Kolon kanseri olduğu için dün denetimli tahliye kararı verilen Özgür Halk Dergisi çalışanı Devrim Ayık, tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'nden çıkmadan gözaltına alındı. Ayık hakkında yakalama kararı olduğu belirtildi.
Kolon kanseri hastası olan Özgür Halk Dergisi çalışanı tutuklu Devrim Ayık, Cuma günü çıktığı mahkemede sağlık durumu dikkate alınarak ev hapsi şartıyla tahliyesine karar verildi. Ayık, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'nde tahliye edildiği sırada jandarma tarafından yeniden gözaltına alındı.
3 Ekim 2015'ten bu yana tutuklu olan Ayık'ın hakkında Antalya Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında yakalama kararı olduğu öne sürüldü. Ayık hakkında "İzinsiz gösteriye katılmak" ve "Örgüt propagandası yapmak" iddiaları ile başlatıldığı belirtilen soruşturmanın hangi yıllara ait olduğu öğrenilemezken, soruşturma kapsamında Ayık'ın "firari" olduğu öne sürüldü. Döşemealtı Jandarma Karakolu'na götürülen Ayık, ertesi gün Antalya Adliyesi'ne götürüldü.
Oğlunun tahliye haberi üzerine Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi önüne giden anne Hülya Ayık, 3 yıla yakın bir süredir cezaevinde olan oğlunun yeniden başka bir gerekçeyle gözaltına alınmasını “bilinçli bir politika” olarak değerlendirdi. Anne Ayık, yapılan uygulamanın kabul edilemez olduğunu belirterek, tepkisini dile getirdi.
Bilinç kaybına rağmen hastaneye götürülmüyor
İHD İzmir Şubesi üyeleri hasta tutuklular için yaptıkları eylemde, 1 Mayıs’ta bilinç kaybı yaşayan hasta tutuklu Mevlüde Başdaş’ın hastaneye götürülmediğini paylaştı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, gerçekleştirdikleri “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” eylemlerinin 431'inci haftasında bir kez daha Konak’ta bulunan Başbakanlık binası önünde bir araya geldi. Hasta tutukluların durumuna dikkat çeken İHD ve tutuklu yakınları, “Tek tipe hayır” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları ile tek tip kıyafet uygulamasına tepki amaçlı dövizler taşıdı.
Bu haftaki basın açıklamasını derneğin Şube Yöneticisi Ahmet Çiçek yaptı.
402’si ağır bin 154 hasta
Türkiye cezaevlerinde 402’si ağır bin 154 hasta tutuklu olduğunu ve her geçen gün sayılarının arttığını hatırlatan Çiçek, cezaevi koşulları, idarenin yaklaşımları ve OHAL’in getirdiği olumsuzluklar nedeniyle tutukluların hastalıklarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Hasta tutuklulara dönük yaklaşımlar nedeniyle yaşamını yitirenlerin olduğunu belirten Çiçek, Tarsus 3 Nolu Kapalı Kadın Cezaevi’nde yaşamını yitiren tutuklu Halime Gülsu’yu hatırlattı. Çiçek, hayatını kaybeden Gülsu’nun cezaevi idaresi ve OHAL koşulları nedeniyle ortaya çıkan yaklaşımın kurbanı olduğunu kaydetti.
Açlık grevleri sürüyor
Cezaevlerinde çıplak arama, ayakta sayım verme, basılı yayın ve kitapları vermeme, iletişim engelleme gibi hak ihlallerinin yaşandığını da anımsatan Çiçek, “Bu uygulamalara karşı Kırıklar F2 Hapishanesi’ndeki mahpusların başlattığı dönüşümlü açlık grevi devam etmektedirler. Ayrıca Menemen R Tipi Hapishanesi’ndeki hasta mahpuslar da sevk taleplerinin yerine getirilmesi için 20 Nisan’dan beri açlık grevinde. Tutukluların üstünde Demokles’in kılıcı gibi sürekli sallandırılan tek tip elbise dayatması ise bekletilmekte. Bu tek tip elbise dayatmasından vazgeçildiğinin biran önce açıklanmasını istiyoruz” dedi.
