Cizre’de 27 Aralık 2014’te başlayan olaylarda şu ana kadar 7 kişi hayatını kaybetti, 5’i çocuk; Yasin Özer 19 yaşındaydı; Barış Dalmış 15 yaşındaydı; Ümit Kurt 14 yaşındaydı; Muhammed Soğan 12 yaşındaydı.
14 Ocak günü öldürülen Nihat Kazanhan 12 yaşındaydı. Nihat, Hatip Dicle’nin Öcalan’ın halka-gençliğe “yüzünüzü kapatmayın, sağduyulu olun” çağrısını ilettikten dakikalar sonra öldürüldü. Gördü tanıkları “Polis yanımıza kobra ve akrep tipi iki zırhlı araç ile geldi. Çocuklar da karşıda oyun oynuyorlardı. Çocukların yakınına gittiler. Polis çocuklara, ‘siz taş attığınız sürece biz size kurşun atacağız’ dediler. Önce gaz bombası attılar ardından kurşunla o çocuğun vurulduğunu gördük…”
Hükümet, ‘’ya teslim olacaksınız, sokakları boşaltacaksınız ya da çocukta olsa böyle öldürürüm’’ mesajı veriyor.
İmralı Heyet üyesi Sırrı Süreyya Önder 6-8 Ekim’deki polis terörü için “Kobanê için toplanan kalabalığı sürekli gazlayan bir jandarma refleksinin başka bir refleksi tetikleyeceğini bilenler bunun çapını da az çok tahmin etmektedirler” diyor. Önder devamla “Güvenlik Paketi” için “okuyanın hükümet sözcüsü olması, yapılanın bir darbe olmadığı anlamına gelmez” dedi.
Hatip Dicle Cizre’de yaşananlar için şunu söylüyordu: “Ortada üçüncü bir güç var o da ‘paralel yapı’. Bu yapı çözüm sürecinin en büyük karşıtı.” Gazetecinin “elinizde bir belge var mı” sorusuna “çok sayıda” yanıtını vermiş. Elindeki belgeleri açıklamayan Hatip Dicle adres veriyor: “Yabancı istihbarat örgütleri olabilir”. Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da hükümet de “olayların arkasında yabancı güçler var” diyor.
14 Ocak günü Cizre’ye gelen İmralı Heyeti üyesi Hatip Dicle benzer açıklamayı tekrarladı ve ardından Öcalan’ın şu mesajını iletti: “6-7-8 Ekim’i hepimiz yaşadık, artık tanklar-toplar caddelere çıkmıştı ve eğer biz müdahale etmeseydik bir hafta içinde darbe olurdu”. 6-8 Ekim’de tank-top ve askerleri Amed’de, Batman’da caddelere salan, askerleri sokaklara süren AKP Hükümetiydi. İşleyen ne darbe mekaniğiydi ne de ortada yabancı istihbarat güçleri vardı. Dicle devamında “Bu paralel denen yapının bu çözümü istemediklerini, baltalamak istediklerini, medyalarını da açın göreceksiniz” diyordu. Ortada ne bir cemaat var ne de üçüncü istihbarat güçleri. Ortada AKP polisinin-paramiliter güçlerinin terörü ve yönlendirmesi var.
Bir haftadır Cizre’deyim. Bu yaklaşımlar kafa karışıklığı ve bulanıklılığı oluşturmuş durumda. Kafa karışıklığı nedeniyle YDG-H’nin çağrıları yerini bulmuyor ve onbinler sokağa çıkarak bu saldırılara tavır almıyor.
Dicle, ardından Öcalan’ın şu mesajını iletti: “Milim dahil barış umudu varsa ben bu masadan kalkmayacağım. Bu görüşmeleri sürdüreceğim”. Öcalan, AKP ile masada oturabilir. Ancak halk, bu masada Öcalan’ın elini güçlendirmek için sokakta olmaya devam edecek gibi. Manipüle eden ve saptıran yaklaşımlardan uzak durmak gerekiyor.
AKP, İmralı heyeti üzerinden kendi mekaniğini işletmeye çalışıyor. “Paralel yapının işi”, “hükümete karşı darbe makaniği devrede” açıklamaları ve ne zaman hükümetin IŞİD ortaklığı, IŞİD üzerinden saldırısı yaşansa “çözümün yol haritası ortaya çıktı”, “müzakere trafiği hızlandı” demek açık ki bir algı yönetimidir.
Bu algı yönetiminin birkaç amacı var:
A-) Maksat Kobanê’de kurulan uluslararası ittifak ilişkilerini bozmak; B-) İttifak ilişkileri bozulursa ulusal kongre’nin toplanmaz; C-) Kobanê DAİŞ’e teslim olur; D-) KCK, AKP’ye mecbur edilmiş olur; D-) Hüda-Par üzerinden bir iç savaş görüntüsü oluşturarak sokağın demokratik sesini yok etmek.
Daha doğru bir ifade ile AKP Hükümeti İmralı üzerinden Kürt hareketini bölgesel ve ulusal çıkarlarına yedekleme ve Kobanê’de kurulan ittifak ilişkilerini bozma çabası içinde.
Davutoğlu, Nihat’ın katledilmesi için “polisimiz gaz bombası atmadı. Polisin kurşunu ile ölmedi, provokatörlerin işi” diyerek saldırıların devam edeceğinin sinyalini veriyor.
Halk ve Kürt hareketi uyanık ve hükümetin oynadığı oyunun farkındadır; 6-8 Ekim’de ortaya konulan direniş ve Cizre’deki demokratik mücadele oyunu sokakta bozuyor.
Hükümet ve devlet tek başlı ve tutum tek iken Kürt tarafı maalesef çok başlı ve söylem ikili…