Geçen yazımızda ısı enerjisini ele alırken, bugün daha çok elektrik enerjisini konu ederek enerji konusunu işlemeye devam edeceğiz.

Isı enerjisi insan toplumları tarafından onbinlerce yıldır kullanılırken ve binlerce yıldır gösterilen gelişmeler onsuz mümkün olamazken, elektrik enerjisi çok yeni sayılır. Özellikle 19. yüzyıldaki bilimsel-teknik buluşlar ve uygulamalar sonucu ‘elektrik’ diye bir olgu ortaya çıktı. En kısa sürede üretimi ve dağıtımı yaygınlaşan elektrik enerjisiyle şu hedefler gerçekleştirilebilindi:
1) Konut ve kamusal alanların aydınlanması. Bin yıllarda mum ve gaz gibi unsurlarla gerçekleştirilen aydınlanma, bugün dünyada neredeyse tamamen elektrikle yapılıyor.
2) Konutsal alanlar, sanayi, tarım ve sağlık alanlarında kullanılmak üzere elektrik aletlerin çalıştırılması. Elektriğin buluşu ve kullanımı bu elektrik aletlerin ortaya çıkmasına sebeb oldu.
3) Elektrik enerjisi bazı durum ve bölgelerde ısı amaçlı da kullanılması. Bu aslında enerjetik açısından çok mantıklı olmasa da belli unsur, teknik ve altyapı yoksunluğundan dolayı başvurulan bir yoldur.
Elektrik enerjisi genelde santrallerde belli unsurlarda üretilir ve hatlar üzeri dağıtılır; bunun yanında özellikle yenilenebilir enerji alanında ademi merkeziyetçi sistemler de mevcut:
1) Kömür santralleri; Bin yıllardır ısı amaçlı kullanılan kömür gittikçe daha fazla elektrik üretimi için devreye girmektedir. Tahmin ettiğimizden çok, kömür birçok devletin birinci elektrik kaynağıdır. Bunların başında Almanya ve Çin geldiğini hatırlatalım. Kömür havayı ve iklimi üst boyutta olumsuz etkilediği için haklı olarak eleştirilmektedir.
2) Nükleer santraller; Belli sanayi ülkelerinde 50’li yıllardan beri yaygın olan bu teknik, getirdiği ekolojik yıkım, sağlık sorunları ve büyük risklerden dolayı 80’lı yıllardan beri yaygınca protesto edilmektedir. Bu ülkelerin başında Almanya gelmektedir. Geçen yıl Japonya’daki faciadan sonra nükleer enerji daha da sorunlu olarak dünyada algılanmaktadır. Türkiye’de de planlanan iki santralden dolayı belli protestolar var.
3) Petrol ve doğalgaz (termik) santralleri; Daha çok ısı ve ulaşım amaçlı kullanılan bu iki unsur, elektrik üretim ‘sorunu’ yaşayan birçok ülkede elektrik için de kullanılmaktadır. TC de bunların arasındadır. Yerleşim yerlerine yakın ve kötü/eski tekniklerle kurulan santraller halk sağlığı alanında çok tehlikelidir.
4) Hidroelektrik santralleri (genelde barajlar aracılığıyla kurulur); Dünyadaki elektriğin yüzde 16 ile 19 arası katkı payı olan bu elektrik ‘yenilenebilir’ olarak devlet ve şirketlerce gösterilse de, neden olduğu kayıplardan dolayı üstte sıraladığımız elektrik türleri kadar insan, doğa ve kültür üzerinde yıkıcıdır. Bundan dolayı dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde – en başta etkilenen/yerel insanlar tarafından - ciddi eleştirilmektedir.
5) Rüzgar enerjisi; En yaygın ‘yenilenebilir’ elektrik türlerinden olan rüzgar panelleri son 10 yılda hızla gelişmektedir, ancak tamamen sorunsuz bir enerji türü de değildir. Bir sorunu da diğer türler gibi her zaman enerji üretimi garantileyemeyendir.
6) Güneş (solar) enerjisi; Rüzgara göre yaygınlaşması daha pahalı olan güneş enerjisinin de bazı sorunlar var. Gerekli olan silisyum için madencilik lazım ve rüzgar gibi günün her saati yoktur. Güneş ışınları su ısıtmak amaçlı kullanımı ise daha ekonomik uygulanabilirdir.
7) Biokütle enerjisi; Isı amaçlı kullanılan biokütle enerjisi son yıllarda elektrik üretimi amaçlı da kullanılmaya başlandı. Almanya gibi bazı sanayi ülkelerde elektrik içinde oranı güneş enerjisini bile geçti. Yerel düzeyde kullanılması iyidir, ancak şirketlerce doğa ve tarım alanlarında organik madde, gübre ve bitkilerin bu amaç için yaygınca toplanılması da başka sorunlar beraberinde getirmektedir.
Elektrik enerjisi batılı ülkelerin sanayileşmesin en başında yoktu, ancak daha sonraki hızlı ilerlemesinde vazgeçilmez unsuruydu. Güneyli ve yoksul ülkeler de 20. yüzyılda elektriğin yaygınlaşması için büyük çabalar gösterdi. Elektrik ileri bir olgu olarak algılanmaya başlandı. O kadar bu algı gelişti ki Sovyetler Birliği’ndeki Ekim devrimi döneminde, komünizm bile elektriğin yaygınlaştırılması ile eş değer görüldü. Bugün TC, Brezilya ve daha yoksul birçok devlet, kendi ekonomik kalkınmasının temel şartlarından birini elektriğin kullanıma hazır olmasına bağlamaktadır. Bugün elektrik enerjisi yaşamın her alanında yaygınca ve hep başvurulan nokta olmaya başlandı.
Elbette elektrik insan toplumları ileri bir noktaya getirdi ve yaşamı birçok alanda çok rahatlattı; bu tartışılmazdır. Ancak elektriğin üretimi ve kullanımı kayıtsız şartsız ve sınırsız olumlu bulunmasında birçok sorun ortaya çıkıyor. Bu eleştirimizi gelecek yazımızda ele alacağız.