
Hücre cezası
Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Seyfettin Yakut’un eşi Şazime Yakut, eşinin 15 gün açlık grevinde kaldığını ve açlık grevi sonrasında 40 gün hücre cezasına çarptırıldığını söyledi. Eşine hücrede de psilojik baskı yapıldığını aktaran Yakut, “Doğru düzgün yemek ve su verilmemiş. Eşim birkaç gün önce beni aradı ve bir haftadır hücre cezasının bittiğini söyledi. Hükümet tarafından olumlu hiçbir adım atılmıyor, tam tersine cezalar veriliyor” dedi.
Aynı cezaevindeki Erdal Erbekler’in babası Fuat Erbekler de oğluna açlık grevi ardından 3 gün hücre cezası verildiğini belirtti. Erbekler, “Oğlum gönderdiği mektubunda psikolojik baskıya maruz kaldıklarını, hücredeyken de aç susuz bırakıldıklarını söyledi. Eşi ve çocukları var. Onu çok merak ediyorlar, maddi durumları da hiç yok, çok mağdurlar. Bolu’ya gidemiyorlar, yeter artık bize yaptıkları” diye konuştu.
Çırılçıplak soyuldular
Tutsak Felemez Teker’in babası İhsan Teker de, 14 aydır tutuklu olan oğlunun Urfa Cezaevi’nden Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiğini belirtti. Baba Teker, oğlunun yaka paça yerlerde sürüklenerek sürgün edildiğini ifade ederek, “Oraya götürdüklerinde çırılçıplak soyarak hücreye koymuşlar ve işkence uygulamışlar. Oğlum 25 gün açlık grevinde kaldı. Açlık grevinde ona da diğerleri gibi hücre cezası verdiler” dedi. “Bu hakareti kabul etmiyoruz” diyen Teker, İHD’ye başvurduklarını ancak hiçbir sonuç alamadıklarını belirterek, duyarlılık çağrısı yaptı.
Tutsaklara soruşturma
Van F Tipi Cezaevi’nde de baskılar en üst seviyeye çıktı. Tutsaklar sık sık gardiyanların saldırılarına maruz kaldığı cezaevinde 40 tutsak hakkında da soruşturma başlatıldı. Van TUYAD-DER Başkanı Ahmet Aygün, özellikle yeni atanan Cezaevi Müdürü Mustafa Arlı’nın göreve başlamasıyla beraber cezaevinde baskıların en üst seviyeye çıktığını söyledi. Aygün, “Son zamanlarda tutsakları tahrik etmeye paralel olarak hak ihlalleri de devam ediyor. Tutsakların bulunduğu odalarda ayda bir defa ve bir tutsak gözetiminde aramaların yapılması gerekirken, gece yarısı keyfi olarak baskın yapılarak, aramalar yapılıyor. Televizyonların içine kadar arama yapılıyor ve odaları bilinçli olarak dağıtılıyor. Odaların araması, orduda disiplin cezası alan ya da ordudan atılan askerlerden oluşan ‘A Takımı’ adı verilen gardiyanlar tarafında yapılıyor. Aramalar sırasında gardiyanlar bilinçli olarak parmaklarına bozkurt ve üç hilal yüzükleri takıyor” diye belirtti.
40 tutsağa soruşturma açıldığını söyleyen Aygün, Van Barosu ve İHD ile girişimlerde bulunduklarını belirtti. Açılan soruşturmanın hukuka aykırı olduğunu kaydeden Aygün, “Defalarca cezaevi müdürü ile görüştüm. Bana 2005 yılının mevzuatına göre hareket ettiğini söylüyor. Oysa bahsettiği mevzuat 2005 yılında kalma eski ve keyfi bir mevzuattır” dedi.
Suda beklettiler
Adı sık sık işkence ve kötü muamelelerle anılan Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan PKK’li tutsaklar, kelepçeli muayeneden çıplak aramaya kadar çeşitli hak ihlallerine uğramaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta cezaevindeki tutsakların DİHA’ya ulaştırdığı mektupta, insanlık dışı uygulamalara dikkat çekilmişti. Kendilerine 80’li yıllardaki Diyarbakır Cezaevi uygulamalarını aratmayan muamelelerin yapıldığını belirtilen Mirza Aydın ve 45 günlük açlık grevi eylemi yapan Ahmet Salgın isimli tutsakların bir odada çıplak bir şekilde 7-8 saat boyunca suyun içerisinde bekletildiği kaydedildi. Görüşe gidiş-dönüşlerde ayağındaki platinin ötmesinden dolayı sürekli çıplak aranan ve kendisine zorluk çıkarılan İlhami Özdeğer isimli bir diğer tutsak ise, bu uygulamalardan bıktığı için ayağındaki platini sökmek için hastaneye başvurdu. Tutsaklar, yaşadıkları taciz ve psikolojik baskıların had safhaya geldiğine dikkat çekerek, “Yemek dağıtımlarında, revire, berbere çıkarken personeller saldırıya zemin hazırlamak için ellerinden gelen her şeyi yapmakta. Kabadayıvari, psikopatça yaklaşımlar sergilemekte ve yer yer tehditlerde bulunmaktadır” demişti.
