Son yılların en büyük katliamının yaşandığı Cizre’de abluka 72. gününde devam ediyor. İlçeyi çepeçevre saran tepelere konuşlandırılan tank ve zırhlı araçlardan mahallelere yönelik yapılan saldırılarda çoğunluğu Cudi, Sur, Nur ve Yafes mahallelerinde olmak üzere 260’ın üzerinde insan vahşice katledildi. Saldırılarda yaralananların sığındığı binaların bodrumlarında yakılarak katledilmesine tüm dünya sessiz kalırken, hastane morglarında 150’den fazla cenazenin teşhisi hala yapılamadı. Şehrin dokusuna, yapısına, insan yaşamına, sosyal yaşamına karşı kirli, çirkin bir vandalizmin yaşandığı ilçede binlerce ev yerle bir edildi.

Kentin Yafes Mahallesi’nden çekilen Türk devlet güçleri arkalarında enkaz bıraktı. Mahallede bulunan tüm evler atılan toplardan etkilenirken çok sayıda evde fünye ile yapılan patlamalar sonucu kullanılamaz hale gelmiş durumda. Mahallenin karşısında bulunan çevre yolu üzerinde ve Kadıoğlu okulunda konuşlanan devlet güçlerinin mahalledeki ablukası ise sürüyor. Yüzlerce evin saldırılar nedeniyle kullanılamaz hale geldiği mahallede, saldırıdan etkilenmeyen evler ise talan edildi. Kentte bazı zırhlı araçlarının İdil’e doğru sevk edilirken, konvoyda malzeme taşıyan TIR’ların da olması dikkat çekti. 


Mezarlığa saldırı 

Kentin Dağkapı Mahallesi’nde bulunan Cizre Asri Mezarlığı içerisinde bulunan HPG ve YPG’lilere ait mezarlıklar devlet güçleri tarafından tahrip edildi. Mezarların etrafındaki bariyerler sökülerek mezar taşları balyozlarla kırılmış durumda. Zırhlı araçlar ise sürekli konvoy halinde mezarlık etrafında tur atıyor. 

Kentin Cudi Mahallesi’nde bulunan ve 150’den fazla yurttaşın cenazesinin çıkarıldığı Narin, Akdeniz ve Bostancı sokaklarında da devlet güçlerinin ablukası devam ediyor. Katliamın yapıldığı bölgeye kimse yaklaştırılmazken iş makineleri ve kepçelerin enkaz kaldırma işlemi devam ediyor.


Yağma sürüyor

Yine kentin Yafes Caddesi üzerinde bulunan dükkanların kepenklerini balyozla kıran Kaçakçılık Şube Müdürlüğü’ne bağlı polisler dükkanlarda arama yapıyor. Dükkanlarda bulunan çay, sigara gibi mallara el konuluyor.


260’ın üzerinde insan

Saldırıların başladığı ilk günlerden bu yana Cizre’de halkın yanında olan ve vahşeti tüm dünyaya duyurmaya çalışan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, tespit edilebilen 260’ın üzerinde insanın katledildiğine dikkat çekti. Her türlü hukuki normun ve insani değerin ayaklar altına alındığını kaydeden Sarıyıldız, “Bir taraftan büyük bir vahşet yaşatıldı, diğer taraftan da bu vahşet dışarıdan görülmesin diye yoğun uğraşı verdiler. Bu vahşetin altında kalacağı bir pratik, bir şehir bıraktı ortada. Morglarda hala 150’ye yakın insan cenazesi var ve hiç biri tanınacak durumda değil. İnsan bedenleri kömürleşmiş” dedi.


90’ların çeteleri bile

Devletin, Cizre’de birçok karanlık birim, paramiliter güç; 90’lı yıllarda burada yine ölüm vakalarına karışmış ve ondan sonra tramvatik bir hal almış unsurları kullandığını kaydeden Sarıyıldız, “50-60 yaşlarındaki özel harekat polislerinden söz ediyorum. Bunlar çoktan emekli olanlardır. Vahşetin en yoğun, en kesif halini halkımıza yaşattılar” dedi.


