- CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçildiği 38. olağan ve 21. olağanüstü kurultayları iptal davası ertelendi.
- Tedbir talebinin reddi de davanın esastan karara bağlanacağı aşamaya kadar 'kayyum' yolun izlenmesini zayıflatıyor.
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve 4 kurultay delegesinin CHP'nin 4-5 Kasım 2023'teki 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan'da yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı'na yönelik açtığı "yok hükmünde olduğunun tespiti (mutlak butlan), iptali" ve "tedbir kararının istenmesi” talebiyle açılıp birleştirilen dava, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde saat görüldü. Kurultay davası 24 Ekim'e ertelendi.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın dün 4. duruşması gerçekleşti. Mahkeme, 30 Haziran’daki son duruşmada, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük iddialarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı asliye ceza yargılamasına konu iddianamedeki görevsizlik kararına yapılan itirazın sonuçlanmasının beklenmesine karar vermişti. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararla dosyanın Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüleceği kesinleşmişti. 4. duruşma öncesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Sözüer ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Volkan Aslan'ın hazırladığı bilimsel mütalaa dosyaya sunuldu. Duruşmada tüm davacıların avukatı Onur Yusuf Üregen ile CHP avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysen duruşmada hazır bulundu. Mahkeme hâkimi, duruşma öncesi gelen dosyaları okudu. Bu dosyaların daha önce İstanbul'dan istenen dosya olduğu görüldü. Hakim, davalı CHP tarafının sunduğu Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz ve Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nun bilimsel görüşlerinin de dosyaya eklendiğini açıkladı.
Davacıların avukatı suçladı
Tüm davacılar vekili Av. Onur Yusuf Üregen, "CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli olağan kurultayı kamu düzenine aykırılık ve kanunsuzlukla mutlak butlanla bağlantılıdır" savunmasını yaparak, şöyle devam etti: "Genel Başkan ve kurullarının seçimlerine yönelik dönemin tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve mevcut Genel Başkan Özgür Özel koordinasyonunda birden çok sanık tarafından organize bir şekilde SPK'ye muhalefet ederek kurultaya hile karıştırılması, kurultay iradesini ortadan kaldırmıştır. Nitekim bu organize suç faaliyetiyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma neticesinde çok sayıda partiliye dava açılmıştır. Genel Başkan ve milletvekillerinden oluşan şüpheliler hakkında da dokunulmazlıklarını kaldıran fezleke işlemleri sürmektedir."
İptal ve kayyum istedi
Salonda bulunan CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, "Buna müsaade edemezsiniz. Suç organizasyonu ne demek? Sensin suçlu. Sensin kriminal" dedi. Av. Poyraz ise hakime "Böyle konuşturamazsınız. Siz de taraflı olursunuz" tepkisini gösterdi. İtirazların ardından savunmasına devam eden Av. Üregen, kurultay iradesinin sakatlandığını öne sürerek, davanın esası hakkında karar verilinceye kadar kamu düzeninin güvenliği için olağan kurultay ile seçilmiş Genel Başkan Özel'in, MYK üyelerinin, PM üyelerinin ve disiplin kurulu üyelerinin tedbiren görevden alınmasını talep etti. Üregen, olağan ve olağanüstü kurultayın iptal kararına kadar CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönem yetkili kurullar üyelerinin görevlerine iade edilmesini istedi.
İddianamede bile yok
Söz hakkı tanınan davalı CHP'nin avukatı Çağlar Çağlayan, şunları söyledi: "Yüksek Seçim Kurullarının görevli olduğu şüphe dışıdır. Mahkemenin görevsiz olduğunu tekraren beyan etmemiz gerekiyor. Davacılar tarafından anlatılmaya çalışılan suç organizasyonu haliyle 'suç örgütü' isnadı iddianamede bile yok. Hayal ürünüyle hareket ettikleri ortada. Partiyi kimin yöneteceğine mahkemenin karar vermesini sağlamak amacıyla dava açıldığını söylemiştik. Ne yazık ki İstanbul 45. Asliye Hukuk'un kararı bu endişemizi haklı çıkarmıştır. İstanbul İl Başkanlığımıza polis ablukasıyla girilmesi, partinin başkaları tarafından yönetilmesinin amaçlandığını göstermektedir. CHP'ye baskı o kadar yoğun hale gelmiştir ki, il başkanlığımızın yer değişikliği talebi dahi sicile işlenmemiştir."
