Yerel yönetimlerde seçime doğru gidiyoruz. Ortalık toz duman. Bütün partiler hedef kitlesini tespit etmeye ona göre yeni stratejiler oluşturmaya çoktan başladı bile.

Hemen her parti hedef kitlesini tespit etmiş durumda. Sağ partiler, ılımlı İslamcı partiler, radikal sağcılar ve adı sol ama söylemleri ile Kemalist olan partiler. Hedef kitlelerine uygun adaylar buluyorlar, eski bildik söylemlerle sesleniyorlar kitlelere. Sadece CHP yeni arayışlar içersine girmiş durumda. Kendilerini; cumhuriyetin ve devletin niteliğine bakmadan  "devleti ve cumhuriyeti kuran" parti olarak tanımlıyorlar. Başkanlar değişiyor bu söylem değişmiyor. Bu tanım herkesin bildiği gibi tekçiliği ifade ediyor "Türklük ve Müslümanlık" sonra dönüp sosyal demokrat olduklarından dem vuruyorlar. Ve bunu yıllardır belli kesimlere yutturuyorlar, onları uyutuyorlar.
Yukarıda ‘CHP yeni arayışlara girmiş durumda’ cümlesini kullandım. Tabii asıllarına uygun belediye başkan adayları seçiyorlar. Kılıçdaroğlu, kendi etnik kökenini, inancını gizleyen, açığa çıktığında da utangaç bir biçimde kabul eden bir lider. Sıkışınca "etnisite üzerinden siyaset yapmıyoruz" diyerek kendisini kurtarmaya çabalıyor. Tekçi, radikal sağcı danışmanlardan akıl alıyor ve uyguluyor. Bunlara bir örnek; Karaca soyadında ve yakınlarda hakkın rahmetine kavuşan, Demirel’in danışmanlığını, daha sonra ülkeyi kan gölüne çeviren Çiller’in danışmanlığını yapan adam. Ve Karaca’dan daha sağda olan birçok danışman... Ve onların akıllarıyla seçilmiş adaylar. İşte hızlı ülkücülerden hatta Maraş Katliamı'na birinci derecede katılan, bu ülkenin aydınlarına küfür eden yeminli sol düşmanı, komünizmi namus üzerinden açıklayan, Mansur Yavaş’ı Ankara Büyükşehir adayı yaptı. Ki Mansur, MHP'yi ve Bahçeli’yi partisini CHP'lileştirmeye çalıştığı için suçlayan bir insan. Hatay’da, Alevi düşmanı, belediye başkanlığı sırasında Alevilerin yoğun olduğu Harbiye’de imar değişiklikleriyle mallarına bir biçimde el koyan, çoğunluğu Alevi inançlı olan Samandağlılara kan kusturan Lütfü Savaş’ı, Hasan Cerit Gedik’in ölümünden sorumlu tutulan Ercan Dalkılıç, Erbakan’ın yeğeni Sabri Erbakan ve daha adını buralara sığdıramadığımız, sayamadığımız il ve ilçelerdeki adaylar. Ve bu adaylara oy verecek olan Aleviler.
CHP'yi biliyoruz. Düzenin kendisi. Peki ya Aleviler? Yıllardır uyutulduklarını nasıl görmezler, demokrasi ve barış sevdalılarıyla neden yan yana durmazlar da rejimin muhafazakarlığını yapan CHP'ye destek olurlar? Bütün bu yaşanmışlıklara karşın nasıl hala o partiyi demokrat olarak niteleyebilirler?
Bilmezler mi 1921'de Koçgiri, 1937'de Dêrsim, Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, Gazi Mahallesi'nde ve Madımak’ta olanları. Ve bu kıyımlar, kıyamlar olurken CHP'nin ya iktidarda ya da iktidar partisi-destekçisi olduğunu bilmezler mi? Hep övündükleri Köy Enstitüleri'nin kapatılarak yerine İmam Hatip Okulları kurduklarını, kuran kurslarını yaygınlaştırdıklarını bilmezler mi? Şeriattan bu kadar korkuyorlar, şikayetçi oldukları gerici partiler diye yakındıkları partilerin daha 1947'lerde CHP'nin tek parti olduğu dönemlerde temellerinin atıldığını bilmezler mi?
CHP'nin, Alevileri kamusal alanda yok saydığını, laik- hukuk devleti diyerek uyuttukları Aleviler, devletin tekçi olduğunu, Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla kendilerini asimile ettiğini, bizim devletimiz dedikleri devletin, okullarda çocuklarına zorla din eğitimi verdiğini, bu eğitime CHP'nin karşı durmadığını bilmezler mi?
 Alevilerin kurtarıcısı CHP değildir. CHP rejimin ta kendisidir. Ne zaman rejim sıkışsa Aleviler üzerinden senaryolar üretmeye, onları korkutmaya girişirler. 'En büyük tehlike şeriat', 'şeriat gelirse önce sizin kökünüz kesilecek' korkusu yayarlar. Ne zaman laik-antilaik bir kutuplaşma olsa Alevilerin büyük bir kısmı acilen rejim muhafızları olarak seçerler. Onlar da bu korkuyla ve telaşla rejimin gönüllü muhafızlığına soyunurlar.
Buradan Alevilere, CHP’den Belediye Başkanlığına, meclis üyeliğine aday olmak için sıraya giren eski ve yeni Alevi örgüt başkanlarına sesleniyorum: Ey Aleviler! Her seçimde aday olmak için sıraya girdiniz, kapılar beklediniz eliniz boş döndünüz. Biliyor musunuz sizin gibilere Marks ünlü sözü ile ne diyor? "Tarihte bazı olaylar iki kez yaşanır, ilkinde trajedi ikincisinde komedi olur." Komedi olmaktan vazgeçin. CHP'nin bekçiliğini yapmaktan da. Rejimden şikayet ediyorsunuz ya, CHP rejimin ta kendisi…