
AKP’nin topyekün savaşı cezaevlerini de kapsıyor. Hız kesmeyen tutuklamalarla cezaevleri dolup taşarken, sürgün politikasıyla tutsaklar ve yakınları cezalandırılıyor. Öz yönetim ilanları ardından tutuklanan DBP’li belediye eşbaşkanları da bu uygulamadan nasibini aldı. Haftabaşında tutuklanan Nusaybin Belediyesi eşbaşkanı da jet hızla Ankara’ya sürgün edildi. Özyönetim ilanı gerekçe gösterilerek 31 Ağustos’ta tutuklanan Nusaybin Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya ve DBP Nusaybin İlçe Eşbaşkanı Zinnet Ağlan dün sabaha karşı Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.
Tüm eşbaşkanlar orada
Öz yönetim açıklamaları gerekçe gösterilerek “Vatanın birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla tutuklanan Sur Belediyesi Eşbaşkanı Fatma Şık Barut, Silvan Belediyesi Eşbaşkanı Yüksel Bodakçı, Hakkari Belediyesi Eşbaşkanı Dilek Hatipoğlu, Van Edremit Belediyesi Eşbaşkanı Sevil Rojbin Çetin de bulundukları cezaevinden apar topar Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti.
Özel bir uygulama
Tutuklu belediye eşbaşkanlarının avukatlarından Ümit Dede sürgünlere ilişkin, “Bu karar doğru değil. Hüküm giymemiş tutukluların yargılandıkları bölgeye yakın bir cezaevinde tutulmaları gerekiyor. Bize sevkin güvenlik gerekçesiyle yapıldığını söylediler. Ancak böyle bir sorun yok. Ankara’ya gönderilmeleri özel bir uygulama” dedi.
Çıplak aramaya hayır
İşkence ve keyfi uygulamalarla gündemden düşmeyen Sincan Cezaevi’nde, DBP’li kadın belediye eşbaşkanları işkenceye maruz kalmıştı. Cezaevindeki kadın tutsaklar ise çıplak arama işkencesine karşı 4 gündür eylemde. Hapishane yönetiminin kararı ile kadın tutsaklar, cezaevine girişlerde çıplak aramaya maruz kalıyor. Tutsaklar, hücre çıkışlarında üzerilerindeki tişörtleri çıkararak, atletlerle koridorlarda “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Çıplak aramaya hayır” sloganlarını atıyor.
Baskınla sürgün
Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Ağustos tarihinden itibaren süresiz ve dönüşümlü açlık grevinde bulunan siyasi tutsaklar da sürgün edildi. Cezaevindeki 12 tutsak dün sabah koğuşlarına Robokoplar eşliğinde düzenlenen baskınla Türkiye’nin farklı cezaevlerine sürgün edildi. Şırnak Barosu avukatlarından Fazilet Taştan Arserim’in verdiği bilgiye göre; tutsaklardan Metin Usal, Mahir Bayram, Murat Şimşek, Rize’ye; Fahrettin Ecer, Önder Aras, Kahraman Aktay, Mehmet Çağlı, Erzincan’a; Musa Candemir, Kamuran Sunkat, Feyyaz Şen, Gümüşhane’ye; Meryem Aşkara, Cihan Öner adlı tutsaklar ise Bayburt cezaevlerine gönderildi.
Düpedüz provokasyon
İHD Şırnak Şube Başkanı Avukat Emirhan Uysal, “Hiç kimsenin şahsi elbiselerini almasına dahi izin verilmemiş. Robokoplarla, sanki hukuki bir şey yapıyorlarmış gibi kameralarla çekim yaparak sürgünler gerçekleşmiş. Bu düpedüz bir provokasyondur” dedi. Sürgünlerin Türkiye genelinde gerçekleştiğine de dikkat çeken Uysal, “Şunun iyi bilinmesi gerekir, devlet yine terörizm uygulamakta” diye konuştu.
İngiliz gazetecilere de sürgün
Haber takibi için gittikleri Amed’de tutuklanan İngiliz gazeteciler Jacop Philip John Gingell-Hanrahan ve Philip John Pendlebury ile tercümanları Muhammed İsmail Resul de jet hızla sürgün edildi. Gazeteciler tutuldukları Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nden önceki akşam Adana Kürkçüler Cezaevi’ne gönderildi. Avukat Erhan Ürküt, “Soruşturma Diyarbakır’da yürütülüyor ama gazeteciler Adana’ya gönderilmiş. Bu şekilde yabancı gazetecilerin hukuki destek almaları çok sıkıntılı olacak. Adalete erişim engellenmek isteniyor” dedi.
Bingöl’den Kırıkkale’ye
Bingöl’de tutulduktan sonra Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Celil Uğurlu adlı tutsak, kaleme aldığı mektupta maruz kaldıkları hak ihlallerini anlattı.
Gözaltına birlikte alındıkları Murat Karaca ve DBP Bingöl İl Eşbaşkanı Mervan Temiz ile birlikte işkenceye maruz kaldığını, hiçbir delil olmadan 31 Temmuz’da tutuklanıp Bingöl M Tipi Cezaevi’ne konulduğunu belirten Uğurlu, “Ayağa kalkın lan, Sıraya geçin” hakaretleriyle gerçekleşen “sayımı“ kabul etmedikleri için 11 Ağustos günü 30-35 gardiyanın saldırısına uğradıklarını ardından tek kişilik hücrelere alındıklarını belirtti. Avukatlarıyla görüşüp şikayette bulunduktan 4 gün sonra ancak hastaneye götürüldüklerini aktaran Uğurlu, “‘Cezaevi Savcısı’ olayı soruşturması gerekirken bizi tehdit etti, beyan etmediğimiz ifade tutanağını imzalatmaya çalıştı. Kabul etmeyince 20 gün tecrit altında tutulduk. Aile görüşünden, telefon, mektup gibi her şeyden mahrum bırakıldık” dedi.
20 Ağustos sabahı ‘hazırlanın sevkiniz var’ deniler cezaevinden çıkarıldıklarını belirten Uğurlu sürgün sürecini şöyle özetliyor: “Bingöl’den yola çıkıp Elazığ, Malatya, Sivas derken kendimizi Tokat T Tipi Cezaevi’nde bulduk. Orada Mervan Temiz ve Murat Karaca’yı bıraktıktan sonra tekrar yola çıktık. Geceyi Yozgat E Tipi Cezaevi’nde geçirdikten sonra beni ve Orhan Bayantemur’u Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ne getirdiler. Ring aracında Furkan Taş ve Kani Sönmez kaldı. İkisi de 16 yaşında onları Sincan F tipi Cezaevi’ne gönderdiklerini tahmin ediyoruz.”