geldiğinde kendi müteahhitlerine para vermiş, Züver’de 20-25 ev yaptırmış ve “devlet yaktı, AKP yaptı!” propagandasını yaymıştır. Bunun üzerine Züver’lilerin bir kısmı AKP’ye oy vermiştir. Neredeyse her aileden gerillanın ve şehidin bulunduğu Züver köyü neden AKP’ye oy vermiştir diye sorulduğunda: “Bizim gönlümüz sizinle ama onlar bize ev yaptılar, oy vermesek ayıp olurdu” cevabını vermişlerdir.

“Ayıp olurdu!” İşte tüm gerekçe bu, yani bu kadar safça…

Şeyh Sait’in, Yado’nun hatıralarına bağlı olduğu halde yöre halkının bir kısmı gerçekten nasıl oluyor da AKP’nin ardından gidebiliyor? Oraların namlı ve yeminli xayınlarına göre tek sebep direnenlerin duruşudur. Kimsenin ciddiye alacağı yok. Gerçek sebep derinlerde yatıyor. Bir soykırımın başlangıç örneğiyle anlatalım.

Kristof Kolomb Amerika kıtasına ulaştığında İspanya Kraliçesine bir mektup yazar:

“Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerinin önünde ant içebilirim. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, son derece tatlı ve kibarlar, konuşurken hep gülümsüyorlar. Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”

Bu mektuptan hemen sonra başlayıp son katliama dek 70 milyon insanı katlettiler. Soykırım rejimi ahlak, vicdan tanımaz. Parayı, gücü, silahı, dini, imanı, her şeyi sonuna dek kullanır.

İşte Amerika yerlileri, işte Züver ve Bingöl halkı, işte yeni Kolomb Cevdet Yılmaz! 

Şimdi “PKK yıktı, AKP yapıyor” demeye getirecek. Fakat burası Silopi’dir, direnen kadınların kentidir! Cevdet Yılmaz gibilerine asla kapılarını açmayacak olan acılı ve onurlu insanların kentidir.

Sömürgeci vahşilere yaraşır tarzda yaptıkları katliam ve yıkımın ardından son olarak halkın çok sevdiği Silopi Belediye Eşbaşkanı Emine Esmer’i tutukladılar. Kürt seçilmişler hapishaneye gönderilirken devşirmeler halkın arasına çıkabilir mi? 

Her şeyin bir karşılığı vardır Cevdet efendi! 

AKP Kürdistan’da sadece ve sadece Cevdet Yılmaz gibileri yüzünden ayakta kalabilmektedir. Bu nedenle Kürdistan’ın geleceğinde bunların bir mezar boyu yerleri bile olmayacak, tarih asla affetmeyecektir.