- Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, İmralı'daki 27 Mart görüşmesinde üzerinde mutabakata varılan yol haritasını işletilmediğini, haberi verilmesine rağmen kendilerine de iletilmediğini söyledi.
- Hafta sonu DEM Parti heyetinin İmralı'ya götürüldüğünü hatırlatan Kalkan, ne kadar bilgi sahibi olacaklarının da tartışma konusunu olduğunu, çünkü düzenli bir iletişim ve sağlık bir ilişkinin olmadığını ifade etti.
- Bahçeli'nin 5 Mayıs açıklaması sonrası müdahale edildiğini ve 18 Mayıs'ta kabul edilemez bir 'yol haritası' yayınlandığını kaydeden Kalkan, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kararlıyız ama aba altından sopa gösterilmesin" dedi.
- Demokratik siyasetle mücadele kararlarını anımsatan Kalkan, "Cumhuriyeti kuran CHP'nin başına bunlar gelirse kimin siyasal güvencesi var? CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün özgürlüğünü isteyene ne yapmazlar ki?" diye sordu.
Hareket ve Önderlik olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını hatırlatan Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, aslında olması gereken yol haritasının çok zor olmadığını belirterek, şöyle izah etti: "İkinci aşama için demokratik siyaset yasaları çıksın. Örneğin özgürlük yasası olsun. Önder Apo’nun özgür yaşar, çalışır koşullara kavuşmasını sağlayan bir yasal statü. Çıksın, Önder Apo siyaset yapmaya başlasın. Demokratik siyasetin önü açılsın. Siyasi hareket başlatsın. Ondan sonra Avrupa’dan da dağdan da herkes koşar Önder Apo’nun yanına gider. Demokratik entegrasyonsa bu Önder Apo’dan başlasın."
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber TV'den Hoşeng Yılmaz'ın sorularını yanıtladı. Önceki akşam yayınlanan uzun ve kapsamlı söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:
Yol haritasında mutabakat
Aslında 27 Mart tarihli görüşmeden bize yansıyan, bir yol haritasının karşılıklı tarafların tartışması sonucunda ortak mutabakata varılarak çıkartıldığı biçimindeydi. Daha sonra Devlet Bahçeli, kendi başına yol haritaları yayınlıyor. Biz ona şaşırdık biraz. Aslında yol haritası, 27 Mart tarihli görüşmede devlet yetkilileri ile Önder Apo arasında yürütülen tartışma sonucunda mutabakata varılarak oluşturulmuştu fakat hiçbirisi işletilmedi. Buna göre;
* Nisan ortasına kadar çıkacak yasanın taslağı olacaktı. Önce İmralı’ya gidilecek, orada Önder Apo, oradaki arkadaşlar tartışacaklardı. Sonra görüşler, taslak bize gelecekti.
* Hareketimizin yönetimi bunu tartışacaktı. Sonuçta görüşlerini temsilcileriyle birlikte Önder Apo’ya aktaracaktı. Orada bir karara varılarak Nisan sonunda bazı temel yasalar çıkacaktı.
Bekledik ama gelmedi
Bu kadar net ve somut bir yol haritası, 27 Mart tarihli görüşmede oluşturuldu. Bize hazırlıklı olun, taslak geldiğinde geç kalmasın, görüşlerinizi belirtin, denildi. Yönetimimiz de ona göre hazırlıklı oldu, bekledik fakat hiçbir şey gelmedi. Nisan ortası geçti, Nisan sonu geçti, Mayıs ortası oldu.
Doğrusu biz de şaşırdık
Yine bir şey gelmediği gibi bu sefer el altından bazı rahatsızlıklar, daha doğrusu bize dönük eleştiriler duymaya başladık. Özel savaş basını, bazı şeyleri köpürtüp ortaya atmaya başladı. Örgüt şunu yapmıyor, bunu yapmıyor. Yol haritası belirlemiyorlar. Adım atmıyorlar, şu olacak, bu olacak diye. Doğrusunu söylemek gerekirse şaşırdık biz.
Onların hepsi tavsadı
Bu iş böyle olmaz, böyle yürümez. En kısa vadeli bir planlama bile yürümüyor ve arkasından bu tür tartışmalara vesile oluyorsa biz bu kadar ağır sorunları nasıl çözeceğiz? Ciddi olmak lazım. Gerçekten de herkes ciddi olmalı. Kısaca onların hepsi tavsadı.
Sağlıklı bir ilişki olmuyor
Şimdi Mayıs sonuna geldik. Parti heyeti yeniden görüşmeye gitti. Ne görüşüldü, bu geçmiş iki ayın ya da yakın zamanda nelerin olduğu nasıl tartışıldı, bu durum nasıl izah edildi? Özellikle de tasarısını hazırlayacak, iletişimi sağlayacaklar tarafından nasıl izah edildi bilemiyoruz. Açıklamalar olursa göreceğiz. Ne kadar açıklama olacak, ne kadar bilgi sahibi olacağız, o da biraz tartışma konusu. Düzenli bir iletişim yok. Sağlıklı bir ilişki olamıyor.
Anlamaya çalışıyoruz
Niye öyle bir yol haritasıyla bize geldiler? Neden yaptıkları yol haritasını uygulamadılar? Şimdi niye tekrar görüşmeyi başlattılar ve DEM Parti heyetini götürdüler? Doğrusu biz de anlamaya çalışıyoruz. Kamuoyu, herkes de anlamaya çalışmalı.