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararına değinen Çağlayan, mahkemenin bu garabete dur dediğini söyledi. Birleşen davalarda tedbir isteminin davanın yaklaşık bulguyla dahi ispatlanmadığını belirten Çağlayan, "Mutlak butlanın sayılması için bizatihi kanunda yazılı bir hükme aykırı hareket etmek gerekir. Sonuçtan mutlak butlan çıkmaz" dedi.
Dava konusuz kalmıştır
Daha önceki benzer konuda olan ve mahkemeye sunulan Yargıtay ve AYM kararlarına işaret eden Çağlayan, şunları dile getirdi: "Amaç kurultay yenilemekse parti zaten bir önceki olağanüstü kurultayla yapmıştır. Gelişen şartlar CHP'nin üzerinde oluşan baskılardan delege söz söylemek zorunda kalmıştır. Kurultay delegeleri çok hızlı bir zamanda gerekli imza sayısını toplayarak CHP'yi olağanüstü kurultaya çağırmıştır. İstanbul delegesi de çok hızlı bir şekilde İstanbul İl Kongresi'ni toplantıya çağırmıştır. SPK'de kayyum atansa dahi çok hızlı kurultay toplaması kararlaştırılmıştır. Gelecek tarihte yapılacak olağanüstü kurultay ve olağanüstü İstanbul İl Kongresi’nin davayı bir kez daha konusuz bırakacağı açıktır. Davayı dürüstlük kuralına göre açmayan Lütfü Savaş, zaten dava açtığı tarihte üyelik haklarından faydalanamamaktadır."
Müdahil talep velilerinden Av. Levent Dağdeviren, davacı vekillerin hiçbir dilekçelerinde herhangi bir yasa maddesine değinmediklerini vurgulayarak, "Bu davanın yasal ve içtihadı dayanağının olmadığını gösteriyor" dedi.
Tedbire gerek görülmedi
Mahkeme, ara kararında tedbir kararı verilmesine gerek olmadığına, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin gerekçesi yazıldığında dosyalarının istenmesine, seçime katılan katılmayan tüm delege listelerinin 21 Eylül'den sonra yazı yazılarak istenmesine, CHP Genel Merkezi'ne müzekkere yazılarak davacıların üyeliklerinin durumunun sorulmasına karar verdi. Mahkeme hakimi, davayı 24 Ekim'e erteledi.
Haksızlığı ortaya çıktı
CHP'nin avukatlarından Çağlar Çağlayan, duruşma sonrası adliye önünde yaptığı basına yaptığı açıklamada, şöyle konuştu: "Davanın haksız olduğu ortaya çıktı. Kurultayımızı yapacağız. Yaptıktan sonra bir sonraki celsede gereğini söyleyeceğiz. Dosyada eksiklik vardı, ertelenmesi gerekiyordu. Kurultayın da beklenmesi gerekiyordu. YSK’nin kararına göre hem kongrelerin devamı hem partinin gelecek faaliyetlerinin kongre bakımından incelenmesi hem de kongre seçimlerinin iptali bakımından YSK’nin görevli olduğu tartışma dışıdır. Haliyle kongrenin seçimleriyle iptalinin talep edildiği davada mahkemenin yargı yolu bakımından görevsiz olduğunu tekrar ifade ediyoruz.”
CHP nöbet başlatmıştı
CHP yönetimi, sadece CHP değil, Türkiye siyaseti açısından da önemli sonuçlar doğurmaya gebe olan davadan "kayyum, mutlak butlan" çıkma ihtimaline karşı günler öncesinden genel merkezde nöbet başlattı. CHP lideri Özgür Özel duruşma saatlerinde partisinin Merkez Yönetim Kurulu'nu toplantıya çağırdı ve gelişmeleri genel merkezden izliyordu.
CHP Sözcüsü konuştu
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, duruşma sırasında devam eden MYK toplantısının ardından açıklama yaptı. Yücel, "Demokrasinin ayaklar altına alınıp otokrasinin dayatıldığı, hukukun üstünlüğünün yok sayılıp üstünlerin hukukunun egemen kılınmak istendiği, bir avuç azınlığın siyasi hırslarının halk iradesinin üzerinde görüldüğü bir dönemdeyiz" dedi.
31 Mart yerel seçim sonuçlarının, AKP'nin kendine kurduğu saltanatın sonunun geldiğini gösterdiğini söyleyen Yücel, "Karşımızda iktidarda kalabilmek için her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, vicdansızlığı yapan, kaybetmeyi hazmedemeyip sadece saldıran, çamur at izi kalsın deyip akla gelmedik iftiralar atan, devletin erklerini siyasi amaçları doğrultusunda birer araç olarak kullanan bir iktidar var" ifadelerini kullandı.
