“Irkçı, insan ırklarının renk ve fiziki şekil esas alınarak birbirlerinden üstünlüğünü temel alan ırkçılık felsefesini benimsemiş kişilere verilen addır. Irkçı insanların göstermiş olduğu bu tutuma ise ‘ırkçılık’ adı verilmektedir.” 
Elbette daha detaylı yazılabilir ama bu enformasyon yeterli diye düşünüyorum. Bu politik ve aynı zaman sosyal bilgileri herkes kolayca Wikipedia aracılığıyla okuyabilir.

Geçtiğimiz Cuma günü “Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü”ydü. Aynı gün Newroz’du, yine aynı Cuma gününde Almanya’nın Kassel şehrinde bir resim sergisi açıldı. Bunların hepsi aynı tarihe denk düşmesi ilgimi çekti.
Ilık bir bahar havası sarmıştı Kassel kentini ve belediye binasına yaklaştıkça içimde bürokrasinin acımasız soğuk rüzgarını hissedebiliyordum. Büyük tedirginlikle binanın içine attım kendimi. Yönümü belirlemeye çalışırken, giriş kapısıdan içeriye doğru telaşla adımlar atan insanların arkasına takıldım ve beni belki gitmek istediğim yere yönlendirirler umuduyla. Kendimi ikinci katta buldum ve arkamda bıraktığım dikkatle algıladığım tabela beni serginin olduğu uzun bir salona yöneltti.

Toplumsal yüzleşme

Kent konseyi isimli salonun önünde bulunan bu salonda asılı panoda Almanca “NSU’nun kurbanları ve cinayetlerle yüzleşme” yazıyordu. Salondaki zengin resim sergisi toplam yirmi iki panodan oluşuyor. Sergi, Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün (NSU) 2000-2007 öldürdüğü on cinayet kurbanının biyografileri, aynı zaman NSU’nun bombalama ve çok sayıda banka soygunlarını irdeliyor ve bununla birlikte masum insanların yaşamlarını tehdit eder nitelikte yaralanmalarını aktarıyor. Yine NSU’nun Neo-Naziler tarafından ortaya çıktığına vurgu yapan sergi, ayrıca 2011’den sonraki toplumsal yüzleşmeyle de ilgileniyor. Ayrıca cinayetlerin bu kadar uzun süredir açığa çıkmamasının nedenlerini de analiz ediyor.
Panolara siyasi bir bilinçle yaklaşmak istedim ama ister istemez insancıl bir kederlenme yaşadım ve okuyunca bu korkunç ölümleri sorgulamaya başladım… Yani İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra Nasyonal Sosyalistlerin yine cinayetler işlemesi, üstelik Alman Anayasasını Koruma Örgütü’nün kaygı verici rolü açıkçası endişe veriyor ve bulunduğumuz durumu gösteriyor…

Bir yılda onbirbin suç

Die Linke (Sol Parti) Milletvekilli Petra Pau, Almanya’da 2013 yılında aşırı sağcıların, yabancılara karşı onbirbin suç işlediğini bildirdi. Aynı zamanda Pro Asyl ve Amadeu Antonio Vakfı’nın bilançolarına göre mülteci kamplarına yönelik saldırılarda da artış yaşanıyor. Irkçılar sadece bu yılın ilk iki ayında iltica kamplarına yönelik 21 kez saldırıda bulundu.
Böylece ne yazık ki, ırkçılığın yaşadığımız toplumun bir parçası olduğunu görebilmeli ve bu yüzden gözardı edilmeyecek kadar ciddi bir tehlike olarak algılanmalı.

Irkçılara geçit vermiyorlar

Sergiye geri dönersek; organizatörler Naziler ve geçmişte ırkçı söylemlerle dikkat çekmiş olan kişilerin, böylesi kamusal etkinliklerden dışlandığını internet sitesi aracığıyla duyurdu. Sergiyi, Sosyal Bilimler Araştırma, Eğitim ve Yayım (ISFBB) eV Enstitüsü adına Birgit Mair hazırladı. Bu sitelerden detaylı bilgilere ulaşılabilir; www.opfer-des-nsu.de, www.initiative6april.wordpress.com.
Sergi ücretsiz olarak ziyaret edilebilir ve 11 Nisan tarihine kadar sürüyor.



ÇETİN DEMİRBİLEK/KASSEL