Günlerdir Cizre haykırıyor. Yaralıları kurtarması için her gün çağrılar yapılıyor Cizre'den. Kürdistanlılar yollara vurmuş. Ancak Botan yürüyüşü engelleniyor. Dışarıdan gelecek destekler engellenirken, içerden kentte tanklarla, toplarla vuruluyor. Kafasını dışarı çıkaran hedef oluyor. Komple bir cezalandırma ve intikam alma durumu var. Ana karnında ki bebeklerden, 70 yaşında ki dedelere kadar herkesime saldırılıyor.
Dünyanın en büyük ordularından birine karşı aylardır, ayakta kalmaya çalışıyor Cizre. Bu çaba, bu direniş şimdiden tarihe geçti bile. Ve Cizre'nin haykırışı Türk devletinin inkarcı, tekçi zihniyetinin asıl amacını bir kez daha dünyaya gösterdi.
Avrupa Parlamentosunda 12.si düzenlenen "Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı'nda 'Türkiye'de yaşanan bir iç savaş değildir. Sivilleri hedefleyen bir savaştır. Kentlerin tümünde hendek yoktur. Soykırım küçük küçük başlar. Bu bir soykırımdır. Kürt halkı, planlı ve bilinçli bir şekilde soykırımdan geçiriliyor" diyordu Barbara Spinelli.
Kuzey Kürdistan'da ve özelde yaşananlar bu tespiti doğrular nitelikte. Günlerdir 19 yaralı, 6 cenaze bir bodrum katında bekletiliyor. Ambulanslar engelleniyor. Günlerdir HDP milletvekillerinin hükümet nezdinde görüşmeleri sonuç almıyor. Bilerek, isteyerek ve göz göre göre yaralıların ölmesi bekleniyor. Zaten şimdiye kadar 5 yaralı yaşamını yitirdi. Tarihin gelmiş geçmiş en vahşi, en barbar olayı yaşanıyor. Gerçekten sadece soykırımı hedeflemiş güçlerin yapabileceği türden bir uygulama bu.
Med Nuçe'ye katılan Cizre'deki yaralılardan DBP PM üyesi Mehmet Yavuzer, 6 gündür devletin "ambulans gönderiyoruz çatışmadan giremiyor" diyerek halkı oyaladığını ve kamuoyunu yanılttığını söyledi. Yaralıların tamamının sivil olduğunu belirtti.
Yavuzer, "Bu insanlar iki gündür sıvı almıyor. Buradaki insanlar sağlıklı da olsa iki gün sonra yaşamını yitirecek. Bunun altından da kimse kalkamayacak. Halkımız kendilerini Cizre sokaklarına vurmalı kendi çocuklarını kendileri almalıdır" sözleri ile halka çağrı yaptı.
Kürt halkının ve dostlarının yaşananları doğru anlaması gerekiyor. Sorun hendekler değil. Tamamen bölgesel gelişmelere endeksli bir saldırı var. Kürtleri ya statüsüz bırakacak, ya da soykırımdan geçirecek politikalar uygulanıyor. Her ikisi de Kürtlere özgür yaşam hakkı tanımayan ırkçı politikalar.
Dolayısıyla Barbara Spinelli'nin yaptığı tespiti önce Kürt halkının ve Kürdistanlı hakların doğru okunması lazım. Sadece Erdoğan'ın başkanlık sistemi için savaş çıkarttığını söylemek, eksik bir analizdir. Bir yanı başkanlık olsa da esas olarak bölgesel gelişmelerde Kürtlere bir kez daha 2. Lozan yaşatılmak isteniyor. Her Kürt bireyinin kuzey Kürdistan'da ki saldırılar karşısında bulundukları her yer de saldırılar karşısında tutum sahibi olmaları çok önemli. Yine başta Cizre olmak üzere bütün Kürdistanlıların DBP PM üyesi Mehmet Yavuzer'in çağrısına kulak vermesi lazım. Eğer gerçekten soykırım bir hedefse -ki şuana kadar yaşananlar bunu doğruluyor- o halde yaralıları almak için her kes elinden geleni yapabilmeli. Her yerde daha örgütlü bir tutum sergilenmeli.
Tabi Kürtlerin dostlarına, Türkiye'de ortak yaşam umudunu yitirmeyenlere de çok iş düşüyor.
ABD başkanı Obama'ın 'hepimiz Yahudiyiz' söylemi Hitler'in Yahudi Soykırımını ve Roddie Edmond'u hatırlattı. 2. Dünya savaşında 1000 ABD askerinin, Naziler tarafından esir alınmasın da, Almanlar önce esir askerler içerisinde ki Yahudileri ayırmak ister. Roddie Edmond 'Burada hepimiz Yahudiyiz. Ya hepimizi öldürürsünüz, ya da hiçbirimizi' der. Bu direniş karşısında Almanlar geri adım atar ve böylece 200 Yahudi askeri kurtulmuş olur.
İşte tam da Edmond gibi bir tutuma bugün çok ihtiyaç var. Türkiyeli halkların 'hepimiz Kürdüz' diye Kürt halkının yanında yer alması çok önemlidir. Eğer halen ortak bir gelecek ve yaşam isteniyorsa ya şimdi bu tutum alınmalı, ya da belki bir daha...
Cizre'nin haykırışına da böylece cevap olunur.