Cezaevlerini izlemek yetmiyor

18 Ocak 2022 Salı - 18:15

İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri

İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri

  •  Birçok hak, hukuk ve sağlık örgütünün yer aldığı Hapishaneleri İzleme Heyeti, tespit ve raporlaştırmanın yanı sıra sorunların çözümü ve ihlallerin engellenmesine yönelik çalışmayı esas alıyor. 

Türk cezaevlerinde işkence ve kötü muamele, çıplak arama, koğuş baskınları; ısınma, su, beslenme sorunları; disiplin cezaları, eşyalara el koyma, infaz yakmaları gibi birçok sorun yaşanıyor. Hak ihlallerinin yanı sıra hasta tutsakların durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Tedavileri yapılmıyor, hastanelere sevk edilmiyorlar. Hastaneye giden ve “Cezaevinde kalamaz” raporu alan hasta tutsakların tahliyeleri de Adli Tıp Kurumu‘nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporlarıyla reddediliyor. İhlallerin sona ermesi amacıyla harekete geçen birçok hak, hukuk ve sağlık örgütü, 12 Ocak’ta Marmara Hapishaneleri İzleme Heyeti’ni kurdu. İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Türkiye İnsan Hakları Vakfı, (TİHV), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağılık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) ile Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) yer aldığı heyet, tutsakların “İdare Gözlem Kurulu” tarafından verilen keyfi kararlarla infazlarının yakılmasının önüne geçmek ve serbest bırakılmalarını sağlamak için çalışmalara başladı. İzleme Heyeti’nde yer alan İHD, TİHV ve ÇHD temsilcileri, yürütecekleri çalışmalara ilişkin MA'dan Enes Sezgin'e konuştu.

Hasta ve infazı yakılanlar

İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, insan hakları, hukuk, sağlık gibi konularda yaşanan tüm ihlallerin önüne geçmek için her alanda bir sivil toplum örgütünün olduğunu hatırlatarak, ilk olarak hasta ve infazı yakılan tutsakların durumlarını çözüme kavuşturmak istediklerini söyledi. Yoleri, “Farkındalık oluşturma, yetkilileri harekete geçirme ve etkili bir faaliyeti örgütleme düşüncesindeyiz” dedi.

TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe

Ruhsal ve bedensel bütünlük

TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe ise cezaevi yapılarının tutsakların ruhsal ve bedensel bütünlüklerini bozduğunu ve sağlıksız bir yaşam ortamının oluşturduğunu anımsatarak, şunları ifade etti: “Havayı yeterince almaması, mekanın daralttıkça daraltılması, kişiyi yalnızlaştırma gibi uygulamalar insani bir durum değildir. Cezaevi idaresinin yaptırımlarıyla da bu olanak iyice kısıtlandı. Mahpusların revire ve hastaneye sevkleri, zamanında gitmeleri, ilaç ve sağlığa erişimleri, neredeyse ortadan kalkmış durumda. Hastane, mahkeme gibi yerlere giden mahpuslara usulsüz tecrit uygulanıyor. Bu durumla birlikte mahpuslara tecrit içinde tecrit uygulandı.”

Efe, amaçlarının da sorunların büyümeden önlenmesi, mekanizmaların doğru kullanılması, cezaevlerindeki sesi duyurmak ve çözüm üretmek olduğunu paylaştı. 

ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Meral Hanbayat

İhlallerin önüne geçmek için

ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Meral Hanbayat ise İzleme Heyeti’nin cezaevlerindeki ihlalleri gözlemleyip raporlaştıracağını belirterek, sistematikleşen ihlallerin önüne geçmeyi hedeflediklerini kaydetti. Hanbayat, oluşturdukları raporları Adalet Bakanlığı başta olmak üzere gerekli kuruluşlara da ileteceklerini söyleyerek, şunları ekledi: “Dönemsel olarak bazı sorunları öne çıkartıp çözümler üreteceğiz. Öncelik olarak hasta mahpusların sorununu gündeme almaktır. Bu sorun sadece tutuklu ailelere yüklenemez. Tüm siyasi partiler, hukuk ve hak örgütleri bu meseleyi ciddi bir şekilde gündemlerine alması gerekiyor. Yoksa biz çok daha ağır bir tabloyla karşılaşabiliriz."  İSTANBUL

 

İhlaller Meclis raporunda

Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun alt komisyonu olan Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu üyeleri tarafından 7-8 Kasım 2021’de Kayseri Bünyan Cezaevi ve 12-13 Kasım 2021’de Tarsus Cezaevi’ne yapılan ziyaretlerin raporları, görüşülerek kabul edildi. Komsiyon üyelerinin yeterli görüşme ve iddiaların üzerine gitmeme tavrı ise HDP tarafından eleştirildi. 

Raporun detaylarında, tutsaklardan dinlenilen hak ihlalleri arasında ismi değişen çıplak aramanın devam ettiği, yemeklerin, su ihtiyacının, kantinde fiyatların yüksek olması, revirlere çıkmada sorun, hastane sevkleri sonrası karantina odasında bekletilmesi ve diş doktorunun dolgu dahi yapamaması, spor haklarının engellenmesi, gazetelerin verilmemesi de var. 

