Cinayet mevzuata uygunmuş!

- Hakkari Valiliği, Türk askerleri tarafından köyünde katledilen 61 yaşındaki Şerali Dereli ile ilgili 5 gün sonra yaptığı açıklamada, ‘mevzuata uygun’ yapıldığı ileri sürülen müdahale sonucunda hayatını kaybettiğini kaydedip, ayrıntıları gizledi.
Hakkari’nin Gever ilçesine bağlı Esendere Beldesi Awyan (Duranlar) köyünde 29 Ekim günü evinin 500 metre ilerisinde askerler tarafından katledilen Şerali Dereli’ye (61) ilişkin Hakkari Valiliği’nden 5 gün sonra açıklama geldi.
Valilik tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: “Bazı basın yayın organları tarafından yayınlanan Hakkari İli Yüksekova İlçesine bağlı Esendere Beldesinde ‘bir kişinin evinde askerler tarafından öldürüldüğü’ şeklindeki asılsız haberler karşısında aşağıdaki açıklama yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Terörün finansmanı ve kaçakçılığın önlenmesi amacıyla İran sınırına yaklaşık 7 km mesafede PKK/KCK terör örgütü mensuplarının geçiş güzergahı üzerinde yürütülen planlı operasyon faaliyeti sırasında karşılaşılan gruba yönelik yapılan tüm DUR ihtarlarına uyulmaması ve gece karanlığından yararlanarak kaçmaya başlanılması üzerine ilgili mevzuat çerçevesinde güvenlik birimlerimizce müdahalede bulunulmuş olup olay yerinde yapılan incelemede yaklaşık 10 kilogram metamfetamin maddesi ele geçirilmiştir. Olay yerinde yapılan arama tarama faaliyetinde daha önceden ‘uyuşturucu/uyarıcı madde imalatı ve ticareti’ suçundan kaydı bulunan Ş.D.’nin hayatını kaybettiği görülmüş olup konuyla ilgili olarak gerekli soruşturmalar devam etmektedir.”
Kolluk birimlerinin ‘mevzuat uygun’ hareket ettiğini öne süren Valilik, ayrıntılarına yer vermediği müdahale sonucunda katledilen Şerali Dereli’ye dair “hayatını kaybettiği görülmüş olup” demekle yetindi.
Katledilen Şerali Dereli’nin oğlu Sultan Ali Dereli ise şunları söylemişti: Dereli, “Köyde 5-6 ev kalıyoruz. 29 Ekim’de köyün 50 metre ilerisinde ya vardı ya yoktu. Babam her zaman oraya gidiyor ve bağlı olan atlarını ahıra koyuyordu” diyerek, şöyle devam etti: ”O sırada evin yukarısında atın bağlı olduğu bölgeye yakın yerde bulunan ot yığınlarının olduğu yerde askerler muhtemelen bir operasyon için bulunuyordu. Saat 18.30 sıralarında biz evin içersindeydik. Annem, kardeşlerim ve çocuklarımla o sırada silah sesleri geldi. Biz de dışarı çıktığımızda her yerde askerler olduğunu gördük. O sırada babamın askerlere ‘Dur yapmayın’ dediğini duyuyorduk zaten. Biz evin önüne gelen askeri yetkiliye ‘babama ne yapıyorsunuz’ diye sorduk. Bize ‘Sizinle ilgili bir durum yok’ dedi. Zorla bizi eve soktular. Daha sonra ambulans sesleri gelince tekrar dışarı çıktık ve babamın sesini halen duyuyorduk. Barikatı aşıp yukarıya atın bağlı olduğu yere çıktık, at yerde ölü şekilde yatıyordu. Babam orada değildi. Sesler yukarıdan geliyordu. Askerler babama sürekli ‘rahat dur’ diye bağırıyordu. Biz de o karanlıkta askerlere doğru koşmaya başladık. Bizi görünce uyarı ateşi açmaya başladılar ama durmadık. Yaklaşık 100 metre kadar yukarı doğru sürüklediklerini gördük. Amaçları dağ yamacına götürmekti ama izin vermedik. Yaralı babamızı almaya çalıştık ama yine de başaramadık. Babam gözlerimizin önünde vefat etti. Cenazemiz saatlerce orada bırakıldı ve almamıza izin verilmedi.” HAKKARİ







