Tutuklu havalimanı işçileri ilk duruşmada tahliye edildi, ancak işçileri adli kontrol tedbiri nedeniyle zor günler bekliyor. Dev Yapı-İş Başkanı Özgür Karabulut, ”Tüm arkadaşlarımızı işsizliğe mahkûm ettiler” dedi.

İstanbul Havalimanı şantiyesinde insanlık dışı çalışma ve barınma koşullarını protesto ettikleri için tutuklanan 31 işçi ve sendikacıdan 30’u tahliye edildi; ancak işçileri adli kontrol kararı nedeniyle zor günler bekliyor. Tahliye kararının ardından sabaha karşı serbest bırakılan Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut, “Adli kontrol, çoğu gurbetçi olan inşaat işçileri için işsizlik anlamına geliyor. Tüm arkadaşlarımızı işsizliğe mahkûm ettiler” dedi.

Serbest bırakılmasının ardından BirGün’e konuşan Dev Yapı-İş Başkanı Karabulut, mahkeme kararını şu sözlerle değerlendirdi: “Keyfi bir tutuklamaydı, iddianame bomboştu. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir derler ya, bu bozuk adalet sistemi de yarım yamalak bir tahliye kararı verdi. Tüm işçiler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, bu da çoğu gurbetçi olan inşaat işçilerini işsizliğe mahkûm etmek demek. Bütün arkadaşlarımız işsizliğe mahkûm edildiler. Ama bunlar da geçecek, biz mücadelemize kaldığımız yerden devam edeceğiz.”

Duruşmada savunma yapan işçilerin anlattıklarının haklılıklarını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Karabulut, “Aslında orada yargılanan biz değildik, biz inşaat işçilerini kölelik koşullarında çalıştıran patronlardı. Bu bir emek mücadelesiydi, bunu bile başka yerlere çekmeye çalıştılar, ama başaramadılar. Rezil ve kepaze bir durumdu” dedi.

Ölü toprağını attık

İşçilerin ve kendisinin tutuklanmasının ardından örülen dayanışmanın çok anlamlı olduğunu dile getiren Karabulut, şöyle devam etti: “İnanılmaz bir dayanışma örneği olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz, ben işçilerden 20 gün sonra tutuklandım. Tutuklandığımda 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu’nu kurmak için çalışıyorduk. Hem havalimanında binlerce işçinin gerçekleştirdiği direnişle hem de sonrasında sergilenen bu dayanışmayla ölü toprağını üzerimizden attık. Bıçak kemiğe dayanmışken, ülkenin en büyük mega projesinde, ülkenin en örgütsüz ve güvencesiz işçilerinin isyanı, sadece inşaat işçileri için değil, bu ülkede güvencesiz çalışan milyonlarca işçi için bir umut yarattı.”

Halat olsaydı 3 işçi ölmezdi

Kuzey Marmara Otoyolu projesinde yaşanan iş cinayetinde 3 işçinin can verdiğini de hatırlatan Karabulut, sermayenin ve mega projelerinin vampir gibi işçi kanı emerek var olduğunu söyledi. Karabulut, “Eğer orada 200 liralık yaşam halatı olsaydı arkadaşlarımızı kaybetmeyecektik. Bizler inşaatlarda İş Kanunu’nun kâğıt üstünde kalmadığı, işçilerin insana yaraşır koşullarda çalıştığı ve emeğinin karşılığı aldığı bir düzeni kurabilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Dayanışmayı büyüterek, örgütlenerek bu düzeni değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

 

İSTANBUL

 
 

TÜSİAD kötüsünü bekliyor

 

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, "Orta vadede muhtemelen bizi bugünkünden daha sıkıntılı günler bekliyor" dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında konuşan Özilhan, son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı model içinde olan şirketlerin şimdi zor durumda olduğunu dile getirdi. “Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor. Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa durum daha da kötüye gider. Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır” diyen Özilhan, işsizliğin de bugünkü seviyenin üzerine çıkabileceğini söyledi. Özilhan, verimsiz projelerin iptal edilmesi gerektiğini de ifade etti.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik de bugün nakit sıkışıklığının her sektörde hissedildiğini belirterek, şunları söyledi: "Ağustos’ta başlayan kredi daralması devam ediyor. Kredi daralması bitmeden, bu krizin bitmeyeceğini hepimizin kabullenmesi gerekir. Ekonomide inat olmaz, dengeyi siyaset tercihleri sağlamazsa ekonomi kendi dengesini, ciddi maliyetler ve bedeller ödeterek sağlıyor. Ucuz ve bol parayla büyüme dönemi sona erdi. Ekonomide gemiyi yeniden yüzdürmemiz gerekiyor. Bunun için suların yeniden yükselmesini bekleyecek zamanımız yok. Sığ sularda yol almanın çaresini bulmalıyız.”