Durumu giderek ağırlaşıyor
Çiçek, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan yüzde 86 engel raporu bulunan 59 yaşındaki Mevlüde Başdaş’ın durumuna da dikkat çekti. Çiçek, Başdaş’a dair şu bilgileri paylaştı: “Böbrek nakli olan, diyabet hastası ve yüzde 86 engel durumu bulunan Başdaş’a, 3 kalp damarı tıkalı olduğu için anjiyo yapılmıştır. Ayrıca bel fıtığı rahatsızlığı bulunmakta ve şeker hastalığı dolayısıyla sağ gözü hiç görmemektedir. Böbrek, kalp, şeker ve tansiyon hapları verilmiyor ya da eksik veriliyor. Ayrıca astımı var ve tüp kullanıyor. 1 Mayıs Salı günü Mevlüde Başdaş yarım saatlik bir bilinç kaybı yaşamış, hastaneye götürülmemiş. Bizce durumu ağırlaşmaktadır. Göz göre göre gelen ölümleri yaşamak istemiyoruz. Başdaş’ın 5 Temmuz 2017 tarihli Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yüzde 86 engel durumunu gösteren raporu bulunmasına rağmen Çiğli Devlet Hastanesi’nde ‘hapishanede kalabilir’ raporu verilmesinin mantığını kavrayamıyoruz. Mevlüde Başdaş’ın, infaz yasasında hasta mahpuslar için düzenleme yapılmış olduğu halde infaz erteleme talepleri reddedilmiştir. Bizler insan hakları savunucuları olarak Mevlüde Başdaş’ın raporlarının dikkate alınarak sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi için serbest bırakılmasını istiyoruz. Hapishanelerde yeni ölümler istemiyoruz.”
Açıklama yapılan 5 dakikalık oturma eyleminin ardından son buldu.

Komaya girebilir
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bağışıklık sisteminin çökmüş olması nedeniyle diyet yemekle beslenmesi ancak tutuklu bulunduğu cezaevinde bu karşılanmadığı için her an komaya girme ve yaşamını kaybetme tehlikesi altında olan Ufuk Keskin için duyarlılık çağrısı yaptı.
Cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 194'üncü haftasında sürdürdükleri eylemlerinde bu kez Manisa Şakran 1 No’lu T Tipi Cezaevinde kalan hasta tutuklu Ufuk Keskin’in durumuna dikkat çekti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde bir araya gelen İnisiyatif üyeleri adına Barbaros Yılmaz açıklamada bulundu. Yılmaz, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin ve hasta mahpusların tedavilerinin yapılmamasının geri dönülmeyen sonuçlara yol açtığını ifade etti.
20 yıldır cezaevinde yüzde 80 engelli
Şakran Cezaevi'nde kalan hasta mahpus Ufuk Keskin'in 20 yıldan fazladır cezaevinde olduğu bilgisini veren Yılmaz, yüzde 80 engelli olduğunu belirttiği Keskin'in yine birçok hastalığının bulunduğunu paylaştı. Yılmaz, "Yani vücudun tüm bağışıklık sistemi çökmüş durumdadır. Bu yüzden özel diyet alması gerekiyor. Ancak Bakanlığın bu yöndeki talimatına rağmen, bulunduğu Şakran 1 nolu T Tipi Cezaevi'nde diyeti uygulanmıyor. Kendisine diyet gereğince verilmesi gereken laktozsuz süt, peynir ve yoğurt 'piyasada yeterince olmadığı' gerekçesiyle cezaevi idaresince verilmiyor" dedi.
Yine insülin pompası kullanan Ufuk Keskin’in üç ayda bir rutin kontrolden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, ancak bu kontrollerin dahi yapılmadığını ifade etti. Hastalıklarının yaşamını zorlaştırması, tedavisinin yapılmaması, rutin kontrollerinin yapılmaması ve hapishanedeki kötü koşullar nedeniyle Keskin’in komaya girme ve yaşamını kaybetme tehlikesi altında olduğu uyarısında bulunan Yılmaz, bu konuda adım atılmasını istediklerini belirtti.