SADİYE ESER / MA/İSTANBUL

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in durumuna dikkat çeken HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, “CHP’nin itirazı sorgulaması gündeme gelmedikçe parlamenter bir itiraz haline gelmiyor. Ben bu konuda eleştiri uyarı, aydınlatma, açıklama her ne lazımsa bunların mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

HDP Onursal Başkanı ve eski milletvekili Ertuğrul Kürkçü,  Güven ile başlayıp tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi ve Öcalan üzerindeki tecride ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mutlak itiraz yükseltilmeli

Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Kürkçü, “Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecride yönelik olarak hükümetin 2015’ten bu yana sürdürdüğü uygulamanın, bütün problemlerin kaynağında olduğunun altını çizmek isterim. Bu hiçbir şekilde meşru görülemeyecek, kanunda, yönetmenlikte, tüzükte, hukukta herhangi bir karşılığı olmayan son derece gaddarca bir uygulamadır. Buna karşı mutlaka bir itirazın yükselmesi gerekirdi” dedi.

Kitle hareketine dönüştü 

Geçtiğimiz yılarda da kimi açlık grevlerinin olduğunu hatırlatan Kürkçü, şunları söyledi: “Ben geçen gün gelen bir iddianameden de fark ettim ki aslında aynı şeyi 2016’da Diyarbakır’da bir grup arkadaşımız başlamış. Ben de orada bir konuşma yapmışım. Ondan ötürü de bir davanın açıldığını gördüm. Gördüm ki yaklaşık 3 yıldır süren bir sessizlik vardı. Leyla Güven’in yaptığı hamle bu sessizliği kırmak yönündeydi. Leyla Güven bunu başlatırken, bunun ön hazırlığı ne kadar olmuştu. Genel olarak cezaevlerindeki iletişim bu bakımdan iyi miydi, kötü müydü? Bunları bilmiyorum. Fakat bir kere böyle bir doğrultu kazandı ve şimdi başka devrimci tutuklu ve hükümlülerin katılmasıyla bir kitle hareketine dönüştü. Bu kez toplumda karşılık buldu. Devlette de durumu yeniden değerlendirme ihtiyacına yol açtı.”

Çözüm peşinde koşuluyor

Mehmet Öcalan’ın Öcalan ile görüşmesine değinen Kürkçü, bunun beklenen hamle olmadığını belirterek, şöyle devam etti: “Bence Leyla Güven, diğer tutuklu ve hükümlüler, kamuoyu bu hamleyi ciddiye almadı ve gerçek çözüm peşinde koşuyorlar. Fakat zaman hızla akıp gidiyor. Kum saati tükeniyor. O nedenle Leyla Güven’in ve sonra başkalarının hayatlarına mal olmadan bu sürecin olumlu bir yöne evirilmesi için her şeyden önce politik desteğe, uluslararası desteğe ve yasal desteğe ihtiyaç var. İnsanlar içerde güç kazandıkça dışarıda da kulaklarını açıyorlar. Yerel seçim süreci de gündemde olduğuna göre, HDP’nin bunu gündeme alan bir manevrayla muhalefet partisine yaklaşması lazım. MHP artık muhalefet partisi değil, iktidar partisidir. CHP’nin itirazı sorgulaması gündeme gelmedikçe parlamenter bir itiraz haline gelmiyor. Çünkü; deniliyor ki HDP’nin zaten buna karşı olması söz konusu olmadığına göre, ortada yeni bir haber yok. Yeni haber CHP’nin tutumu olabilir. Ben bu konuda eleştiri uyarı, aydınlatma, açıklama her ne lazımsa bunları mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyorum.”

AKP ve Öcalan meselesi değil

Medyanın açlık grevleri ve taleplerine ilişkin “sağır ve kör durumda” diyen Kürkçü, şunları ifade etti: “Bir Tayip Erdoğan medyası var ama sosyal medyanın şimdi artan bir güçle toplumsal muhalefetin sözünün ve sesinin yayıldığı bir mecra olduğunu görüyoruz. O yüzden sosyal medya odaklarını bilgilendirmek gerekir. Bazen bakıyorum diyorlar ki ‘Leyla Güven’in talebi talebimizdir.’ Peki, Leyla Güven’in talebi nedir? Bunu okuyamıyoruz. Öcalan’a yönelik tecridin son bulması ve Leyla Güven’in parlamentodaki sandalyesine geri dönmesinin ayrılmaz parçası. Ama bunu mutlaka ifade etmemiz lazım, çok az zamanımız var. Görebildiğim kadarıyla bu konu Strasbourg gündemindedir. Ama Strasbourg bütün Avrupa değildir. Almanya’nın, Fransa’nın buna kulaklarını açması gerekir. Boyun eğmeyen Fransa hareketi parlamentoda güçlü bir ses, onların açık tutum alması önemlidir. Alman Sosyal Demokratların, Britanya İşçi Partisi’nin öne çıkması önemli. Çünkü bunlar hali hazırda koalisyon ya da iktidar partileri, bu meseleyi Türkiye’ye anlatmak lazım. Mesele sadece AKP ve Öcalan arasındaki bir mesele değil, Türkiye ile bütün dünya arasındaki bir mesele haline geliyor. Leyla Güven’in kaybedilmesi halinde büyük kaotik bir süreçle karşı karşıya kalabiliriz. Bundan dolayı bir an önce bu meseleyi ana muhalefetin sahiplenmesine yardımcı olmamız lazım.”