Zindana sığmayan sesler...

Serhat Tuğan, kendi deyimiyle Türkiye’nin “en kıdemli” tutsaklarından. Tam 27 yıldır içeride. Tuğan ortaokul, lise ve üniversite eğitimini hapishanede tamamladı. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden Yüksek Onur Belgesi ile mezun oldu. Tutuklandığı dönem idam cezası istemiyle açılan davada Tuğan’a önce örgüt üyeliğinden ceza verildi; ancak belli ki mahkeme bu cezayı yetersiz buldu ki verilen karar 1994’te bozuldu. Tuğan için müebbet hapis cezası istendi. Dosyası şu an AYM’de, çünkü gizli tanıklar Tuğan’a yönelik suçlamalarını geri çekmiş durumda. Yani davanın yeniden görülmesi ve yeniden karar verilmesi gerekiyor. Tuğan’ın hayatından çalınan koskoca 27 yıl mı? Haşmetli devlet onun da hesabını verecek değil...

İlk kez 16 yaşındayken tutuklandı

Serhat Tuğan henüz 16 yaşındayken Hakkâri’de “PKK bildirisi” dağıttığı gerekçesiyle tutuklandı, 10 ay hapishanede kaldı. Hapishanede kaldığı sürece boyunca sürekli işkenceye maruz kalan Tuğan, tahliye edildi edilmesine ama polis tacizi hiç bitmedi. Tahliyesinden bir yıl sonra gerillaya katılan Tuğan 1991 yılında tutuklandı. Hakkında eski TCK’nin 125. maddesine göre “ülke topraklarından bir kısmını devlet hakimiyetinden ayırmaya matuf silahlı eylemde bulunmak” suçundan idam cezası istemiyle dava açıldı.

Diyarbakır 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi Tuğan’ı 1992 yılında “silahlı örgüt üyeliği” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Dönemin Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise 1994 yılında kararı bozarak, 125. maddeden ceza verilmesi gerektiğini ifade etti. Bunun üzerine Diyarbakır 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi de aynı yıl Tuğan’a müebbet hapis cezası verdi.

Tanıklar ifadelerini geri çekti

Avukatı, 2008 yılında başvuru yaparak yargılamanın yenilenmesini talep etti. Başvurusunda, Tuğan’ın silahlı eyleme katılmadığını, bu nedenle sadece örgüt üyeliği suçundan ceza verilmesi gerektiğini ifade etti. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, talebi reddetti. Adalet Bakanlığınca 2015’te yapılan başvuru üzerine yapılan incelemede, Tuğan’ın silahlı eyleme katıldığını iddia eden tanıklar, o tarihte baskı altında ifade verdiklerini anlattı. Bir tanık da, iki köy korucusunun öldürülmesinden Tuğan’ın sorumlu olmadığını söyledi.

Dosya AYM’de

Bakanlık da bu bilgiler ışığında “Sanık müdafinin iddialarının yargılamanın yenilenmesi yolu ile değerlendirilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” kararını verdi ve Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin 29 Ocak 2009 tarihli kararını bozdu. Ancak mahkeme bu kararı dikkate almayarak yeniden yargılama talebini reddetti. Adalet Bakanlığı 29 Temmuz 2016’da ikinci kez yeniden yargılama yapılmasına dair karar verdi. Dosya halen Yargıtay 16. Ceza Dairesinde görülüyor. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki kez yeniden yargılamayı reddetmesine dair başvuru dosyası da Anayasa Mahkemesine taşındı. AYM konuyla ilgili kararını henüz vermedi.

Cemaatçi yargıçlara komşu olduk ama…

Son yazdığı mektupta şöyle diyor Tuğan: „Çeyrek asırlık emek ve umutlarımız Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine tüneyen cemaatçi yargıçlara takılıp berhava oldu. Dosyanın incelenmesi talebi sırf Adalet Bakanlığı’ndan geldiği için hiçbir gerekçe belirtilmeden taleplerimiz reddedildi. Gerekçe belirtmediler çünkü dosya üzerinde inceleme yapma zahmetinde bulunmamışlardı. Oysa avukatlar tahliye kararı bekliyorlardı. Kısacası adalet arayışım bu sefer de Cemaat’in Bakanlığa ve siyasi iktidara olan tepkisine kurban oldu. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu yargıçların kimisinin tutuklandığını kimisinin de arandığını öğrendim. Hatta Diyarbakır hapishanesinde Cemaatçi bu yargıçlarla uzaktan komşu da olmuştuk. Cemaat ve hükümet arasındaki kavgadan böyle ben de payıma düşeni almış oldum. Zaten takdiri ilahiymiş gibi bizler bu ülkenin sadece kavga ve olumsuzluklarından nasipleniriz.“

Mektup Adresi:

Serhat Tuğan

Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu H/1-3

Diyarbakır