
Tecavüzler lavabolarda!
3 ay kaldığı revirde güneş görmeden, kimseyle konuşmadan yaşadığını belirten mağdur çocuk, revire sevk edilmeyi, tecavüz vakalarının ortaya çıkmasını engellemek, üzerini kapatmak için kullanıldığını söyledi. Doktor raporlarının da gerçeği yansıtmadığını belirten çocuk, "raporların zaten her zaman 'temiz' olduğunu" kaydetti.
Raporda dikkat çekici diğer bilgiler şöyle: "Koğuşlarda sürekli kaba dayak ve hakarete uğrayan çocuklara yönelik tecavüz girişimlerinin yaygın olduğunu söyleyen mağdur 'çoğu çocuk başka mahkûmlar tarafından tecavüze uğradı' diyerek mevcut iddiaların buzdağının bir kısmı olduğu şüphesini uyandırmıştır. Mağdurlar psikolojik tedavisi olan mahkumların ilaçlarını içmeyerek, biriktirdiklerini iddia etmekteler. Bu mahkumların, biriktirdikleri ilaçları daha sonra çocuklara verdiği ve böylelikle çocukları sersemleterek tecavüze yeltendikleri iddiası mevcut. Mağdurlar, tecavüze teşebbüs edenlerin, bu ilaçları kendilerinin karşı koymalarını engellemek için çay veya diğer içeceklerinin içine koyduklarını iddia etmekteler. Mağdurların beyanına göre yetişkin mahkumlar, çocuklara kendilerine masaj yapmasını söylüyor ve 'masaj yaptırırken tecavüze teşebbüs ediyorlar'. Pozantı cezaevinde yaşananlardan çok daha korkunç olayların olduğunu söyleyen mağdur daha önce de çocuk koğuşunda 13 çocuğa tecavüz ettiğini kendisine anlatan birisinin olduğunu söylemiş ve 'tecavüz' vakalarının 'lavabo' olarak bilinen yerlerde olduğunu aktarmıştır. Pozantı'da yaşanan taciz ve tecavüz olaylarından çok daha ağır ve korkunç olaylar yaşandığını belirten mağdurlar, idarenin ve diğer mahkumların kendi üzerlerinde çok baskı kurduğunu, dayak ve tehdidin had safhada olduğunu beyan etmişlerdir. Tüm bu baskılar nedeniyle susmaya zorlandıklarını ifade eden mağdurlar, çok çaresiz kaldıklarını söylemektedirler."
Raporun son kısmında yer alan öneriler bölümünde ise mağdur çocukların bir an önce başka bir cezaevine sevk edilmeleri ve Adalet Bakanlığı'nın acilen bir soruşturma yürüterek açıklama yapması gerektiği belirtildi.
Kürkçü: Çocuklara zulüm ve falaka var
Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi'nin, Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde bulunan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde, çocuk tutukluların işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları yönündeki açıklamalar üzerine cezaevinde incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından cezaevi önünde açıklama yapan Kürkçü, cezaevinde sorumlu savcı ve 4 koğuşta yaklaşık 40 çocukla görüştüğünü belirtti.
Görünen buzdağının ucu
Kürkçü, "Üzülerek söylemeliyim ki dün yaptığımız açıklamalar gerçeğin buz dağının ancak görünen ucu imiş. Daha derin ve daha çetin bir problemle ve çocuklara karşı işlenmiş bir suçla karşı karşıyayız. Çocuk haklarını koruyan mevzuata, Türk Ceza Kanunu'na, cezaevleri mevzuatına, genel olarak hukuk devleti anlayışına aykırı, bunları ihlal eden zincirleme bir durumla karşı karşıyayız" dedi. "Dışarıdan bakılınca çok mükemmel görünen bu cezaevi sisteminin çatısını kaldırınca, içinden çığlıkların yükseldiğini ve koyu bir zulmün gölgesinin çocukların üzerine düştüğünü söyleyebilirim" diyen Kürkçü, soruşturmanın sonunda "yalancı çıkmayı" istediğini dile getirdi.
Kürkçü cezaevindeki şikayetleri şöyle sıraladı: "Çocuklar, hem cezaevi yöneticileri tarafından hem de hastane ya da cezaevi dışına gidiş gelişleri sırasında jandarma tarafından zulme uğruyorlar, falakaya yatırılıyorlar. Cezaevi yönetiminde bir yetki olmamasına rağmen tek başlarına hücrelere kapatılıyorlar. Bu, müşahede diye mağdur göstermeye çalışılsa da 5 günden 2 aya kadar sürelerde tek başlarına kapalı kalıyorlar. Genellikle buraya götürülme şiddet eşliğinde oluyorlar. Çocuklar kurslara katılmak istemediklerinde ya da sağlıklarının buna el vermediğini söylediklerinde, her durumda şiddete uğruyorlar."