Bilecik, AB’nin vazgeçilmez hedef olduğu, ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiği gibi vurgular da içeren konuşmasında, yerel seçimlerin önemine dikkat çekti.

Sermaye itiraf ediyor

Evrensel Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, Bilecik ve Özilhan’ın TÜSİAD toplantısındaki açıklamalarını şu sözlerle değerlendirdi: “Veriler sanayinin istikrarlı bir şekilde daraldığına işaret ediyor. Dış ticaret açığının hızla daralması üretimin durma noktasına geldiğini gösteriyordu. Ekonominin yakıtı olan kredi hacmi hızla daralıyor, bankalar kredi vermiyor. Tarım hızla küçülüyor. Her gün gündeme gelen yeniden yapılandırmalar ve artan konkordato talepleri, hatta şirket iflas açıklamaları gibi sayabileceğimiz bir çok gelişme zaten ekonomik krize işaret ediyordu. Aslında en kötüsü geride kaldı, şişmanken zayıflıyoruz propagandası yapan hükümet adeta ölüm orucuyla zayıfladığımız gerçeğini gizliyordu. TÜSİAD çıktı ve bu aldatmaya bir son verdi! Ekonominin gerçek tablosunu ortaya serdi.”

 

İSTANBUL

 
 

İŞKUR’dan AKP’ye simsarlık

 

İŞKUR aracılığıyla ‘geçici süreli’ olarak işe alınan yurttaşların rapor alarak işe gitmediği ve AKP ilçe binalarında çalıştığı iddia ediliyor.

16 yıllık iktidarında her seçim öncesinde beyaz eşyadan kömüre “yardım” adı altında seçim rüşveti dağıtan AKP, 80 bin kişiyi geçici olarak işe alma projesi olan Toplum Yararına Program’ı (TYP) da yerel seçimler öncesinde tüm hızıyla kullanıyor. Hükümet, aralarında seçimlerden istediği sonucu alamadığı illerin de bulunduğvu 16 kentte 80 bin yurttaşın ‘geçici süreli’ olarak işe alınacağını duyurdu. Altı ay süreyle temizlik ve güvenlik hizmetleri için işe alınan yurttaşların bazılarının ise AKP’nin seçim kampanyasında çalıştırıldığı öne sürüldü.

Sabah parti akşam ev toplantısı

BirGün’den Hüseyin Şimşek, CHP Milletvekili Utku Çakırözer, TYP kapsamında işe alınanlardan bir bölümünün sağlık raporu aldırılarak görevlendirildiği kurumlar yerine AKP il ve ilçe teşkilatlarında çalıştırıldığını, mesai sonrasında da akşamları seçim çalışması için ev toplantılarına götürüldüğünü aktardı.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Sarıcakaya Belediyesi, Mihalgazi Belediyesi’nin de aralarında bulunduğu çeşitli kamu kurumlarında çalıştırılmak üzere görevlendirilen personelin AKP teşkilatlarında görev aldığını ifade eden Çakırözer, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi sunan Çakırözer, “İŞKUR, AKP’nin seçim ofisi mi?” diye sordu.

Yanıt bekleyen sorular

Yurttaşların iş, hükümetin ise oy için İŞKUR’a gittiğini ifade eden Çakırözer, önergesinde şu sorulara yer verdi:

  • İŞKUR TYP kapsamında işe alınan personellerin görevlendirildikleri kurumlar yerine parti binalarında çalıştırıldığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise bu kapsamda görevlendirilen kişi sayısı kaçtır?
  • TYP’nin uygulama alanları arasında yer almamasına rağmen, yurttaşların siyasi parti binalarında çalıştırılmasının gerekçesi nedir?
  • TYP ödeneğinin bütün vatandaşların vergileriyle oluşturulduğu göz önünde bulundurulduğunda böyle bir uygulama ne kadar etiktir?
 

ANKARA