Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Paris’te katledilen üç devrimci ve gerilla saflarında şehit olan Rojda (Meral Kaya)’nın on altıncı şehadet yıldönümü, bana yıllar önce yazdığım bir şiiri yeniden hatırlattı. Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne değer katan ve yaşamı yücelten kadınlara ithaf olunur:

Yüreğimde kanayan
tomurcuk bir gülsün
Kalbimin ta derinliklerinde
mahpussun
Zaman beyhude zaman
yürek sızısı yoksun
Fırat nehri hüzün akıyor bugün
Ve sen ateş yumağı olmuşsun
Onurlu geleceğin yürek işçisi yani
Sonu gelmez patikaların ürkek ceylanı
Ve sen kadim toprakların dağ çiçeği
Gidişin yok olmak değil
varlığın ta kendisi

Senin sevdan bizimkinden öte
ve yüce Meralim
Biz senin o masum bakışlarını
küçücük ellerini sevdik
Sen halkını dağları sevdin
Kadim toprakların kızı oldun
Biz ismini andık durduk
Sen aşkını Şengal dağlarına yazdın
Biz sana ağıtlar yaktık
Sen yitik topraklarda
‘çav bella’yı söyledin
Sen de böyle çekip
gider miydin söylesene

Tam on bir yıl oldu sarı çiçeğim
Hala o kadar sıcak
ve o kadar yakınsın ki
Uzansam dokunur muyum yalnızlığına
Bir kez olsun rüzgar olup
fısıldar mısın o şarkını
İsmini her andığımda titrek bir mum alevine çalar bedenim
Hasretin hep rengarenk
bir bahar çiçeği gibi tütüyor
Hiç mevsim değiştirmedin
bahar kokun hiç dinmedi hasretinde
Hiç kurumadın
sararmadın kırılmadın

Annen seni kar beyazı gelinlikle
görmüş düşünde
Etrafını saran ceylanları
mor sümbüllerle besliyormuşsun
Sonra aniden kayboluvermişler
Ceylanlar ürkektir kadife bakışlım
Zalimleri haber vermişler sana
Sen ise dimdik durmuşsun
boyun eğmek yok demişsin
Kurşunlara bile kadife
bakışlar fırlatmışsın
Dudaklarında gülücüklerle özgürlüğe koşmuşsun Meralim
Kahpe kurşunlara hedef olmuş
kar beyazı gelinliğin
Sonra bir tutam ışık olup
yıldızlara karışmışsın
İnsan ürperiyor büyüklüğün karşısında
Sen de böyle çekip
gider miydin söylesene

Kır çiçekleri üşümez dedim annene merak etme
Onun senin gibi ceylanları var
şimdi onlarla yaşatıyor seni
Özgürlük sevdalısı kalbine
hüzün düşmesin
On bir yıl önce sonsuzluğa atan
kalbin susmasın kır çiçeği

Bana hiç anlatmadın
Hani o kirpik altından
gülüşlerin vardı ya
Bir de zülüflerini yana savurup
Boynunu yana büküp
içten bakışların değişmedi değil mi
Zülüflerin hala boynundan sarkıyor mu
Güneş sarısı saçların
zarif bedenini sarıyor mu
Utangaç ve titrek bakışlarına
kara topraklar düşmedi değil mi
Sana kucak açan yüce dağlar
incitmedi ya
Sen de böyle çekip
gider miydin söylesene

Engin dağların mağrur sırdaşı
Tanrıçaların mistik anlatıcısı
Avaşine renk veren berrak yüreğini
Yalçın dağlara sığmayan asi ruhunu
Rubailere sığdırmak mümkün mü
Seni sineye çekmek mümkün mü
Sana layık olamadık Meralim
Serhad’ın kardelen ruhlu Rojdası
Sana layık olamadık
Sen de böyle çekip
gider miydin söylesene

Annenle aynı kaderi paylaşan
Nuray Şen, ne de güzel söylemişti:
‘Bu dizeler yüreğimin sadece
kelimelere akabilen yanıdır
Diğer yanı açık bir yaradır ki, kanamaya devam etmekte…’