CHP, sol, Kürtler...

Fehim IŞIK yazdı —

27 Temmuz 2020 Pazartesi - 08:00

  • Minbere çıkan Diyanet İşleri Başkanı'nın elindeki kılıç, yalnız Erdoğan'ı değil Efrîn'de binlerce sivili katleden bombaya imza atan, onu onaylayan zihniyeti de, Türk'ü üst kimlik görüp buradan 'solculuk' kasan her kesimi de temsil ediyor.

HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz hafta tutsak edildiği Edirne Hapishanesi'nden Cumhuriyet gazetesinden Enver Aysever'e bir röportaj verdi. Aynı gazeteden Mehmet Ali Güller, yazısında Demirtaş'ı hedefe koydu.


Demirtaş'ın "Dışarıda olsaydık ne referandumda evet çıkardı ne de Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilirdi" sözlerine takan Güller, "Sadece 'evet artı boykot eşittir çözüm' diyerek Türkiye’nin bugüne gelmesinde önemli bir viraj olan 12 Eylül 2010 referandumuna verdiği 'dolaylı' destek bile bu konularda ahkâm kesmemesini gerektirirdi!" sözleriyle kendini haklı çıkarmanın derdinde.


Güller, yazısında ırkçılığın hasını yapmaktan imtina etmiyor; 1924'ün red-inkar-asimilasyon zorbalığından beslenen bakışı bir kez daha tekrar ederek Kürtlerin Türk üst kimliğinin bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Bunu yaparken Demirtaş'a da saldırıyor.


Güller'in yazdıklarını çürütmek için zaman harcamaya gerek yok.


Kürtlerin dili, kültürü, kendini ifade etme ve yönetme hakkı, bilumum sembolleri, aklınıza gelebilecek her bir şeyi yasakken, her sözcüğü ırkçılıkla bezenmiş bir yazarın neyini çürüteceksiniz?


Üstelik referandum ile ilgili dedikleri de, Kürt siyasetinin Erdoğan'a karşı tutumu da gerçeği yansıtmıyor.


Hal böyleyken Erdoğan'a karşı tutum üzerinden CHP içindeki Güllerlerden de söz etmemek olmaz.


Son savaşın miladı belki 7 Haziran 2015 olarak görünebilir, ama Kürt siyaseti Ekim 2014'teki 'Çökertme Planı'ndan haberdardı. Erdoğan'ın, daha doğrusu devletin tutumunu biliyordu. Öne çıkan aktörlerinin eksiği, aksağı, eleştireceğimiz taktik hataları olabilir ama kimse Kürt siyasetinin Erdoğan'ın önündeki soykırım planından habersiz olduğunu söyleyemez.


Demirtaş, Türk devletinin bir kez daha gündemleştirdiği soykırım politikasına ve Neo-Osmanlıcı yayılmacılığa karşı mücadeleyi, açık alanda en kararlı biçimde yürüten aktörlerin başında gelen kişiydi.


Bu kararlılık, 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarına da son verdi.


Sonradan görüldü ki AKP iktidarına son verilmesinden sadece Erdoğan değil, CHP de dahil bilumum devlet erkanı korkmuş. Bu nedenle elbirliğiyle 1 Kasım'da seçimi yenileyip Erdoğan'ı yeniden iktidara getirdiler. CHP, Erdoğan'ı yeniden iktidara getirmekle yetinmedi, HDP'nin güçten düşürülmesi için Erdoğan'a her türlü desteği verdi.


Sadece HDP'ye karşı mı, Erdoğan'ı destekledi? AKP-MHP rejiminin işgal ve soykırım üzerinden yürüttüğü her politikanın altında Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin imzası var.


Hatırlatalım: Deniz Gezmiş güzellemesi yapan son CHP Kurultayı'nın Divan Başkanı, Efrîn'e atılan bombaların üzerine utanmadan imza atan bir faşist. CHP açısından iyi bir şey yapmış olmalı ki ödülünü Kurultay'ın divan başkanı yapılarak aldı.


Kabul edelim; o imza, Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan zihniyetine verdiği desteğin tescilidir ve bizzat Kılıçdaroğlu'nun onayıyla o bombanın üzerine atılmıştır.
Yazıya CHP, sol ve Kürtler başlığı koydum.


Elbet Güller'i, CHP Kurultayı'nın divan başkanını ya da daha geniş anlamda Kılıçdaroğlu zihniyetini solda görenlerden değilim. Ancak bu, söz konusu kesimin kendilerini sol olarak tanımladıkları gerçeğini değiştirmiyor


Irkçılıktan beslenen bu zihniyeti ifade etmek için "tırnak içi sol" kavramı kullanılabilir ama asıl utanç bunların utanmadan sol adına ahkam kesmeleridir.


Lamı cimi yok, bunlar Kürt düşmanı.


Hatta bunlar Türk, İslam, Sünni ve Hanifi olan dışındaki her şeye düşman.


O zaman daha açık yazalım...


Minbere çıkan Diyanet İşleri Başkanı'nın elindeki kılıç, yalnız Erdoğan'ı değil Efrîn'de binlerce sivili katleden bombaya imza atan, onu onaylayan zihniyeti de, Türk'ü üst kimlik görüp buradan 'solculuk' kasan her kesimi de temsil ediyor.


Bu gerçeği bilmeden sol da, özgürlük ve demokrasi yanlıları da bir adım ilerleyemez...


İttifak şart ancak bunun için önce bulanık olan suyu arılaştırmak gerekir. Bunun için elimizde birçok done var.


Erdoğan'la bütünleşen Türk devlet zihniyeti ve destekçileri bir yana diğerleri öte yana toplanmalı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.