Tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Öyle ki, tuhaf demek bile tuhaf kaçıyor. Korku, kaygı gibi insanın ruhsal ve zihinsel tarihçesinde yer etmiş duygular bile kamusallaşıyor. Artık korkunun kişiye özel bir özelliği kalmadı misal, kaygı derseniz haberlere şöyle bir bakmak bile yeter.

Cihangir’in üzerinden F16’lar geçirmeyi hayal edip dalga geçenlerin, HDP’nin Kandil’den Cihangir’e uzanan çizgisinden(!) dem vuranların, üç-beş aydın yatağı diye mahalleyi diline dolayanların bizi getirdiği noktaya son iki gündür yaşananlar ışığında bir bakalım. Burası nasıl bir mahalle ve neler oluyor iki gündür? 

13-18 yaş grubu önlerine bir davulcu katıp ara sokaklarda “En büyük asker bizim asker” diye bağırmaya başlıyorlar önce. Fakat aralarında nedense hiç askere gidecekmiş gibi duran, altı okka havaya atılıp tutulan, olmadı arabaların penceresinden sarkıp, Türk bayrağı sallayan konvoy falan yok. Toplu halde yürüyüşe geçmelerini gerektiren sebepleri sonradan anlaşılıyor. Roma bahçesi tabir edilen yerde gençlerin merdivenlere kurulup, denize nazır bira içip ucuzundan keyif çatmalarına, çakır olup birbirlerine sarılıp öpüşmelerine, her basamakta ayrı muhabbet dönmesine fena halde içerliyorlar. Onların o hallenmelerini dağıtacak sloganları ise belli: “Ya Allah bismillah, Allahü ekber!” Başlarında bir de abileri de var; biraz daha büyüyüp serpilince o da “aydın kanıyla duş alma” düşleri kuruyor belli ki. Grubu yönlendiren, siz şu kafeye gidip bağırın, siz şurdan dolanın, sonra burda buluşalım diyen, belli ki Ocak’tan yetişme biri. Çocuklar o ne derse yapıyor, “dekmancılık” oynayacaklarmış havalarında hepsi. Nitekim ellerinde gerçek bir silah olduğu, olayın “dekman”dan daha fazla ciddiyet arzettiği az sonra anlaşılıyor. Merdivendeki gençler korkuyla kaçışıyor, kafelerdeki, pencerelerdeki insanlar hemen 155’i arıyor. Tabii ki gelen-giden bir adet polis bile yok. Her gece tur atan polis arabası iki gündür ortalarda görünmüyor. Onların da şiarı geçmişten bu yana belli: “Siz bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz”ciler işte.

Eyüp’te Osmanlı derneğinin, Küçükmece’de bir kahvehanenin taranmasıyla ucu Cihangir’e kadar uzanan bu “gösterinin” işaret fişeğini Beyoğlu’nda da şube açan Osmanlı Ocakları’ndan aldığı ve bu grubun sırtını sağlam bir yere dayadığı çok açık. Camlarından yeşil bayraklarını dalgalandıranlar,  çocuklara sıradan bir tedrisat alanı yaratmakla kalmıyor, onlara kurumsal bir aidiyet de yaratıyor belli ki. Aynı ekibi ben Gezi zamanı da görmüştüm. Taksim’den Tophane’ye doğru koşan kitlenin önünü ellerinde satırlarla kesip, önüne gelene sallıyordu aynı ekip. Polis o zaman da “yürü ya kulum” demişti onlara. Şimdi uygun adımlarla yürüyorlar işte… Hep aynı yerdeler Tophane- Boğazkesen hattında. Sanat galerisi mi basılacak, önce onlar koşturuyor. Birileri Ramazan’da sokakta içki mi içiyor, onlar gidip alayına dalacak. Gençler eğleniyor mu, havaya ateş açılacak. Emir büyük yerden belli de, emir erleri daha sebi sübyan! 

Aslında zurnanın zırt dediği yer de tam burası. Yani Cihangir! Yani İstanbul. Yani Sultanahmet, yani Küçükçekmece, yani Eyüp. Hani burada hendek mi var, hani burada iki silahlı grup mu var? Hayır! Eyüp’teki saldırıdan sonra intikam yemini eden bir ocak başkanı var. Akabinde sokak aralarına hatta camiye bile dalıp, istedikleri gibi silahlarını ateşleyen, saatlerce havai fişeklerle, kız kaçıranlarla, maytaplarla korkuyu her eve, her kafeye yaymaya çalışan, bunu da adım adım, sistemli bir şekilde yapan bir grup var. Üstelik dediğim gibi yerleri-yurtları, eşkalleri, endamları belli. Kendilerini saklama, yüzlerini maskeleme ihtiyaçları yok. Tanınmak istiyorlar adeta! Onları gördüğümüz yerde evlere kaçışsak çok mutlu olacaklar hatta.

Ezcümle muktedir, yüzde elliyi evde tutmayıp sokağa saldığı anda aslında vur emrini vermişti. Orada Kürtler, burada münafıklar! Yani katli vacip olanlar… Yani korkuya yenik düşmesi beklenen, kaygıyla yaşamaktan muzdarip olacaklar! Kürdistan’da halk toprağından, evinden, ailesinden olurken, bodrumda ölümü beklerken, devletin eli sonunda Beyaz Türkler’in de ensesine yapıştı işte. Gidişat iyi değil, hiç iyi değil!