Kelepçeli muayene
Avukat Ruşen Mahmutoğlu ise, tutsakların uğradığı hak ihlalleri ve işkenceleri doğrulayarak, özellikle Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nin bu konuda oldukça sorunlu olduğuna dikkat çekti. Mahmutoğlu, hasta tutsaklara kelepçeli muayene dayatıldığını, tutsakların ise bu uygulamayı reddettikleri için muayene olmayı kabul etmediğini belirtti. Cezaevinde sürekli taciz ve psikolojik baskı uygulamasının olduğunu ifade eden Mahmutoğlu, söz konusu baskı, işkence ve hak ihlallerine karşı tutsakların tavır geliştirmeye hazırlandığını aktardı.
Tutsaklar eyleme hazırlanıyor
Cezaevindeki uygulamaların bu şekilde devam etmesi halinde tutsakların görüşe çıkmayacağı ve bir dizi eylemliliklere gidebileceği belirtiliyor. Tutsaklar gönderdikleri mesajda olası bir felaketin yaşanmasının an meselesi olduğunu vurgulayarak, yaşadıklarını “Amed zindanını aratmıyor” diye özetlemişti. Kamuoyundaki genel sessizliğin kaygı verici olduğunu kaydeden tutsaklar gönderdikleri mektupta şunları dile getirdi: “Mevcut durumda bu insanlık dışı uygulamalara sessiz kalmayacağız. Devrimci duruşumuzu en keskin şekilde gösterip yüzlerce şehit verilerek ortaya çıkan kazanımları aynı ruhla kazanmak için gerekli duruşumuzu göstereceğiz. Bu cezaevinde yaşanacak sorun ve ölümlerden cezaevi idaresi ve Adalet Bakanı sorumlu olacaktır.”
HABER MERKEZİ
Açlık grevinin intikamı
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde hak ihlallerine maruz kalan Mirza Aydın’ın annesi Gışver Aydın, İHD Adana Şubesi’ne başvurdu.
Oğlu ve arkadaşları üzerindeki baskılara karşı yardım talebinde bulunan anne Aydın, 6 Aralık Perşembe günü oğlunun telefon açtığını, bu sırada gardiyanların hakaret seslerini duyduklarını ve oğlunun arkadaşı Ahmet Salgın ile birlikte gardiyanlar tarafından darp edildiğini söyledi. Anne Aydın, “Daha sonra ben cezaevini aradım, ama bana cevap vermediler. Tekrar arayarak oğlum hakkında bilgi istedim. En son bana ‘Oğlunun koğuşunu değiştirdik. Telefon hakkını Çarşamba gününe aldık’ dediler” diye belirtti. Oğlunun İHD’ye başvurulmasını istediğini aktaran anne Aydın, oğlunun kendisine “O gün cezaevinde gardiyanlar bizlere saldırdı. Hepimizi çırılçıplak soyarak, ellerimizi kelepçeleyerek hücreye attılar. Orada bizleri darp ettiler. 7 saat boyunca kelepçeli bekletildik” dediğini ifade etti.
Anne Aydın, “Oğlum açlık grevi eylemcisiydi. 23 gün açlık grevinde kaldı. Açlık grevi eylemi sonlandıktan sonra oğlum bu tür baskı ve işkencelere maruz kaldı. Bu işkencelerin tek sebebi intikamdır. Oğlum greve girdiği için işkencelere maruz kaldı” dedi. Hükümete ve yetkililere seslenen anne Gışver, “biz her zaman çocuklarımızın arkasında olacağınız, onlar bizim onurumuzdur” diye konuştu.
Kan tükürüyor
Amed’de tedavisi yarım bırakılarak Şakran 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Osman Elaldı isimli tutsak kan tükürüyor.
İHD İzmir Şubesi’ne gönderilen mektupta Elaldı’nın durumuna dikkat çekilerek duyarlılık çağrısı yapıldı. Cezaevinden gönderilen mektupta Osman Elaldı’nın çenesinin kırık olması nedeniyle yemek yemekte zorluk çektiği belirtilerek, Elaldı’nın Siirt E Tipi Cezaevi’nden Şakran Cezaevi’ne sürgün edilmeden önce Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gördüğü kaydedildi. Elaldı’ın Şakran Cezaevi’nde sürgün edildikten sonra Amed’de yapılan tedavisinin yarıda kaldığına dikkat çekilen mektupta, “Arkadaşımız tedavi için hem cezaevindeki hastaneye hem Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne hem de Yeşilyurt Devlet Hastanesine gitti. Bu hastanedeki doktorlar tedavisinin Diyarbakır’da sürdürülmesi gerektiğini belirtmişler. Bunun için Osman Elaldı arkadaşımızın sevkinin Diyarbakır’a yapılması gerek. Fakat ne cezaevi idaresi ne de savcılık bu konu ile ilgilenmektedir” denildi.
Elaldı’nın yemekleri çiğnemeden yuttuğu için şimdiye kadar üç kez acile kaldırıldığı ve her sabah kan tükürmek zorunda kaldığı da belirtildi. Cezaevi yetkilisi ise Osman Elaldı isimli tutsağın Diyarbakır’daki tedavisinin bittiğine dair doktor raporu olduğunu ileri sürerek, Elaldı’nın sağlık durumunun iyi olduğunu, tekrar Siirt’te sevk edilmek için bu sağlık sorununu “abarttığını” ileri sürdü. İHD İzmir Şube yöneticisi avukat Gurbet Uçar ise, Elaldı’yı en kısa zamanda cezaevinde ziyaret ederek, gerekli girişimlerde bulunacaklarını söyledi.