"AKP iktidarı artık İmamoğlu korkularıyla yüzleşmeli ve bir an önce hukuk çizgisine geri dönmelidir" diyen Yücel, "İstanbul’da kazandığımız 26 belediyenin 10’unun belediye başkanı türlü iftiralarla ve kumpaslarla tutuklanmıştır. Son olarak da Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu’nun gözaltına alınmasıyla, İstanbul dışındaki belediyelerimiz de dahil olmak üzere toplamda 17 belediye başkanımız özgürlüklerinden mahrum edilmiştir" bilgilerini paylaştı.
CHP'yi adliye köşelerinde, mahkemelerde, yandaş kanallarda tartıştırarak, itibarsızlaştırmaya çalıştıklarının farkında olduklarını söyleyen Yücel, "'CHP’de kavga var' diyenlere cevabımızdır. CHP’de kavga yok! CHP’nin önlenemez, engellenemez yükselişini sekteye uğratmak için CHP’de kavga var görüntüsü vermeye çalışan bir iktidar ve o iktidarın iş birlikçileri ve aparataları var" diye konuştu.
CHP geri adım atsın istiyorlar
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada hem İstanbul İl Kongresi’nin hem de kurultayın tertemiz olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Sonrasında partimiz olağanüstü bir kurultay yaptı. O zamanki delegelerin tamamı Özgür Özel’e güvenoyu verdi. Aslında bu kurultay bu tartışmaları ortadan kaldırmıştı. Hukuksal olarak CHP’yi mahkeme salonlarında tartıştırmak istiyorlar. İstiyorlar ki CHP adalet ve özgürlük mücadelesinden geri adım atsın. İstiyorlar ki CHP yalnızca Ankara merkezli siyaset yapsın. CHP’nin iktidar programının hazırlıklarını başlattık. Önümüzdeki süreçte Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi kamuoyu ile paylaşacağız. Bu tür davalarla CHP’nin tepesinde Demokles’in kılıcını tutmak isteyenler başarılı olamayacak.”
Önümüzdeki ay il kongrelerinin yapılacağını hatırlatan Çelik, “Özgür Özel’in öncülüğünde tartışmalar sona erecek ve iktidar yürüyüşümüz devam edecek. Kimse umutsuzluğa kapılmasın” dedi.
İdare etme yolu seçildi
Erteleme kararını değerlendiren CHP kurmayları, mahkemenin davayı uzatarak “idare etme yolunu seçtiğini” belirtti. Parti yöneticileri, 21 Eylül’de yapılacak olağanüstü kurultayın planlandığı şekilde gerçekleşeceğini, bu nedenle davanın konusuz kalacağını vurguladı. Kasım veya Aralık aylarında yapılması planlanan olağan kurultayın da süreçten etkilenmeyeceği ifade edildi. Kurmaylar, “Kurultay delegeleri tarafından oluşturulmuş bir süreci kimse durduramaz. CHP için iyi senaryolardan biri gerçekleşti” yorumunda bulundu. ANKARA
* * *
Ara kararlar neden önemli
T24'ten Gökçer Tahincioğlu, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP ile ilgili ara kararlarının neden önemli olduğunu şöyle sıraladı:
* Mahkeme, öncelikle “tedbir” taleplerini reddetti. Tedbir kararıyla CHP İstanbul İl Yönetimi’ni görevden alan İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi gibi davranma yoluna gitmedi… Daha önce de tedbir taleplerini geri çevirmişti. Bu önemli… Zira mahkemenin “tedbir” gerektiren bir aşamanın olmadığını düşündüğünü net biçimde gösteriyor. Aslında “mutlak butlan” kararı verilse bile Kılıçdaroğlu ya da çağrı heyetinin göreve gelmesinin tek yolu tedbir. Bu talebin reddedilmesi, davanın esastan karara bağlanacağı aşamaya kadar bu yolun izlenmesinin zayıf bir ihtimal olduğunu da ortaya koyuyor. Mutlak butlan kararında ise karar kesinleşene kadar eski yönetim göreve gelemeyeceği için Kılıçdaroğlu’nun önceden tedbir kararıyla göreve gelememesi durumunda yolu kapalı…
* İkinci olarak duruşma 24 Ekim’e ertelendi. Kurultayla ilgili ceza davası ise kasım ayında görülecek. Böylece davanın sonucunu “merak” etmediğini ortaya koydu. Bir önceki duruşmada, bu davada hangi mahkemenin görevli olacağını bekleyeceğini kararda göstermişti. Dava ağır ceza mahkemesinde görülse, “ağır suç var, tedbir gerekebilir” yorumu yapabilirdi. Ama asliye ceza için mahkemeler bu yorumu yapmıyor ve genellikle eylemin “tedbir gerektirmeyen” nitelikte olduğunu düşünüyor. Mahkeme de ceza davasının ağır cezaya alınmaması nedeniyle, davayı “bekletici neden” saymamayı seçti. Bu da tedbir kararı çıkmamasının önemli bir nedeni ve davanın sonucuna dair önemli bir gösterge…
* Mahkeme, daha önce İstanbul yönetimi için tedbir kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ara kararını istemişti. Şimdi buna ek olarak, İstanbul İl Kongresi’nin iptalini esastan reddeden Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını, il kongrelerinin yapılmasına yönelik YSK ve Sarıyer İlçe Hukuk Kurulu kararlarını da incelemek için istedi. Bu üç karar, CHP’deki kurultay süreçlerinin devamına yönelik. İstanbul İl Yönetimi’nin görevden alınmasını da aslında etkisiz kılıyor. Bu kararları istemesi ayrıca önemli.
