
Bişeng Kolanç, Cizîra Botan’da verilen büyük insanlık direnişinde ölümsüzler kervanına katıldı. Bişeng’in kısacık yaşamı Kürdistan direniş tarihini özetler nitelikte. Cizîra Botan’da doğan Bişeng, direniş hikayeleriyle büyüdü, gençlik çalışmalarında bulundu. Rojava’nın kurtuluşuna koştu,sonra doğduğu topraklardaki büyük direnişe katıldı. Cizre sokaklarının ‘Heval Seması’ olan Bişeng’in direnişini babası Reşit Kolanç anlattı.
İsminin hikayesiyle büyüdü
Sözlerine Bişeng’in doğum tarihi yani 04 Nisan 1994 yılından başlayan Reşit Kolanç, “Bişeng, Serok ile aynı gün doğmuştu. Onun için doğum günlerinde çok heyecanlanıyordu. Kutlama filan sevmezdi ama doğum gününü kutlardı. Mumlarını üflerken tek bir şey dilerdi. O da Serok’un özgürlüğüydü. Onun hayatının çizgisi aslında doğduğu gün başladı. 4 Nisan’da doğdu, ona amcası Bişeng ismini verdi. Cizre’de Bişeng Agah’ın verdiği mücadele nedeniyle Bişengler çoktur. Kardeşim de kızımın ismini Bişeng bıraktı. Bişeng de isminin hikayesi ile büyüdü” dedi.
Kürtçeye aşıktı
Bişeng’in ilk orta ve lise eğitimini Cizre’de gördüğünü anlatan baba Kolanç, “Okulda çok başarılıydı. Sağlık alanında da kendisini çok ilerletmişti. Arkadaşları arasında çok sevilen bir insandı. Kentin tüm gençleri onu tanırdı. Özelikle çocuklar Bişeng’in sevgisinden nasibini çok aldı. Aile olarak da çok seviyorduk. Benimle bir arkadaş gibiydi, aramızda öyle bir ilişki vardı. Kürtçeye aşıktı. Çocukların Kürtçe konuşmasını istiyordu. Bu yüzden çocuklara Kürtçe dersleri veriyordu” diye konuştu.
Dik duruşu beni çok etkiledi
“Kızım büyüdükçe adının anlamına yakışan şeyler yaptı” diyen baba Kolanç, şöyle devam etti: “Bişeng Kürdistan üzerinde yürütülen katliam politikalarından çok etkileniyordu. Rojava’da başlatılan büyük direniş de onu çok heyecanlandırıyordu. Cizre’de Rojava için yapılan eylemlerin organizasyonunda yer alıyordu. Sonrasında hakkında soruşturma başlatıldığı ve ifadesini vermesi gerektiğini öğrendim. Birlikte ifadeye gittik. Ona neden eylem düzenlediğini sordular. O da ‘Bir katliam var. Buna sessiz kalamam. Siz de kalmayın. Orada bir insanlık suçu yaşanıyor’ dedi. Bunun üzerine kızımla çok gurur duyduk. Dik duruşu beni çok etkilemişti.
Bir gece gitti…
Şengal’de katliam olduğunu aynı oda içerisinde televizyondan izledik. Orada yaşatılan vahşeti görünce bir şeyler yapma kararı aldı. Televizyon izlerken ben ağladım. Sonra o da ağladı. Tam o yıl da Ankara’da üniversite kazanmıştı. Sürekli ‘Ankara’ya gidersem orada da mücadelemi sürdüreceğim’ diyordu. Bir gün festivale gideceğini söyledi. Festivalden döndükten sonra artık kentte kalamadı. Bir gece gitti…”
Kafamı kesseler de
Cizre’ye çok ağır saldırıların gerçekleştirildiğini hatırlatan baba Kolanç, şunları söyledi: “İnancı sağlam olmayanlar Cizre’yi anlayamaz. Cizre yıllardır bu saldırılara maruz kaldı. Bizim köyümüz yakıldı. İki defa köy değiştirmek zorunda kaldık. Sürekli tehdit altındaydık. Cizre’ye göç etmek zorunda kaldık. Cudi Mahallesi’ne yerleştiğimizde de devlet bize saldırıyordu. Devler gençleri katletmeyi hedeflemişti. Bu devlet bütün Kürtleri yok edilmesi gereken insanlar olarak görüyor. Burada nefes almamıza bile izin verilmiyor. Biz daha önce de bu mücadele uğruna bedel verdik. Geri durmayacağız. Başta kızımın ve tüm arkadaşlarının mücadelesini devam ettireceğiz. Kafamı kesseler de bu mücadeleden vazgeçmeyeceğim.”
