37. CHP Kurultayı ve Kürt söylemi

Forum Haberleri —

28 Temmuz 2020 Salı - 13:50

  • CHP’nin Kürt sorunu hakkında çözümü olmadığını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun deklere ettiği şekilde mümkün görünmemektedir. Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP, Kürt sorununda kendi geçmişiyle yüzleşmesi ve dürüst bir özeleştiri yapması gerekmektedir.

Rauf KARAKOÇAN

Kürtler ve CHP ilişkisini tarihsel olgularla, Cumhuriyet tarihi boyunca yaşananların bir dökümü yapıldığında, karşımıza kan ve katliamdan başka bir şey çıkmıyor. İsyanların şiddetle bastırılmasında, toplu katliamların, idamların, imha ve soykırıma dair özel yasa ve kanunların altında CHP’nin imzası vardır. CHP ihtiyaç duyduğunda zaman zaman Kürt meselesini gündemine almakta, çeşitli raporlar hazırlamakta ve ardından rafa kaldırmaktadır. Gerekli hallerde yeniden raftan indirip piyasaya sürmekte ve siyasetin malzemesi haline getirmektedir. CHP 37. Olağan Kurultayında açıkladığı hedefleri arasında Kürt meselesini unutmamış ve olmayacak çözümünü tekrardan dillendirmiş oldu.


CHP’nin Kürt sorunu hakkında çözümü olmadığını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun deklere ettiği şekilde mümkün görünmemektedir. Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP, Kürt sorununda kendi geçmişiyle yüzleşmesi ve dürüst bir özeleştiri yapması gerekmektedir. Bunca zulmün, katliamın, idamların, mecburi iskanın, Şark Islahat Planı’nın uygulayıcısı olan bir partinin Kürt çözümü, geçmiş tarihte hep inkar ve imha temelinde olagelmiştir. İnkar ve imha başarıya ulaşmayınca kültürel soykırım ve asimilasyon politikalarıyla, yatılı bölge okullarıyla, kışla kültürü dayatarak Türkleştirmeye çalışmıştır.
CHP 37. Olağan Kurultayında “Kürt sorununun demokratik yöntemlerle, parlamento zemininde çözümü esas alacağız” şeklinde ifade edildi. Ardından da “terör ile sonuna kadar mücadele” edeceğini belirtmekte ve bunu da “çözüm” diye dayatmaktadır. Kürt özgürlük mücadelesine, öncü partisi PKK’ye terör diyerek yaklaşması, zaten çözümsüzlük anlamına gelmektedir. Terörün her çeşidini uygulayan devletin kendisidir. Savaşın nedeni de devlettir. Kürtlere inkar ve imhadan başka seçenek bırakmayan devlete karşı mücadele etme, hak arama, onurlu bir yaşam için direnmeye de terör yaftası yakıştırılmaktadır. Kürtçe ana dil yasaklanacak, bunu talep eden ve mücadelesini yürütene de terörist yada terör denilecek. Soruna bu temelde yaklaşım kendi başına çözümsüzlüğü barındırmaktadır. Kürt sorununda samimiyetsiz olduklarını göstermektedir.


Yakın tarihte, Kürt siyasetinin başına gelenlerin en büyük sorumlusu da yine CHP’dir. Dokunulmazlıkların kaldırılmasında, bunca tutuklamaların gerçekleşmesinde yine CHP sorumludur. “Yetmez ama evet” demekle faşist AKP iktidarının en büyük destekleyicisi oldu. Başkanlık sistemi gibi ucube bir sistemi Türkiye’nin başına musallat eden, Tayip Erdoğan’ın iktidarda palazlanmasına yol açan da CHP’dir. Sınır ötesi askeri operasyonlara, savaş tezkerelerine onay vererek, Kürtlerin katledilmesinde, yerleşim alanlarının işgal edilmesinde de CHP vardır. Yani CHP iktidarı döneminde Kürtlere yaptıkları bir yana, AKP iktidarı döneminde yaşanan Kürt soykırım politikalarına tereddütsüz destek veren de yine CHP’dir.


Son yerel seçimlerde büyük şehir belediyelerinin kazanılmasında, en büyük desteği Kürtlerden almasına rağmen, açıktan bunu dilendirmekten çekinen bir CHP’den ne beklenilir ki? Kürtler söz konusu olduğunda siyasette korkak ve ödlek bir duruşun sahibi olan CHP’den nasıl bir çözüm çıkar? Ya da çözüm söyleminde ne kadar inandırıcı olur? İnandırıcı olması için, Kürtlerin özgürlük mücadelesine terör demekten vazgeçmeli, yeni bir üslup benimsemesi gerekmektedir. Bu sorunu demokratik yöntemlerle, parlamento zemininde çözmek istese de bunu PKK ile yapması gerekir. PKK’yi dışlayarak, terör diyerek, bu sorunu çözmesi mümkün değildir. Çözümün muhatabı olan PKK’ye her türlü yakıştırmayı yaparak, muhatap almayarak Kürt sorunu çözülmez. Şimdiye kadar bunun anlaşılması gerekiyordu. Halen bunun bu şekilde anlaşılmamış olması, yaşanan tarihten ders çıkarılmadığını göstermektedir.


Kürt sorununu yaratan devletin tekçi zihniyetidir, sömürgecilik emelleridir, ırkçı-milliyetçi ideolojisidir, ulus devlet anlayışıdır. Tek kelimeyle CHP’dir. PKK bu sorunun çözümü temelinde ortaya çıkmıştır. Bunun görülmesi ve anlaşılması, çözüm için gereklidir. Kürt katliamlarından sorumlu bir partinin, Kürt sorununu çözmek istemesi lafla olmaz. Kürt sorunu gibi Türkiye’nin en devasa sorununu çözmek her şeyden önce, cesaret ister, yürek ister. Bu da CHP’de mevcut değil. Çünkü, yasalara uygun kurulmuş, parlamentonun 3. büyük partisi olan HDP ile isimlerinin yan yana zikredilmesinde çekinen, yerel seçimlerde ki desteğe rağmen, açıktan ittifak kurmaktan korkan CHP, çözüm gücünü kendisinde bulabilecek mi? Bundan pek emin değiliz.


CHP, Kürtlerin başına gelen felaketlerden, kendi payına düşen sorumluluğu görmeli ve Kürtlerden özür dilemelidir. Efrîn’e atılan bombanın üzerine adını yazan Ö. Çerçioğlu’nu divan başkanı seçmekle Kürt çözümüne yanlış yerden başladı. Kürt sorununa yeni bir başlangıç yapılacaksa işe özeleştiriden başlamalıdır. Biraz dürüstlük, biraz ciddiyet biraz da samimiyet lazım.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.