Sıkıştıkça saldırganlaşan AKP; İç güvenlik paketi ile "dışarıdakileri", Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu ile de ‘içerdekileri’ hizaya getirme, getiremediklerini de öldürüp kurtulma telaşına düşmüş durumda.
Zira, Türkiye cezaevlerinde ‘can alıcı’ sorunlar çözülmeyi beklerken; temel hak ve özgürlüklerin keyfi olarak yasaklanması, işkencenin günlük bir uygulama haline getirilmesi, tedavi hakkı engellenerek ya da ‘intihar etti’ denilerek mahpusların ölüme zorlanması, katliamlar, son olarak Şakran Çocuk Cezaevi'nde de ortaya çıkan tecavüz ve işkence olayları dahi yeterli gelmemiş olacak ki;
Hükümet, iki yıl önce komisyondan geçirerek TBMM Genel Kuruluna getirdiği bir tasarıyı yasalaştırma gayretine girdi. Hatta 7 Ocak tarihinde başlayan görüşmelerde, ilk bölümde bulunan ve cezaevlerinde mahpusların her türlü itirazını silah kullanarak engellemeyi de içeren maddeler kabul edildi bile.
AKP bu tasarının yasalaşmasını sağlayarak, ‘içerdekiler’i de can derdine düşürecek kadar baskı altına almayı ve muhalefetin her türlüsünü baskılamayı amaçlıyor, bu açık…
Halen jandarmaya ait olan cezaevi dış güvenliğini Adalet Bakanlığı’na devreden bu tasarıda, silahlı müdahale ekibi ve dış güvenliğin her an saldırıya hazır bekletilmesi nedeniyle, mahpusların her itirazı bir katliama gebe diye düşünmek yanlış olmaz.
Yani neredeyse her itirazlarında mahpuslara karşı silah, tazyikli su, biber gazı, kimyasal silahlar ve hatta köpeklerin kullanılmasına imkan veren, operasyonlara katılan görevlilerin kimliklerini gizli tutmayı; yani cezasızlığı yasallaştıran bu tasarının da İç Güvenlik Yasası kadar geri ve vahim sonuçlar doğuracağı kesin.
Tasarı ile; her türlü itirazın yasa dışı, her tür baskının yasal hale getirildiğini ve yaşam hakkını hiçe sayacak orandaki şiddete yasal kılıf dikildiğini net olarak görmek açısından birkaç önemli maddeyi olduğu gibi aktarmak istiyorum;
Tasarının 10. maddesi, zor kullanma yetkisi başlığını taşıyor ve; "(1) Güvenlik görevlileri, kanunlarla verilen görevleri yaparken; isyan, direniş, firar, firara teşebbüs veya asayişi bozan benzeri olayların ortaya çıkması halinde, bu olayların önlenmesi, saldırının veya saldırıda bulunanların etkisiz hale getirilmesi, direnişin sona erdirilmesi amacıyla veya kanuna uygun bir emrin ifası sırasında aktif veya pasif direniş gösterilmesi halinde zor kullanmaya yetkilidir.
(2) Zor kullanma yetkisi kapsamında, asayişi bozan olaylar veya direnmenin kapsam ve derecesine göre, asayişi bozanları veya direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan oranda bedeni kuvvet veya maddi güç kullanılabilir.
(3) …Ancak, asayişi bozan olayların veya direnmenin niteliği, kapsam ve derecesi gözönünde bulundurularak uyarı yapılmadan da zor kullanılabilir.
(4) Acil hallerde güvenlik görevlileri, zor kullanma yetkisi kapsamında asayişi bozan olayları sona erdirmek veya direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla, kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir eder…"
Silah kullanma yetkisi ve bu yetkinin kullanılacağı durumlar başlıklı 12. madde: "…Ancak müdahale biriminde görevli olanlar ile dış güvenlik görevlileri silahla müdahaleyi gerektiren durumlarda, kurum içerisine silahla girebilirler.
(2) Güvenlik görevlileri, kurumdaki veya kurum dışındaki görevleri sırasında;…
d) Saldırı veya karşı koymaya elverişli silah, alet veya eşyaların teslimi istendiği halde, verilmeyerek direnişte bulunulması veya teslim edilmiş silah, alet veya eşyaların tekrar alınmasına teşebbüs edilmesi,
e) Kurumlarda kavga, kargaşa, direnme veya isyan çıkması, hallerinde silah kullanmaya yetkilidir."
Ve,
14. madde: " …(2) Güvenlik görevlilerinin veya kolluk kuvvetlerinin kuvvet kullanarak müdahale ettiği durumlarda, müdahalede görev alan personelin kimlik bilgileri gizli tutulur."
Fazla söze hacet yok sanırım. Tek söyleyeceğim; iç güvenlik yasası kadar tehlikeli ve karanlık bu yasaya da geçit vermemek gerekiyor.