'Adalet Bakanlığı gerçek dışı'
Adalet Bakanlığı'nın "iddialar gerçek dışı" yönündeki açılamasına tepki gösteren Kürkçü, "Adalet Bakanlığının ben gerçek dışı bir bakanlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan bir süreci korumak ve kollamak mecburiyetinde kendilerini hissediyorlar. Burada edindiğim bütün sonuçları Adalet Bakanlığına yansıtacağım. Ayrı yerlerde ve ayrı çocuklarla ÇHD avukatıyla birlikte görüştük. Eminim elde ettiğimiz sonuçların birbiriyle bu kadar örtüşmesini Adalet Bakanlığı açıklamak zorunda kalacaktır" dedi.
HABER MERKEZİ
İHD: Çocuk cezaevleri kapatılmalı
İHD, İzmir Şakran ve Antalya Çocuk Cezaevi’nde kalan çocukların yaşadığı istismar, işkence ve kötü muameleye dikkat çekerek, “çocuk cezaevleri kapatılsın” dedi.
Adalet Bakanlığı resmi istatistiklerine göre 15 Mayıs 2013 itibari ile Türkiye cezaevlerinde 1.763 çocuk mahpus olup, bunların 1.343’ü tutuklu. Tutuklu çocukların büyük bölümünün Kürt çocukları olduğuna dikkat çeken İHD, “Altını çizerek söylüyoruz ki bizce çocuk cezaevlerinde yaşananlarının en önemli sebebi çocuk tutukluluğudur. Yargılama aşamasında cezaevinde tutuklu olan çocuklar, yargılama sonucu suçlu bulunup mahkum olduktan sonra adeta ödüllendirilir gibi cezaevinden alınıp; hafta sonları dışarı çıkabildikleri, eğitimlerini sürdürebildikleri hatta oyun oynayabildikleri, koşulları cezaevinden çok daha uygun olan, eski adıyla ıslah evi yeni adıyla eğitim evine konuluyorken, daha suçlu olup olmadığı belli değilken, koşulları çok daha ağır olan cezaevine konulmamalıdır! Çocuk cezaevleri derhal kapatılmalıdır” çağrısında bulundu.
Hasta tutsaklar bırakılsın
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) yaptığı basın açıklamasıyla hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi.
Federasyon binasında düzenlenen basın toplantısına TUHAD-FED Genel Sekreteri Hasan İhsan Elyakut ile federasyon yöneticileri Selahattin Kaya ve Fatma Gökhan katıldı. Toplantıda konuşan Elyakut, AKP Hükümeti’nin ve ona bağlı tüm kurum ile kuruluşların adeta barış sürecini sabote etmek amacıyla var güçlerini ortaya koyduğunu dile getirdi. Elyakut, şunları söyledi: “Halen hapishanelerde ölüm sınırında olan 411 hasta tutsak bulunmakta ve bu arkadaşlarımızın tedavileri dahi yapılmamaktadır. Pek çok hasta tutsak hapishanelerden hastanelere gidiş-gelişlerde arama adı altında resmen işkenceye maruz kalmaktadır. Götürüldükleri hastanelerde keyfi uygulamalar ile tedavileri aksatılmakta, kelepçelerle muayene edilmek istenmektedirler. Yine hapishanelerde yaşanan ve Türkiye toplumunun zihnine ve yüreğine işleyen Pozantı hapishanesinde Kürt çocuklarına yönelik gerçekleştirilen taciz ve tecavüz olayı belleklerimizde kara bir leke olarak durmaktadır. Devletin ve onun ‘ıslah’ etme politikalarının uygulandığı hapishanelerde yaşanan bu tür olaylar halkımızın öfkesini büyütmektedir. Daha Pozantı unutulmamışken yine Pozantı hapishanesinden Antalya L Tipi Hapishanesi’ne sürgün edilen adli bir davadan tutsak olan Mardin Kızıltepe nüfusuna S.Ö. ve M.L.B. adlı Kürt çocukları hapishane yönetiminin gözetiminde koğuşta bulunan ve idarece koğuşa sorumlu olarak atanan şahıslar tarafından defalarca taciz edilip, tecavüze uğramışlardır. Antalya L Tipi Hapishanesi yönetimi bu olayı bir an önce aydınlatmalı ve sorumlular hakkında gerekli olan cezai işlemler yerine getirilmelidir.”