1945 yılında ABD’nin San Francısco kentinde toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı bu dönemde bütün halkların sağlığının, dünyada barış ve güvenliğin sağlanması açısından temel önem arz ettiğini kabul ederek bazı ülkelerden gelen delegelerin çağrısına uyularak Uluslararası Sağlık Örgütünün kurulması karalaştırılmıştır ve 15 kişiden oluşan bir komite kurulmuştur. Bu komite Dünya Sağlık Örgütü Anayasası’nı hazırlamış ve o dönemde Birleşmiş Milletler çalışmasına katılan Dr. İhsan Doğramacı da bu anayasanın hazırlanmasına imza atmıştır.
Temmuz 1946’da New York’ta düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansın’da Birleşmiş Milletler’e bağlı 61 ülkenin temsilcisi Dünya Sağlık Anayasasını imzalamıştır ve bu anayasa 1947’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye 1949 yılında gerekli yasal düzenlemeleri yaparak Dünya Sağlık Örgütü’ne üye olmuştur.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre sağlık ‘sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma halidir’.
Türkiye imzaladığı diğer tüm uluslararası anlaşmalarda oluduğu gibi bu konuda da tam tersini uyguluyor. Türkiye ve Kürdistan’da geçmişte ve günümüzde yaşananlar bunun açık göstergesi.
Ve Cizre bunun son örneği... 10 günü aşkın bir süredir ölülerin, ölmek üzere olanların ve sağ kalanların bir arada kaldığı / bırakıldığı, yazımı kaleme aldığımda üç gündür tüm irtibatın kesildiği insanlar bir evin bodrum katında, silahsız, susuz...
HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız Cizre’de yaşanan dehşet için 78 milyonun gözü önünde savaş suçu işleniyor diyor. Ben ekliyorum, dünyada yaşayan tüm insanların gözü önünde insanlık suçu işleniyor. Dünyanın seyirci kaldığını 2 Şubat’ta verdiği karar ile AİHM de kanıtlamış oldu. Cizre için yapılan ‘tedbir’ talebini reddeden mahkeme Türkiye Anayasa Mahkemesi’ni yetkili gösterdi. Dehşete yönelik dehşet bir karar.
Dünya Sağlık Örgütü de sessiz. Kendi anayasasını bile koruma ihtiyacı duymuyor.
Ve en son gelelim biz hekimlere. Biz de bu suça ortak oluyoruz. Mesleğimizi onurla uyguluyacağımıza dair söz verdiğimiz Hippokrat yeminini de unutumuş gibi gözüküyoruz. Sayıları az da olsa verdiği sözü unutmayıp Cizre’ye yürüyen meslektaşlarımı kutluyorum.