* Son olarak mahkeme, 21 Eylül’de delege çağrısıyla yapılacak CHP Olağanüstü Kurultayı’na yönelik delege listelerini, oy kullanacak ve kullanmayacak delege tam listesini talep etti. Çankaya İlçe Seçim Kurulu ve CHP bu listeleri gönderecek. Bu da mahkemenin olağanüstü kurultay çağrısını ciddiye aldığını gösteriyor. Bu kurultayın sorunsuz yapılması, usule uygun sayılması durumunda mahkeme de 2023’teki kurultayın iptali istemiyle açılan davayı konusuz kalması nedeniyle reddedebilir. Zira usule uygun, genel merkez değil, yetkili delege çağrısıyla yapılacak bir kurultay söz konusu.
Tüm bu kararlar, aylardır tartışılan davanın adım adım, “konusuz kaldığı için ortadan kaldırılmasına” doğru gidildiğini gösterdiğini yazan Tahincioğlu, şunları ekledi: "Arada yeni olağanüstülükler, hukuk bilenleri şaşırtan gelişmeler olur mu, buna kimse peşinen 'hayır' diyemez. Ancak olağan koşullarda davanın gittiği yer çok açık."
* * *
Bilimsel mütalaa sunuldu
Davada ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer ile anayasa hukukçusu Dr. Volkan Aslan'ın hazırladığı bilimsel mütalaa dosyaya sunuldu.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Sözüer ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Volkan Aslan'ın kurultay dava dosyasına sundukları bilimsel mütalaada, kanunlar, kurumlar ve yetkiler hatırlatılarak, yapılan değerlendirmeler ışığında şunları söyledi:
* Mütalaa konusu merkez organlarının seçimleri bakımından hukuk mahkemeleri görevsiz olduğu gibi kurultay iptalinin gerekçeler olarak sunulan iddialarla ilgili ceza soruşturması ve kovuşturması sürecinin de merkez organlarının seçimler üzerinde herhangi bir etkiye yol açmayacağı, kurultayda seçilmiş bir kişiyle ilgili kesinleşmiş bir yargı kararı ile bir hak yoksunluğu hükmü söz konusu olması varsayımında ise bu kesinleşmiş hükmün sadece ilgili kişiler için sonuç doğuracağı ve bu gibi hallerin de kurultayda yapılan seçimlerin geçersizliğine yol açmasının hukuken mümkün olmadığı,
* Asliye Hukuk Mahkemelerinin Siyasi Partiler Kanunu’ndaki açık hükümlere rağmen kendilerini görevli sayıp Anayasa ve siyasi partiler mevzuatında öngörülen seçim yargısını ortadan kaldıracak nitelikte bir sonuç doğuracağı, bu nedenle görevsizlik kararının verilmesi gerektiği, buna rağmen somut uyuşmazlıkta hukuk mahkemesi kendini görevli saysa dahi mutlak butlan veya yokluk kararının verilmesinin hiçbir dayanağının söz konusu olmadığı, mevcut dava veya ilgili kovuşturmalarda verilecek kayyım, tedbir v.b kararların hukuka aykırı olacağı, bunların başlayan olağan ve olağanüstü kurultay süreçlerin engellemeyeceği sonuçlarına varmış bulunmaktayız.