JINHA/ŞIRNAK
Yeğeni Yakup toprakla buluştu, Nizar’ın cenazesi bulunamadı
Cizre’de katledilen Yakup Isırgan (19) ve amcası Nizar Isırgan (18) birlikte büyümüşlerdi. Yakup, yaralı olarak ambulansa taşınırken sedyede keskin nişancıların hedefi oldu. Nizar ise vahşet bodrumunda yakılarak katledildi. Yakup, uğruna canını feda ettiği Cizre topraklarıyla bütünleşirken, amca Nizar’ın cenazesi hala ortada yok.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde soykırım saldırıları sırasında Yakup Isırgan (19) ve amcası Nizar Isırgan da (18) katledilenler arasındaydı. Amca Nizar mahsur kaldığı ikinci vahşet bodrumunda yakılarak katledilirken, yeğen Yakup ise Nur Mahallesi’ndeki ailesinin yanına gitmek istediği sırada AKP rejim güçlerinin top atışlarından kopan şarapnel parçalarıyla yaralandı. Yakınları tarafından çağırılan ambulansın geçişine izin verilmemesi üzerine Yakup, sedye ile ambulansın bulunduğu yere taşınırken, keskin nişancılar tarafından açılan ateş sonucu sedyede katledildi.
90’lı yıllarda devlet saldırıları nedeniyle Cizre’ye baplı Tilêla Köyü’nden göç etmek zorunda kalan Isırgan Ailesinin çocukları Yakup ve amcası Nizar, Cizre’nin Nur Mahallesi’nde birlikte büyüyen iki akraba ve arkadaştı. Okula birlikte gittikleri gibi okul sonrasında da birlikte çalışarak ailelerine yardımcı oluyorlardı. Birçok işte birlikte çalışan amca ve yeğen, farklı şehirlere çalışmak içinde birlikte yola koyuldu.
Nizar’ın cenazesi hala yok!
Çalışkan ve güvenilir kişilikleri ile tanınan ikili, Cizre’de yüzlerce kişinin de gönlünü kazanmayı başardı. Aynı zamanda motosiklet sevdalısı olan ikili, devletin Cizre’ye dönük saldırılarına karşı da mahallelerinde kalmayı tercih etti. Saldırılar sırasında yaralı halde ambulansa taşınırken sedyede katledilen Yakup’un cenazesi 2 gün yerde kaldıktan sonra ailesi tarafından alınarak, Cizre Asri Mezarlığı’na defnedildi. Cizre’deki ikinci vahşet bodrumunda katledilen amcası Nizar’ın cenazesi ise halen teşhis edilmiş değil.
Onlar doğru bildiklerini yaptılar
Oğlu Yakup ve kardeşi Nizar’ı anlatan Abdulselam Isırgan, kendisinin “sokağa çıkma yasağının” başladığı sırada İstanbul’da olduğunu ve saldırıların başlaması ile birlikte Cizre’ye ailesinin yanına gelmek için uğraştığını ancak geçişine rejim güçlerince izin verilmediğini söyledi. İkilinin son derece saygılı ve sevilen kişiler olduğuna dikkat çeken Isırgan, taziyelerini iletmek için tanıyan tanımayan herkesin kendilerini aradığını söyledi. Her ikisinin de yanlış bir şey yapmayacağına inancının sonsuz olduğuna vurgu yapan Isırgan, ikilinin evlerini terk etmeyerek, en doğru bildiklerini yaptıklarını söyledi.
Size söz veriyorum
İkilinin kendi halinde bir hayat sürdüklerini belirten Isırgan, ikilinin tek suçlarının mahallelerinde kalmak olduğunu ifade etti. Devletin saldırılar ile Kürt halkına zulüm yaptığına dikkat çeken Isırgan, Cizre’de yaşananların insanlık suçu olduğunu belirtti. Kardeşi Nizar ile vahşet bodrumunda iken telefon görüşmesi yaptığını da belirten Isırgan, kardeşinin yaralı olduğunu aktardığını ifade ettiğini dile getirdi. Kardeşi Nizar’a gelmesini söylediğini belirten Isırgan, kardeşinin kendisine söylediklerini şöyle aktardı: “Size söz veriyorum. Buradan çıkacak fırsatı bulursam geleceğim. Kendinize iyi bakın. Üzülmeyin.”
Isırgan, kardeşinin halen cenazesini dahi bulamadığını hatırlatarak, “Onlar bu memleketin bu toprakların çocuklarıydı. Onları katlettiler” dedi.