Bahçeli'ye müdahale
Bizim geniş basın açıklamamızın olduğu 5 Mayıs’ta Devlet Bahçeli’nin de bir açıklama yapması süreç konusunda ciddiyeti ortaya koydu. 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' önemli bir tanımlamaydı. Süreci doğruya yakın tanımlıyordu. Önder Apo’nun geçen Şubat’tan bu yana ortaya koyduğu çözüm önerileriyle örtüşüyordu. Siyasal aktör olma, işin yürütücüsü olma konusundaki çağrılarıyla örtüşüyordu fakat daha sonra 18 Mayıs'ta yazılı olarak Devlet Bahçeli adına sözde 7 maddelik bir yol haritası ortaya konuldu. Biz de inceledik, değerlendiriyoruz. 5 Mayıs açıklamasıyla örtüşmüyor. Aynı değil. 5 Mayıs açıklamasından sonra hemen AKP sözcüleri tepki gösterdiler. Öyle anlaşılıyor ki müdahale oldu. Bahçeli bu kadar tutarsız olamaz, çünkü çelişkiler çok. Bu öyle değilse o zaman birçok çevreden müdahale oldu. Böyle bir şeye ortak mutabakat olarak deniliyor. Hazırlandı, Bahçeli zaten bu işten görevli kılınmış devlet tarafından. O da ilan etti kendi adına. Olmaz böyle. Mesela 18 Mayıs'taki bu yol haritasında 'umut hakkı' kavramı bile yok. Demokratik siyaset, siyaset hakkı hiç yok. Örneğin 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' siyasetle ilgili, siyasi şey olacaktı. Sonunda incelendiği zaman ortaya 'PKK’yi tasfiye koordinatörlüğü' çıkıyor. Metninde Türk-Kürt kardeşliğinin esamesi bile yok. Kürt bir yerde var. O da olumsuz anlamda var, yergi anlamında var. Böyle olmaz. Tehdit var.
Aba altında sopa olmaz
Önder Apo baş müzakerecimiz, her şeyi hakkında değerlendiriyor ama bize aba altından sopa gösterilmesin. Genç arkadaşları zorla tutuyoruz böyle bir süreçte. Hâlâ ne kadar ikna olup olmadıkları belli bile değildir. Biz ikna edemeyeceğimizi söyledik. Yapabilirse bunu Önder Apo yapar, dedik. O noktadayız. Durum böyleyken bir de işte bir yasa çıkarırız, gelen gelir, gelmeyeni bertaraf ederiz. Ne demek bertaraf etmek? Ne yapacak? Savaşa mı hazırlanıyor Bahçeli? Hani bu kadar çok barıştan söz ediliyordu? Biz gerçekten de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kararlıyız ama böyle aba altından sopa gösterir biçimde bizi tehdit etmeye kalkmak, kabul edilir, bu süreçle bağdaşır bir durum değil.
Yol haritası biraz belli
Yol haritasını ise hiç bu kadar tartışma yapmaya, bu kadar muğlaklaştırmaya gerek yok ki. Gerçekten tutarlılarsa, Türkiye’de biraz demokrasi olsun, Kürt ile diğerleri de öteki olmasın, adı olsun, bu devlete vatandaş olarak yaşasın isteniliyorsa bu kadar muğlaklaştırmaya, karıştırmaya gerek yok ki. Mesela ben bir yol haritası sunabilirim; birinci aşamada Hareket ve Önderlik olarak yapacaklarımızı yaptık. İkinci aşama için demokratik siyaset yasaları çıksın. Örneğin özgürlük yasası olsun. Önder Apo’nun özgür yaşar, çalışır koşullara kavuşmasını sağlayan bir yasal statü. Çıksın, Önder Apo siyaset yapmaya başlasın. Demokratik siyasetin önü açılsın. Siyasi hareket başlatsın. Ondan sonra Avrupa’dan da dağdan da herkes koşar Önder Apo’nun yanına gider. Böyle olmadığı müddetçe olmaz. Demokratik entegrasyonsa bu Önder Apo’dan başlasın.
Dağılıp gidiyoruz demedik
Biz sadece silahlı mücadeleyi durdurma kararı almadık, siyasi mücadele stratejisini sona erdirerek demokratik siyasal mücadele stratejisini benimsedik. Demokrasi ve Kürtlerin özgürlük hakları için mücadele edenler, bundan sonra demokratik siyaset stratejisiyle mücadele edeceğiz, dedik. Hiçbir şey etmeyeceğiz, vazgeçtik, dağılıp gidiyoruz, demedik. Evine gelsin şu bu demek gerçekten saygısızlık oluyor.
CHP'ye bile bunu yapan!
Demokratik siyaset olmazsa bu sorun nasıl çözülür? Bu biçimde mi çözülür? Bir tasfiye yol haritası ile adı da öyle konuyor; terörün tasfiyesi. Bu biçimde olmaz. Bu biçimde olmaz. Demokratik siyasetin önü açılmalı diyeceğim ama cumhuriyeti kurmuş partinin merkez binası bugün bombardıman altındaydı. Bizim için Türkiye’ye gelirler mi gelmezler mi diyorlar ama nasıl? Demokratik siyaset olacak ve herkesin hakkı olacak da siyaset dışına itilenler döneceklerdi. Ee şimdi cumhuriyeti kuran partinin başına bunlar gelirse hangi siyasetçinin siyasal güvencesi var? Başına neyin gelmeyeceği nereden belli? CHP yönetiminin, CHP kongrelerinin başına bunlar gelirse başkalarının başına neler gelmez ki? Şimdi bütün arkadaşlar dikkatle izliyor. Herkes duruma bakıyor. CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene, özgürlüğünü isteyene, kimliğini isteyene, Türkiye’ye demokrasi isteyene ne yapmazlar ki? Her şeyi yaparlar, çok inandırıcılıkları kalmıyor. HABER MERKEZİ