Cizre ile sınırlı kalmayacak

Yaralı, silahsız insanların düşmanlık ve savaş hukukunda olmayan bir duyguyla katledildiğinin altını çizen Sarıyıldız, şunları söyledi: “Çoğunun sesi kayıtlarda mevcuttur. Yarın öbür gün uluslararası suç mahkemelerinin karşısına çıkarılacaklar. Cizre’de insanlığa karşı suç işlendi. Şimdi Cizre’de olup bitenler Cizre’yle sınırlı kalmayacak. Onarılmayacak bir öfke yaratıldı, yüreklerde onarılmayacak bir yara açıldı. Şu an Cizre halkı 120 bin nüfusuyla yaralı ve çok öfkeli. ‘Direnirseniz sizin de sonunuz böyle olur’ mesajı verilmeye çalışıldı. Halkımız bu kirli mesajı aldı, gerekli cevabı elbet verecektir.” 


 ŞIRNAK






Onlar kaybetti


Cizre’deki birinci vahşeti bodrumunda son iletişim kurulan isim olan oğlu DBP PM üyesi Mehmet Yavuzel’i almak için yolları aşarak, Cizre’ye girmek için günlerce nöbet tutan Hanım Yavuzel, isyanıyla, çığlığıyla ‘cesaret anası’ olarak kazındı hafızalara. 

Günlerce Nusaybin’de sabahlayan Hanım Yavuzel, şimdi şehir şehir morgları dolaşıyor. Anne Yavuzel, “Çocuklarımıza karşı büyük bir zulüm ve katliam yapıldı. Gözleri çıkarılmış, kafaları parçalanmış, göğüsleri kurşunlarla parçalanmış, tanınmayacak durumdular. Bütün hastaneleri tek tek gezdim, bütün cenazeleri gördüm, gözlerimin önünden gitmiyorlar” dedi. 

14 yaşlarında çocuklar var


“Hangi morga gidersem bir çekmece açılıyor içerisinde bedeni parçalanmış 14 yaşlarında gençler var. Bedenleri parçalanmış, nasıl bakacağımı bilmiyorum. Gördüklerimi size nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Vahşet! vahşet! vahşet!” diyen anne Yavuzel, şöyle devam etti: Molozları boşaltıyorlar gençlerimizin kemikleri, başları, kolları ve bacakları çıkıyor. Bu anneler nasıl dayanacak. Annelerinin yüreği yansın ki bizim nasıl bir acı çektiğimizi anlarlar. Herkes gelsin Kürt annelerinin gözlerine baksın, gelsinler Mehmet’imin gözlerine baksınlar. Kanımın son damlasında kadar şehitlerimizin arkasında olacağım.”

Ben paramparça olsaydım

Vahşeti anlatamadığını, yetersiz kaldığını belirten Hanım Yavuzel, “Parçalamışlar, paramparça etmişler. Ben paramparça olsaydım da… Bizlere bu acıları yaşatanlar inşallah kendileri de yaşar. Onlar altında kaldılar. Biz kazandık onlar kaybetti. Kürdistan halkının başı sağolsun” diyebildi.


Tek devlet 2 kardeşi de aldı


Cizre’de iki ayrı “yasak”ta katledilen iki kardeş Mehmet ve Selman Erdoğan’ın hikayesi, Türk devletinin Kürtler için anlamını ifade etmeye yetiyor.

Türk işgal güçleri, Cizre’de ilan edilen ilk “sokağa çıkma yasağı”nın kaldırıldığı son gün evinden ekmek almak için dışarı çıkan Mehmet Erdoğan’ı (75) zırhlı araçtan ateş açarak vurdu. Araçtan inen Türk işgal güçleri, yaralı olarak yerde yatan Erdoğan’ı tarayarak katletti. İkinci yasakta ise kardeşi Selman Erdoğan (37) katledildi. 


Kürt’ün tabladaki cenazesi

Hurdacılıkla geçimini sağlayan Erdoğan Ailesi’nin hurda taşımak için kullandığı tablası Selman Erdoğan’ın katledildiği gün ayrı bir trajedi olarak televizyonlarda izlenmişti. O gün Kürtlerin cenazelerinin tablalarda taşındığı gerçeğiyle yüzleşilirken Türk devlet güçleri, cenazeyi taşıyan halkı da tarayarak, vahşet bodrumlarının startını vermişti. Tablasında cenazelerini taşıyan Selman Erdoğan da o gün tablasındaki cenazelerin yanında katledildi. 6 çocuk babası olan Selman Erdoğan’ın en büyük çocuğu 14 yaşında, en küçüğü ise 5 aylık. Cizre’deki evi ise şu an harabeye dönmüş durumda. 


