CHP Van’da Kürt sorununu konuşmadı

Forum Haberleri —

30 Mayıs 2022 Pazartesi - 09:25

CHP'nin Van'da gerçekleştirdiği çalıştay

CHP'nin Van'da gerçekleştirdiği çalıştay

  • CHP’nin Van çıkarması, ülkücü- faşist bir gelenekten gelen Mansur Yavaş ve sağcı muhafazakâr Ekrem İmamoğlu’nu Kürt yağıyla cilalama çabasından öteye gidemedi. Türkiye’nin en önemli meselesine dair bir şeyler söylemek için değil; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu’nun sorunlarını konuşmak için Van’a geldiklerini anlamış olduk.

OKTAY CANDEMİR
Türk siyasetçilerin ya da iş insanlarının Van’a gelerek, yaptığı konuşmaların ardından tam tersi davranmaları Van halkı için alışılmadık bir durum değil. Van’da söylenebilecek en ileri düzeyde sözleri söyler ama Van Gölü sınırlarını geçtiklerinde, bambaşka şeyler söylemeye başlarlar. Yakın tarihimiz bunun birçok örneğiyle dolu.

Van’a kimler geldi, kimler geçti ama bugüne kadar söylediği sözü tutan olmadı.
1990’lı yıllar aynı zamanda Türk siyasetçilerin Kürt sorunu konusunda en ileri sayılabilecek şeyleri söyledikleri yıllardı. Şimdilerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzına bile almadığı ve alanların da tutuklandığı Türkiye’de,  o yıllarda Kürt meselesine ilişkin bütün siyasi partiler olumlu ya da olumsuz görüşlerini kamuoyuna rahatlıkla ifade edebiliyordu.

Turgut Özal ‘Federasyon’, Tansu Çiller ‘Bask modeli’, Süleyman Demirel ‘Kürt realitesini’ tartışmaya açmıştı.
Refah Partisi Lideri Necmettin Erbakan, 1993 yılında Van’ın en yüksek tepelerinden birine yazılan ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ yazısını eleştiriyor, “ Siz bunu derseniz birileri de çıkar ‘Ne Mutlu Kürdüm diyene’ der” eleştirisinde bulunarak “Ne Mutlu Müslümanım Diyene ” demenin daha birleştirici olacağını anlatmaya çalışıyordu.

Bugün Kürtlere karşı en düşmanca politikalardan birini yürüten Doğu Perinçek bile ‘Doğu mitingleri’ kapsamında soluğu Van’da alıyor: “Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Biz bu hakkı destekliyoruz” diyerek çıtayı daha da yükseğe koyuyordu.

Hatta Türkiye’nin en önemli iş insanlarından Vehbi Koç bile Başbakan Turgut Özal’ın ekonomik paketleri kapsamında yatırım yapmak için 1984 yılında Van’a gelmiş ama bazı şeyler aklına yatmamış olmalı ki, Van-Ankara uçağında sadece 20 yolcunun bulunmasını bahane ederek yatırım yapmaktan vazgeçmiştir.

Van sadece geçmişte değil bugün de ciddi anti-demokratik uygulamalara ve baskılara maruz kalıyor. Van halkının yüzde 70 oyu ile seçilen Belediye Başkanı Bekir Kaya yıllardır cezaevinde. 6 yıldır kayyumlar tarafından yönetilen kentte eylem ve etkinlik yasağı uygulanıyor. Kentte yapılan yolsuzluklar ve usulsüzlükler ayyuka çıkmış durumda.

İşte bu ortamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aralarında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi belediye başkanlarının bulunduğu heyet, Van’a çıkarma yapınca haliyle Kürt kamuoyunda çok iyimser olmasa da bazı beklentiler oluştu. Çünkü CHP 2023’ün iktidar adayı. Son dönemde ortaya koydukları muhalefet anlayışı batıda karşılık bulsa da bunun Kürtlerde böyle olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü CHP, henüz Kürtlere ilişkin sürçülisan bile etmiş değil.

CHP’nin ziyareti sadece Van için değil bütün Kürtler için büyük önem taşıyordu. Daha önce verilen sözler ve yapılanlar nedeniyle tarihsel hafızası hayal kırıklığı ile dolu olan Kürtler, CHP’nin Van gezisine temkinli yaklaştı. CHP’liler öyle bazılarının iddia ettiği gibi binlerce kişi tarafından falan da karşılanmadılar. CHP’nin  Artos, Erek ve Süphan dağının bu orta yerinde vereceği mesajları bütün Kürtler yakından takip ediyordu. CHP ya, ‘Vanlıyam şanlıyam gılıcı ganlıyam’ türküsünü diyecek ya da ‘Süphan Dağının eteği, eteğinde güler biteği’ türküsünü söyleyecekti.

Ziyaret oldukça gergin bir ortamda başladı. Önce, çalıştayın tanıtımı için hazırlanan ana caddelerdeki billboard anlaşmaları kayyum tarafından iptal edildi ve yerine 27 Mayıs darbesine atıfta bulunularak Adnan Menderes ve ‘Seni yedirmeyiz Erdoğan’ yazılı fotoğrafları asıldı. Birçok noktaya astıkları afişleri söküldü. Toplantı yapılacak otelin önüne gelen AKP’li bir grup, Recep Tayyip Erdoğan lehine sloganlar attı.

Tüm bu yaşananların ardından asıl önemli olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne söyleyeceğiydi: Kılıçdaroğlu’ndan beklenti Van Gölünün maviliği gibi saydam ve şeffaf olmasıydı, ama olmadı, olamadı. Kürt meselesi ve helalleşme konularına değinmedi. Sadece kayyum atamalarına son vereceklerini belirterek; “ Demirtaş ve Kavala’nın serbest kalmasını istiyorsanız bize katılın” diyerek havanda su dövdü. CHP’nin uzun yıllar sonra toplumsal bir umuda dönüştüğü bir dönemde bile Kılıçdaroğlu, geleceğe ışık tutabilecek somut bir açıklama da bulunmadı. Bülent Ecevit gibi sorunu ekonomiye indirgeyip sınır kapılarını açacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, geniş bir demokratikleşme paketi açıklamak yerine ‘Ne şiş yansın ne kebap’ diyerek Kürtlerde az da olsa oluşan beklentileri yok etti.  CHP’nin Van çıkarması, Ülkücü- faşist bir gelenekten gelen Mansur Yavaş ve sağcı muhafazakâr Ekrem İmamoğlu’nu Kürt yağıyla cilalama çabasından öteye gidemedi. CHP bir kez daha Kürtlere teğet geçti. Kürt sorununu yine görmezden geldiler. Böyle bir sorun yokmuş gibi davrandılar. Türkiye’nin en önemli meselesine dair bir şeyler söylemek için değil; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu’nun sorunlarını konuşmak için Van’a geldiklerini anlamış olduk.

Yani anlayacağınız Kılıçdaroğlu, Van’da ne ‘Vanlıyam şanlıyam gılıcı ganlıyam’ ne de ‘Süphan Dağı’ türküsünü söyledi. Bunlar yerine; ‘Toycular can can, ben sana hayran’ diyerek bir sürü güzelleme ile partisinin Van çalıştayına başladı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.