 Tek tip saç

Tarsus 2 Nolu Cezaevi’ne dair komisyon tarafından hazırlanan raporda, şu detaylar dikkat çekti: “İlk girişte detaylı arama yapılmasına izin verilmediği için darp edildikleri, zorla tek tip saç traşı yapıldıkları, sayımlarda tek sıraya geçmek zorunluluğu uygulandığı, itiraz edildiği zaman darp edildikleri ve ters kelepçe yapılıp süngerli odaya götürüldükleri, bir hükümlü ve tutuklu tarafından kolu kırık ve alçıdayken ters kelepçe yapılıp süngerli odada 5 saat bekletildiği…”

Kelepçeli tedavi

Kadın Kapalı Cezaevi’nde de girişte detaylı aramayı kabul etmedikleri için darp edildikleri, hastaneye götürüldükleri zaman kan alınırken ve röntgen çekilirken kelepçelerinin çıkarılmadığı; İdare ve Gözlem Kurulu’na çıkıldığı zaman sorulan soruların siyasi içerikli olduğu, tutuklunun “iyi halli” olup olmadığına yönelik değerlendirme yapılmadığı şikayetleri yer aldı.

Karantina odası

Karantina odasını da ziyaret eden Komisyon üyelerinin tespitleri raporda şöyle yer aldı: “Odanın koşullarının çok kötü olduğu, mutfağın bulunmadığı, banyoda lavabonun bulunmadığı, banyonun duş kısmında bir musluk olduğu, kişinin bütün temizlik ve mutfak ihtiyaçlarını bu musluk aracılığıyla gidermek durumunda olduğu müşahede edilmiştir.”

Kürtçe kitap verilmiyor

Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde de benzer durumların yanı sıra şunlar da raporda yer aldı: "Kürtçe kitaplar ve mektuplar verilmiyor. Koğuşlarda yapılan aramalarda eşyalar yere atılıp dağıtılıyor. Revire çıkmanın çok zor, revirde yapılan muayenenin üstünkörü olduğu; hekimin sadece kişiyi dinleyerek ilaç yazdığı ve düzgün muayene edilmedikleri. Görüşe giderken, koğuştan çıkarken ve koğuşa girmeden önce ayakkabıların çıkarılması zorunluluğunun kabul edilemez olduğu. Koğuş aramalarının son zamanlarda ise ayda dört defa yapılmaya başlandığı..."

HDP şerh düştü

 Söz konusu her iki rapora da HDP'li üye Fatma Kurtulan şerh düştü. Kurtulan, yazdığı şerhte, “Bazı mahpuslar kıyafetlerin tümüyle çıkarıldığını, çırılçıplak arandıklarını, 5 kişinin kendilerine saldırdığını, kollarından ve ayaklarından tutulup soyulduklarını, örtü verilmediğini, çök-kalk yaptırıldığını belirtmişlerdir” diye kaydetti. Tarsus’ta İdare ve Gözlem Kurulları tarafından tutuklulara “HDP’ye gidecek misin, orada çalışacak mısın, pişman mısın” gibi sorular sorulduğuna da dikkat çekilen şerhte, “Daha fazla hak ihlali yaşanmadan İdare ve Gözlem Kurullarının yetkilerinin gözden geçirilmesi noktasında Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunması elzemdir” ifadeleri yer aldı. 

Tutsakların TRT 2, NTV, FOX TV, HALK TV, Tele1 gibi TV yayınlarına, Yeni Yaşam, Evrensel, Yeni Asya gibi gazetelere ulaşamadıklarını beyan ettiği vurgulandı.

Mamografi çektirmedi

Tarsus Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nusaybin Eski Belediye Başkanı Sara Kaya’nın, komisyon üyelerine “Mamografi çekmek üzere götürüldüğü hastanede askerin muayene odasına girmek istediği, askerin, doktor tarafına geçtiğini, doktorun da kendisine 'şov yapıyorsun’ dediğini, bu nedenle mamografi çektirmeden geri döndüğünü” aktardığı belirtildi. 

Darp konusu araştırılmadı

Tutsakların bazılarının darp edildiğinin aktarılmasına karşın komisyon üyelerinin darp edildiği söylenen tutsaklarla görüşmediğine dikkat çekilen şerhte, şu ifadelere yer verildi: “Durumu ağır olan, burnu kırılan mahpuslar olmasına rağmen Komisyonun bu mahpuslarla görüşme konusunda istekli olmaması tarafımızca eleştiri konusudur. Yine ziyaret sırasında bazı mahpusların kapılara vurmak suretiyle protesto gerçekleştirdikleri sesleri gelmiştir. Komisyon protesto yapan mahpuslarla görüşme konusunda bir girişimde bulunmamıştır. Bu tutum da tarafımızca eleştiri konusudur. İçinde Kürtçe tek kelime bulunan mektupların mahpuslara verilmediği, karantina koğuşunda 17 kişi kaldıklarını, aylarca bu şekilde kalmak zorunda kaldıklarını, uzun süre yerlerde yattıklarını, çarşafların ücretli yıkandığını, sıcak suyun yetmediğini, kantinin pahalı olduğunu aktarmışlardır.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.