Kerdeşleri Ahmet anlatıyor

Mehmet ve Selman’ın kardeşi Ahmet Erdoğan, yaşadıklarını anlattı: “Güçlükonak’a bağlı Ewênê köyündeniz. 1994 yılında köyümüz devlet tarafından boşaltıldığında Cizre’ye göç ettik. 6 kardeş Cudi Mahallesi’nde yaşıyorduk. Cizre’ye uygulanan birinci sokağa çıkma yasağında bizler Cizre’deydik. 9 günlük yasağın ardında akşam vali açıklama yaparak sabah yasağın kalkacağını söyledi. Abim Mehmet Erdoğan da sabah alış-veriş yapmak için evden çıktı. Nuh Camisi’nde namazını kıldıktan sonra ekmek alıp eve gelmeye çalışırken; Marinos Sokak’ta panzerle karşılaşıyor. Panzerden ateş açılıyor. Bir kurşun ayağına bir kurşun da koluna isabet ediyor. Bu olanları yukarıdaki binalardan insanlar görüyor. Ondan sonra panzer yoluna devam edip gidiyor. Ancak daha sonra dönüp yanına gidiyorlar ve kafasına onlarca kurşun sıkıyorlar. Bunlar otopsi raporunda da var.



Tablasını ve iki battaniye getiriyor 


Cizre’ye uygulanan ikinci sokağa çıkma yasağında da 18 gün ilçede kaldık. Ancak artık çare kalmayınca bizler çıktık. Selman ise Şah Mahallesi’nde kaldı. Orada birçok insan vardı. Onlara yardımcı oluyordu. İnsanlara ekmek falan temin ediyordu. Korkusuz bir insandı. Cudi Mahallesi’ndeki birçok yaralı ve cenazeyi o çıkardı, orada. Vurulmasından önceki akşam da telefonla konuştum. Ekmek anlamaya çıktığını söyledi. Ertesi gün cenazeleri almak için mahalleye gidiyorlar. Cenazelerin olduğu yere vardıklarında taşımak için bir şey olmayınca o evine giderek tablasını ve iki battaniye getiriyor.


Panzer yavaş yavaş ilerliyor

Cenazeyi alarak taziye evinin oraya geldiklerinde başka bir cenaze görüyorlar. Onu da bir engelli arabasına koyarak gelmeye başlıyorlar. Caddeye geldiklerinde onları taramaya başlıyorlar. Zaten Abdulhamit Poçal orada başından vurularak yaşamını yitiriyor. Aralarında Selman’ın da olduğu 10 kişi de yaralanıyor. Onları da o cenazelerin olduğu araçlarla taşımaya başlıyorlar. Panzer öne düşerek ‘bizi takip edin’ diyor. Onlar kan kaybederken panzer yavaş yavaş yol alıyor. Zaten kaybediyorlar. Oradan kaymakamlığa 15 dakikada geliyorlar. Ama 2 dakikalık bir yol bile değil. Orada onları üst üste atmaya başlıyorlar. Küfür ediyorlar, dövüyorlar. Başlarına tekmeler atıyorlar. Yaklaşık 20 dakika da orada bekletiyorlar. Daha sonra yola doğru götürünce zaten Selman yaşamını yitirmiş oluyor.


Ne diyelim...

Ortada bir cenaze varsa kim olursa gider onu alır. Bu da cenazeleri almaya gidiyor. Milletvekilinin yanında tarıyorlar. Ne diyelim... Allah’a havale ediyoruz. Ağabeyim Mehmet ise hafızdı. Öğrencileri vardı. Devamlı mezarlığa giderek Kur’an okuyordu. Hatta mezarlıktaki çiçekleri de o ekmişti. Sürekli gidip onları suluyordu. Bunu bir görev olarak görüyordu. Huzur buluyordu bu işte. 75 yaşındaki bir insandı...